8/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2018 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2018 21:03
“Gece” Okuması kolay ancak anlaması ve anlamlandırması tam tersine zor bir kitap. Metin T. abinin sürekli değindiği “derin okuma” durumunun en lazım olduğu kitaplardan birisi. Belli bir edebiyat, felsefe birikimine sahip olmak gerekiyor sanırım bu kitabı anlamak ve anlamlandırmak için. Ancak bu demek değildir ki bu birikimlere yeterince sahip olmayan okurlar bu kitaptan bir şey çıkaramaz, bulamaz. Zaten yazarın da bir röportajında dediği gibi “Her okurun bir metinde bulunabilecek her şeyi görmesi söz konusu değil; kimi buna takılır, kimi ona takılır, kimi onu görür, kimi bunu görür. Ama dediğimiz gibi değişik okurların okumaları günün birinde bir araya gelince ya da gelirse, bir yazarın yapıtları üzerine biraz daha geniş, daha ayrıntılı sözler edilmiş olur.” her okur farklı anlamlar farklı duygular bulacaktır bu kitapta. Ayrıca bizim okur toplantılarının da amacı budur. Başlarda anlamlandırmak güçtü benim için gece, gündüz, çatışmak, durmak, aydınlık karanlık… Birçok terim vardı. Bir bölümde gece ile gündüz çatışıyordu. “Bir uçtan ‘Gündüz’ diye bir ses çıktı bütün ağızlardan. Karşı uçtan, hep bir ağızdan ‘Gece’ diye karşılık verildi. Bu sözler kafamı bir daha karıştırdı. Sonra silahlar teker teker kalkmağa başladı." Buradan sonra biraz daha oturdu bazı şeyler. Karşıt durumlar ön planda. Ben buradaki çatışma iyi ile kötü, toplum ile toplumun dışına itilmiş kişiler olarak algıladım. Ayrıca bu bölümlerde yazarın darbe dönemlerinden etkilendiğini hayatını az çok bilenler o dönemlerin izlerini görecektir. Gecenin işçileri tabiri çoğu yerde geçiyor. Kim bu gecenin işçileri diye sorduğumuzda karşımıza cevap olarak ““Gecenin işçileri içinde, zincir, sopa, kamçı, ip taşımayan bir küme vardır. Bunların tek savutu, koltuklarının altındaki, şiş kadar uzun, şiş kadar ince kamaları; bu kamaları da sanki taşımazlar, etlerinin bir parçası haline getirirler. Kollarını kavuşturmuş, elleriyle koltuk altlarını hafif hafif okşamalarına bakan, ister istemez öyle düşünür. Pek seyrek kullanırlar bu kamayı. Asıl işleri başkadır; bu işlerini görürlerken de tedirgin edilecek olurlarsa, kendilerini tedirgin edenleri ortadan kaldırmak için başka yollar, doğal yollar kullanmayı yeğlerler." bu alıntı çıkıyor. Bu alıntıdan anlaşılacağı gibi baskı dönemlerine atıfta bulunuyor yazar. Farklı görüşlerin, düşüncelerin, kişilerin işkencelerle, zorlamalarla, baskılarla susturulmasına atıfta bulunuyor. Zaman zaman Kafka’nın Dönüşüm’üne (#26958459 ) zaman zaman Camus’nün Yabancı’sında ki Meursault karakterine (#26977710) atıfta bulunuyor yazar. Bazen bireysel, bazen toplumsal olarak verir mesajlarını. Bireyin yanlızlaşması toplumdan kendini soyutlaması ön plandadır. Çok farklı bir okuma deneyimi sunacak bir kitap Gece. Ancak kendi adıma anlamlandırmak güç bir kitap. Çok eksik var bu incelemede farkındayım. Edebi olarak, felsefik olarak yapılmış birbirinden güzel incelemeler var. Ben de olaya biraz farklı bir yönden bakmak istedim ve bu şekilde bir şeyler çıktı. Hepinize keyifli okumalar diliyorum.
Etkinlik
GeceBilge Karasu · Metis Yayınları · 20202,845 okunma
··
324 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Değerli Selman, bazıları ekspresyonist bulurken bazıları empresyonist bulmuş. Edebiyatta okuma böyle bir şey işte. Sen sanki empresyonist bulmuşsun. Bir de zıtlıklar üstünden algılamışsın. Bak bunu da bir yere not etmek lazım. Ortada hiç bir olay yok aslında. Ben var. Var olmaya çalışan bir ben anlatılmış. Bir yüzleşme vardı öyküde. İlk kendisiyleydi bu yüzleşme. Aydınlığın değil karanlığın tercih edildiği bir haleti ruhiyede. Yüreğine sağlık.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Karasu'nun içinde karanlık zaten vardı darbe tuzu biberi oldu herhalde abi. 75-76 da yazılmış ama 85'de yayımlanmış herhalde öyle bir şeyler okumuştum. O ara değişiklikler yapmışdır belki :)