Kuyucaklı Yusuf; koca bir toplumun bağrında yalnız kalan bir çocuğun ‘Yusuf’un öyküsüdür.
Kitabı bana bir sene önce ablam tavsiye etmişti fakat yeni okumuş olmak beni çok üzdü keşke daha önce okumuş olsaydım dediğim bir kitap oldu, Sabahattin Ali’nin 1937 yılında kaleme aldığı ilk romanıdır.
..Kitabın konusu Yusuf daha dokuz yaşında anne ve babasını kaybetmiş Olay yerine gelen Kaymakam Selahattin Bey hem Yusuf’un kimsesi olmaması hem de erkek evlat sahibi olmaması nedeniyle Yusuf’u evlatlık ediniyor. Kaymakam Selahattin Bey’in birde küçük bir kızı vardır, Muazzez.
Muazzez küçükken Yusufla çok iyi anlaşıyorlar fakat daha sonra aralarındaki bu ağabey-kardeş ilişkisi aşka dönüşüyor. Adaletsizlik ve yozlaşma sebeplerinden ortaya çıkan eşitsizlik kitabın başından sonuna kadar kendini hissettiriyor..
Kitapta Muazzez'in yaşadığı psikolojik travmalar, yaptığı onca şeylere rağmen kendini haklı bulmaya çalışması, her şeyi sırf Yusuf mutlu olsun diye yaptığını düşünmesi. Oysa altta ki asıl neden, kendini o hayata ait hissedip Yusuf'u bahane etmesiydi. Çok garip değil mi? Bazen insan yapmaması gereken bir şeyi yaptığı zaman başka bahaneler üretip arkasına saklanır. Muazzez de bahaneler arkasına saklandı.
Kimsenin pek konuşmadığı ama beni çok üzen ölümlerden biri de Ali’nin ölümüydü, adaletin yerini bulamaması beni daha da üzmüştü.
Kitapları asla kıyaslamam, Kürk Mantolu Madanna’nın bıraktığı etkiyi Kuyucaklı Yusuf pek bırakmadı ama mutlaka okunması gereken bir kitap.
Sabahattin Ali