Bir çocuk kitabını kendi küçük yiğenimden dinledim o kadar heyecanla anlattık ki bana “teyze biliyor musun Yüksel diye bir çocuk herkes ona Lo diyor hatta çadırda yaşıyorlar biz sadece depremde kalmıştık ama onlar sürekli orada kalıyor ve okula gitmek en büyük hayali…”
Çok durgundu benım küçük yiğenim Şermin Yaşar ablasının yazdığı hikayedeki Lo’ya hem çok üzülmüş sonra onunla gurur duymuş sonra yine üzülmüş çadırda yaşamak nasıl bir şeymiş uzun süre, peki hala öyle çocuklar var mıymış? okula gitmek zaten gerekli değil miymiş? kötü Çavuş! aslında onu dinleseydi… teyze biliyor musun büyükler bazen çocukları hiç dinlemiyormuş…
Benim güzel kızım evet biz yetişkinler bazen değil aslında merakımızı kaybettiğimiz için sizin güzel meraklarınıza duygularınıza şaşırmayı unuttuk çünkü aslında bizde şaşırmayı unuttuk!
Her şey o kadar sıradan rutin otomatik oldu ki biz duyguyu unuttuk.
Kendimize büyük dedik büyüdük dedik bir zamanlar çocuk olduğumuzu unuttuk.
Sonra çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu unuttuk
Çocukluğun nasıl güzel saf masum bir zaman olduğunu unuttuk…
Benim küçük yeğenim tatlı kızım bugün bana tekrar çocukluğumu verdi, büyüklerin gözüne girmek için çabaladığımız günleri, o büyük mahalleleri sokakları oyunları heyecanları verdi.
Şermin ablası ona daha büyük bir hediye verdi empati yapmayı, ne olursa olsun sevginin her şeyi güzelleştirdiğini, istediği ve inandığı şeyler için çabalaması gerektiğini ve elde ettiğinde ona sahip çıkması gerektiğini öğretti…
Büyüklerin bile zaman zaman unuttuğu hatalarından ders çıkarmayı bugün benim tatlı yeğenim öğrendi, gönül almayı öğrendi, hayvanları korumayı onları büyüklerden koruması gerektiğini öğrendi!
Çok hüzünlüydü ama umut etmeyi öğrendi çünkü Lo büyüdü ve okula gitmeyen gidemeyen bir sürü çocuğa yardım edecekti bunu öğrendi..
Ben ne mi öğrendim; biz büyürken, şaşırmayı unuturken, merakımız yerini duyarsızlığa bırakırken, çocuk olduğumuz zamanlarda büyüklerin bizim için ilham olduğunu onların yüzlerine bakıp büyüdüğümüzü unutarak çocuklarımızı dinlemediğimizi onların meraklarına ortak olmadığımızı öğrendim.
Heyecanlarına katılmak, oyunlar oynamak, hikayeler anlatmak, elektronikten uzaklaştırıp gerçek duygulara temas etmek çok kıymetli.
Şimdi ben bu kitabı okuyup küçük tatlı yeğenime Lo ‘yla gurur duydum birtanem bizde onlar için bir şeyler yapalım dedim, o da bana peki teyze burda kar yağdı leylekler boşa mı geldiler şimdi yuvalarına dedi. Şimdi ben bu tatlı çocuğa iklim krizi ona da biz yetişkinler sebep oldu dedim mi.!?!?!?!