Dilinin ağır ve uzun cümlelerle dolu ve çok fazla karakterlerin olması,bunların birbirlerine bağlanması yer yer kafa karıştırıp bizi kitaptan uzaklaştırsa da anlatımı dönemine göre akıcı ve belli bir sayfadan sonra dikkatimizi çekecek olayların başlaması ile keyfe dönüşecek bir kitap. Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın eserini hiç okumamıştım ama sayfaları ilerledikçe şunu düşünmeye başladım: Nasıl bir insan saat üzerinden toplumumuzda yer alan ikilemlere( Doğu-Batı, hayal-gerçek…)değinebilir?Nasıl bir insan bir kurum üzerinden bürokrasiyi aynı zamanda binanın mimarisinden yola çıkarak dönemleri okuyucuya eleştirebilir? Ve nasıl bir insan tüm karakterlere birden fazla semboller yükleyip okuyucuya farklı farklı bakış açısı kazandırır ki?
Ben hasta değilim sadece talihsiz bir adamım diyen Hayri İrdal’ a üzülürken; Nuri Efendi’ ye hayran olabiliyor; Halit Ayarcı’nın kıvrak zekasına şaşırabiliyor; anlatılan hazine hikayelerine yok artık diyebiliyor; halaya gülebiliyorsunuz. Her türden duyguyu yaşatan, neredeyse bütün toplumlara ait problemleri ironik bir şekilde anlatan okunası bir esermiş Saatleri Ayarlama Enstitüsü .
Hayal dünyası alkışlanası bir yazarmış Ahmet Hamdi Tanpınar . Kendisiyle geç tanışmanın verdiği üzüntü ile Edebiyat tarihimizi oluşturan yazarları dilini anlamayacağımız kaygısıyla görmezden gelmemeli ve onlara gereken değeri vermeliyiz diyorum .
Gerçekten dediği gibi talihsiz mi yoksa hasta mı Hayri İrdal merak edenlere tavsiye edilir efendim. Sağlıkla kalın, kitapla kalın .