"Bazı şiirler sessiz okunur, çünkü bulaşıcı."
"Afrika'da yaşıyor." Öyle yazıyor şairin biyografisinde, ve dizelerinde de yer yer Afrika: "Karşısında durdum Afrika'nın /Burkina İstanbul camisinin o toprak yolunda." O kimsesiz Afrika, "Sen uzak ülkelerin, uzun yürümelerin kadını."
Canım İbrahim Tenekeci düştü aklıma:
"Kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi,
Ölürken çocuklar o güzel Afrika'da."
Şeyh Galip'in dizeleri ile başlıyor kitap:
"Hiç aşktan özge şey revâ mı
Sarf etmeye gevher-i kelâmı"
Ve "Yeniden başlayanlar" için bir şiir karşılıyor bizi:
"Ol de Allah'ım senin olayım
İyi gelecek şiirlerim olsun soğuk algınlığına
Üşümüş kalplere bir çıra
Bir günaydın gibi, nicesin gibi, merhaba
Birazcık teselli alınganlara."
Ne büyük incelik üşüyen kalplere şiirler sunmak ve iyi gelmesini dilemek!
"İncelik yakıyor canımı," der Şükrü Erbaş,
Oysa incelik ısıttı içimi.
"Sen her sabah kapısının önünü süpüren merhamet
Merhaba kalbin bilirkişisi"
"Günaydın büyük güzellik. Acı sonsuzluk merhaba," diyen Şükrü Erbaş, "Ey güzel yüzlerini getiren sabah, merhaba!" dizesiyle Hasan Hüseyin Korkmazgil, Ve her sabah "merhaba hüzün"
"merhaba yalnızlık" diyerek başlarsın hayata, sözleriyle Ahmet Telli düştü aklıma. Ama hepsinden acısı Umay Umay, "O kadar yakınlar ki soğuk vedaya,
Artık işe yaramayacak hiçbir merhaba."
Yaramayacak mı sahiden?
Umutsuz nasıl başlarız yeni bir sabaha?
"Burada başlıyor yanmaya insan, yoksa sen
Ateşi cehennemde mi sandın!"
Öyle acılar var ki ölmeden ölüyor insan.
Öyle acılar var ki yaşamadan ölüyor insan.
Bir söz okumuştum, hatırlamıyorum nerede, "Belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir," diye. Yaşadığımız hayatları düşününce, cenneti olmadığı gerçek. Şahit olduğumuz hayatlara gelince, cehennemi olmasa da ön gösterimi olsa gerek! "Bir mürşidimiz kalmamış üstümüzü örten büyük acılardan başka." Bir de aklımız vardı, onu da yitiriyoruz yavaş yavaş. "Aklı başında olan bizden değildir."
"Okuyanı kalmamış mesnevi gibi yalnız
Ziyaretçisi kalmamış bir mezar kadar içliyiz." Ne benzetme ama değil mi! "İçimizde her birimizin ölü bir deniz." "Kul sıkıştı, Hızır neredesin?" Yeterince mi sıkışmadık yoksa bizi izleyen bir Hızırımız mı olmadı? Doluya koysak almadı, boşa koysak dolmadı. "Olmayınca olmuyor," deyip gitmek de vardı. "Olunca da olmuyormuş meğer."
İnce bir kitaptı.
Hem hacim olarak,
Hem meal"ince"
Bir çırpıda biterdi de, bizde o incelik kalmadı.
Bayram yoldaşım olacaktı sözde kendisi,
Biraz geç oldu, en çok da güç.