Plasebo Etkisi
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 10:25
Kitap hayatının temas noktalarını ve bağlantılarını sorgulatıyor. Yaşarken kendini bir kenara iterek başkalarını mutlu etmeye adanmış hayat hikayeleri üzerinden kendinize çıkan bir yol bulabilirsiniz. Tıp dili ile değil tamamen insani bir lisan ile kaleme alınması da rahatlatıcı etki yapıyor. Yanlış örülmüş bir örgüyü söker gibi ipin ucunu bir çekin şişten ve izleyin neler olduğunu. Kendi yüzünüze acımadan bakabilecek misiniz, bakalım! Öyle ya da böyle herkes acı çeker. Ama... İnsanlar sınırları belirsizleştiğinde daha çok acı çekerler. Sınırlarını öğrenmekse bir hayat boyu sürer. Çünkü, Sınırlarınızı çiğnerler... Nereden geldiklerini ve neden sizi seçtiklerini kaybettikten sonra anlarsınız. Issız bir ülke gibi sınırlarınızla baş başa kalınca... Hücrelerinizde olup biten her şey değişir. Mevsim değişir. İklim değişir. Hayat sizi hasta edinceye kadar değişim sürer. Boş duvarlarınızı aynalarla kaplarsınız. Tek parça dev boyutlu aynalar. Artık sadece siz varsınız. Işıkta yansıyan o dev aynalardaki görüntüyü kendiniz sanarak oyalanırsınız bir süre daha. Sonra aynaların hepsi bir anda kırılır. Paramparça olur. Ölüm kırılan aynaların içinde kaybolmaktır. Hayatın dibine batmaktır. Toprağa saplanmaktır. Bir yere koyulmaktır. Sabit kalmaktır. Yaşarken sabit kalamazsınız. Ağırlık merkezinizi bulana kadar yükselir ve alçalırsınız. Fizik der ki; Bir cismin ağırlık merkezi, cismin her durumda dengesini sağladığı noktadır. Hayatımızın ağırlık noktasında ne var peki, tabii ki sevgi. Yokluğu veya azlığı kadar overdose olması da hayatımızı tartıyor. Bir kefede 'ben', karşıda dünyanın geri kalanı. Sevgi hangi tarafta dengeyi bozuyorsa bir kefede fazla olan şey diğer tarafta eksik demektir. Alan memnun veren suçlu mu? Değil. Alan da memnun değil, veren de suçlu değil. Sürekli bir alışveriş bu. Tahtarevalli boşken dengede değildir. Denge için hassas şartlar gerekir. Her okuduğum kitabın ve her yazdığım cümlenin sonu dengeye varıyor. Hayatın benim anlayabildiğim tek kuralı bu sanırım. Eksik olan çabalıyor ki denge sağlansın. Daha çok eksilerek artıya çıkamazsın. Kefesi dolu olanların dönüp baktiği yok ki. Onlar manzaranın tadını çıkarıyor. Senden almış ya da sen canıgönülden vermişsin fark etmez. Bu, dengeyi bozuyor mu, evet! Sürekli vererek dengede kalamazsın. Bu metafor her yerde çalışır. Almak-Vermek dengesi koyabiliriz adını ama Borç - Alacak dengesi diyemeyiz buna. Çünkü hayat alışveriş mantığında sürmüyor. Sen çok verdin al sana diyen yok. Ay bende çok var, bu da senin diyen de o kadar az ki! Eksiği de fazlası da şifa seviyesini ıskalıyor. Hani ilaç ve doz dengesi gibi Vücut nihayetinde bir makine olsa da beden ve zihin bütünlüğü olmazsa ipin ucu kaçıyor. Yaşama sevinci denen şeyin yakıtı da sevgi. Birini sevmekten bahsetmiyorum. Yaptığın her şeyi nasıl yaptığını düşünmeni sağlamaya çalışıyorum. Merkeze kendini koy ve sırala: Bugün kaç adım attın? Kaç insana gülümsedin? Kimlere kızdın ama söylemedin? Neleri içine gömdün, üstünü örttün? Hiç kimseye sarıldın mı? Kendine ödül/ceza verdin mi? Kaç para harcadın? Saçın bugün nasıldı? Bulaşıkları makineye dizerken ne düşündün? Başını yastığına koyarken aklında neler vardı? Rüyanda hangi canavarlara boğuştun, hangi uçurumlardan aşağı uçtun, hangi odalarda kapalı kaldın? Durakta beklerken önünden kaç taksi geçti? Bakın ne diyor : "Dış görünümün bittiği noktada, enerji yüklü bir ifade yer alır. Sınırları sadece sözlü olarak bildiririz, fakat bence sözlü olmayan enerji yüklü bir ifade biçimimiz de var. Sınırlar, görünmez, kim olduğumuzu tanımlayan bilinçli, içsel bir hissiyatını sonucudur." (s. 361) Alın size enaaarjiiiiiğğ:) Neden sevdiğini bilmeden neleri çılgınca seviyorsun ve kendini tutmaya gerek duymadan neleri yapmaya devam ediyorsun, bunu düşün... İşte senin ağırlık noktan onlar demek istiyor yukarıdaki alıntı. Senin dairen, etki - tepki alanın kaç metrekare mesela, enerji alanın? Negatifin mi çok pozitifin mi Hayatımda ve ilişkilerimde ne arzuluyorum, neyin daha çok veya daha az olmasını istiyorum, veya neyi istemiyorum, belirlenmiş sınırlarım neler? sorusunu kendi kendinize sormanızla başlar süreç... "Bu kendini tanımlama sürecinde, içsel bir öz referans noktasından hareketle bu belirli zamanda ne kadar değerimiz olduğunu ve hayatta ne istediğimizi tanımlarız; kontrol odağı kendi içimizden gelir." alın işte, ben size hep demiyor muyum, iç motivasyon :) " Ancak bildiğimiz şeyleri yapabiliriz." nasıl güçlü bir cümle. Klişe gibi ama sağlam bir cümle. Herkesin bildiği bir söz gibi ama herkesin yapamadığı şeyleri işaret etmesi, di mi? Ancak bildiğimiz şeyleri yapabiliriz ve ancak nedenini bilmeden veya önemsemeden çılgınca severek yaptığımız şeyler bizi hayata bağlıyor. Zorlama şeyler değil, mecbur hissettiklerimiz değil, madalya kazandıklarımız değil, rozetlerimiz değil, ... Sahiplenmenize, doğrulamanıza, onaya gerek olmayan hafif bişeyler işte. Söz konusu iyileşmekse başlangıç noktası burası. Eksildiğiniz yerde durmayın. Olmayanı zorlamayın. Her şeyi öyle içinize içinize atmayın. Ben demiyorum, kitap diyor. Tam bir şifacı. Gabor Mate. Okuyunuz efendim. Okumak da ilaç gibi. İyileştirici. Tam toparlayamadım sanki ama Dağınık kalsın. Her şeye yetişemiyorum. Böyle seviyorum. Samuel Beckett ile bitirelim : "Dünya'dasın. Bunun bir tedavisi yok." Gabor Mate Vücudunuz Hayır Diyorsa
Psikoloji
Vücudunuz Hayır DiyorsaGabor Mate · İletişim Yayıncılık · 20202,215 okunma
··
1 +1'leme
·
2.170 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kimin sizden incindiği sizinle ilgili değildir ta ki siz onu gerçekten incitinceye kadar... Peki ya, inciten de, incinen de bizsek; yani bunu kendimizden hiç beklemediysek... Burada sarpasarıyor... İnsan her şeyden bedensel ve ruhsal bir çıkış yolu bulabiliyor ama kendini hayâl kırıklığına uğratırsa, intikamı acı oluyor... Bizi dehşete düşüren, 'nasıl yapabildiğimiz'dir. Bizi yerlerde süründüren... Geriye kalan ne varsa dekor ve sahnedir... Bu incelemenin her cümlesi alıntılanabilir ama şu cümlelere kayıtsız kalmak imkânsız; "Bir kefede 'ben', karşıda dünyanın geri kalanı. Sevgi hangi tarafta dengeyi bozuyorsa bir kefede fazla olan şey diğer tarafta eksik demektir." Sevgi ve samimiyet... İnsan samimiyse, baştan aşağı sevgidir. Çünkü damarlarını besleyen şey o'dur. Olağanüstü olan şey, gerçeksen, kendinsin ve yalnız sana özgü bir sevgi tanımı var... Okuduğun eserlerin çoğuna bir yaşam alanı açabilmen ve bu birlikteliği bize de duyurabilmen o kadar keyifli ki... Bir Özlem daha yok🎙❤
Özlem
Gönderi Sahibi
/Ö z l e م/ iyidir Özlemler, kimseye zararları yoktur kendilerinden başka😍🥰