@Rmzi81 sana #271960347 demiştim, bu iletide sana yazdığımı görüp görmediğini bilmiyorum.. belki gördün ve yazdıklarını silmedin belki de henüz sana yazdığım bu iletiyi görmediğin için iletini silmedin.. neyse sonuca bakalım, iletilerini silmediğin için teşekkürler.. bu iletiyi sana alıntıladığım ileti içerisinde senin yazdığın iletilere cevap vermek için yazıyorum.. söylemek istediklerimi dile getirmeden önce şunu da diyeyim; gerek buraya yazdığın iletiler olsun gerek buradaki incelemen olsun hemen hepsinde türk dilini çok kötü kullanıyorsun.. yazım yanlışları, sözcüğe gelen ekin yanlış yazılması.. bunun yanında yazdığın cümlelerin yapıları çok basit, içerikleri çok cılız.. karşı tarafa cevap verme özelinde yazdıkların ise on beş yaşındaki bir çocuğun elinden/ağzından çıkmış gibi.. örnek olarak bkz.; i.hizliresim.com/9lxco1l.png oysa ilahiyat okuyan birinin dile (arapçanın yanında türkçe) vakıf olması, kelime dağarcığının zengin olması, anlatımı canlı, merak uyandırıcı, ilgi çekici, sürükleyici olması gerekmez mi? ülkede hemen her yere üniversite açılmamasının, açılan üniversitelerin ne denli sığ eğitim öğretim verdiğinin maalesef bence tek başına örneği olabilirsin.. peki iletime bu şekilde bir girişi niçin yaptım? seni yazdıklarından bağımsız görece alt etmek, seninle yazdıkların üzerinden dalga geçmek vb.. için mi? hayır, kesinlikle hayır.. bu şekilde bir giriş yapmamın nedeni; senin seviyeni bu iletiyi okuyan senin -ve olursa başka kullanıcıların- görmesi için.. zira bu yukarıda anlattığım seviyede olan birisinin -muhtemelen- zor da olsa anlamasını sağlayacak şekilde bir ileti yazmalı, bu kişiye ve bu kişinin yazdıklarına bu kendi kapasitesinin anlayabileceği bir dille cevap vermeliyim.. umarım bunu başarırım.. bundan sekiz on gün önce sen şu şekil bir ileti yazmıştın; i.hizliresim.com/37uvxnu.png yazdığın bu iletini gördükten sonra ben de sana şu iletiyi yazmıştım; #271369264 bunun üzerine sen önce yazdığın iletiye iletide yazdığının kaynağını eklemiş ( i.hizliresim.com/4uzzsq2.jpeg ) sonra yorumlarda saçmalaman sonrası iletini kaldırmış ve devamında da hesabını gizliye almıştın ( i.hizliresim.com/56wbyeu.png , i.hizliresim.com/kjh62th.png ) hesabını gizliden çıkarıp yeniden bu iletiyi üzerine bu kez ulvi(!) yorumunu da ekleyerek paylaştığını ( i.hizliresim.com/92238mj.png ) bu alıntıladığım gönderi sahibinin senin malum iletini alıntılayıp cevap vermesi üzerine gördüm.. iletinde paylaştığın yazıya gelecek olursak; Mustafa Kemal bu iletindeki sözleri 30 kasım 1929da kendisi ile çankayada röportaj yapan emil ludwigin yaptığı röportajda Mustafa Kemal'in diktatör (doch ist er dictatör) olduğunu söylemesi üzerine söylüyor; #96379005 25 kasım 1929da istanbula gelen ludwig alman büyükelçiliğini ziyaret eder, kendisi için düzenlenen çay partisine katılır ve devamında ankaraya Mustafa Kemal ile röportaj yapmak üzere ankaraya gider.. emil ludwig ve türkiye ziyareti özelinde ek bilgi için bkz. dönemin cumhuriyet gazetesi; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... (s. 1) , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... (s. 2) , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... (s. 2) Mustafa Kemal'i diktatör olarak tanımlayan ludwig aynı röportajında Mustafa Kemal'in diktatör olup olmadığına yönelik kendi düşüncesini direkt/dolaylı olarak sorduğunda ise Mustafa Kemal'in diktatör olmadığını söylemesini, askerlikten ziyade devlet adamı olduğu üzerinde durmasını da söylüyor.. bu röportajı burada uzun uzun anlatmak istemem -anlatamayacağımdan değil konunun bağlamından kopup iyiden iyiye uzamaması için-.. meraklısı, ilgilisi okumak isteyen için emil ludwigin Mustafa Kemal ile yaptığı röportaj için bkz.; #268414940 , cumhuriyet.com.tr/yazarlar/alev-c... şimdi bu yukarıda bahsolunan röportajın yapıldığı ve serbest cumhuriyet fırkasının kurulup kapatıldığı yıllara (1929-1930) üstünkörü bakalım.. -1929- -dünya geneli ekonomik anlamda büyük buhran olmuştur. türkiye de haliyle bu buhrandan etkilenmiştir. -anadolu demiryolu, haydarpaşa limanı satın alınıp kamulaştırılmıştır. -sivasta deprem olmuş 64 kişi ölmüştür. -tendürek, asi resul isyanları olmuştur. -dünya ekonomik buhranının etkilerini azaltmak için türkiyede milli iktisat ve tasarruf cemiyeti kurulmuştur. -ülkenin her yerinde yerli malı kullanılması için meclisten karar çıkarılmıştır. genç türkiye cumhuriyeti ve vatandaşları bu süreçte çokça güçlük yaşamıştır. örneğin 9 haziran 1929da istanbulda bir erkek sefalet yüzünden boğazını keserek intihar etmiştir. bu konuda görece daha detaylı bilgi için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... (sayfa 4, en sağ sütun..) -1930- -iç anadolu ve doğu anadolu bölgesinde çekirge istilası sebepli tarım ürünleri ziyan olmuş, çiftçi maddi olarak zarara uğramıştır. -hakkaride deprem olmuş üç bine yakın ev yıkılmış, hasar görmüş, depremde iki binden fazla vatandaş hayatını kaybetmiştir. -oramar, savur, zeylan, pülümür isyanları olmuştur. -menemende gerici ayaklanma olayı olmuştur. -ankara-sivas demiryolu açılmıştır. -izmirde binlerce liman işletmesi çalışanı greve gitmiş, izmirdeki cumhuriyet halk fırkası binası taşlanmıştır. 1929-1930 yıllarında yukarıda saydığım olumsuz olaylarla mücadele veren Mustafa Kemal ve genç türkiye cumhuriyetinin 1929-1930 yılları öncesinde de başında çok sayıda türlü türlü dert vardır, örneğin; -lozan nüfus mübadelesi sonrası yunanistandan türkiye cumhuriyeti topraklarına gelen yüz binlerce türke barınma, kıyafet, yiyecek, sağlık hizmeti sunma sorunu.. -lozan sonrası muallakta kalan musul-kerkük sorunu ve bu sorunu içerideki isyanları destekleyen ingiltere ile yaşanan sorun.. -fransa ile yaşanan diplomatik sürtüşmeler.. -kolera, tifüs, dizanteri, kızamık, frengi gibi bulaşıcı hastalıklar ile boğuşan türk vatandaşlarını bu illetlerden kurtarmak için yurt geneli zor şartlar altında verilen mücadele.. -istanbul, izmir gibi şehirlerde çıkan yangınlar, meydana gelen seller ve bu doğal afetlerden olumsuz etkilenen vatandaşlara zor şartlara rağmen maddi, manevi yardım etmek.. -ikinci meclise alınmayan birinci meclisteki saltanat, hilafet, ittihatçı gruplara ve bunların söylemlerine karşı mücadele etmek.. kabaca bu yukarıda saydıklarım ile 1930 senesine giren genç türkiye cumhuriyetinin bu saydığım ve saymadığım alanlarda verdiği mücadeleler batı kamuoyunca göz önüne alınmadan direkt türkiye cumhuriyetinin yönetim şekli ele alınmış ve bu yönetim şekline sözde demokrasi, diktatörlük denmiştir.. Mustafa Kemal olayın farkındadır. beş sene önce denediği çoklu partiye geçmeyi 1930 yılında fethi okyar aracılığıyla tekrar dener.. 1929 dünya ekonomik buhranının türkiyedeki olumsuz etkilerini sona erdirmek için devletçiliği savunan cumhuriyet halk fırkasına karşı serbest cumhuriyet fırkasının liberalizmi savunmasına karşı çıkmayacağını söyler, bu tartışmaların yararlı olacağını, bu tartışmalar sayesinde meclisin de denetlenebileceğini söyler.. halk 1929 dünya ekonomik buhranının ülkedeki sıkıntılarının sebebi olarak cumhuriyet halk fırkasını görür.. (ekmek, un fiyatlarının artışı, vergilerin artışı.. vb. sebepler..) bu gibi sebeplerden halk serbest cumhuriyet fırkasına daha sıcak yaklaşırken cumhuriyet halk fırkasına ve hükümetine gittikçe sertleşen bir tavır alıp aldığı bu tavrı devam ettirir.. bu dönemde yapılacak olan belediye seçimleri öncesi yapılan izmir mitinginde halkın yaptığı taşkınlık bardağı taşıran son damla olur.. nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... serbest cumhuriyet fırkası kapatılır.. ikinci çok partili hayata geçiş denemesi de başarısız olmuştur.. gelelim diktatörlük meselesine.. -Mustafa Kemal erzurum, sivas kongrelerinden beri halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla temsil edilmesine önem vermiştir. (seçilen mebusu göndermeyen -yanılmıyorsam- yozgata telgraf çekip mebusu göndermelerini isteyecek kadar..) -Mustafa Kemal düzenli ordudan önce (1920 sonu, 1921 başları) meclisi oluşturup açmıştır. -Mustafa Kemal ismet inönü aracılığıyla fevzi çakmakın lozan antlaşması sonrası günlerde 'ihtilal konseyi' kuralım teklifini reddetmiştir. -bu teklifi reddeden Mustafa Kemal rauf orbayın cumhuriyeti ilan etmek için henüz erkendir vb. sözlerine kulak asmamış cumhuriyeti ilan etmiştir. -Mustafa Kemal halifelik yanlısı refet (bele) paşa ve kazım (karabekir) paşanın önerilerini dikkate almamış hakimiyeti, egemenliği, bağımsızlığı halifelikle bölüştürmeyip tamamını milletin kendisine, meclise, vermiştir. -Mustafa Kemal hemen her dönem her yere yaptığı yurt gezilerinde vatandaşlara bağımsızlığı, özgürlüğü aşılayıcı konuşmalar yapıp onların sahip olduğu hak ve özgürlükleri kendilerine anlatmış, hatırlatmıştır. -Mustafa Kemal serbest cumhuriyet fırkası denemesi başarısız olsa dahi kendisinin konuşmalarından derlenen medeni bilgiler kitabında seçimi, demokrasiyi, oy kullanmayı, seçimin nasıl, neden, ne şekilde olacağını anlatmıştır.. (bu kitap döneminde 1931 yılından itibaren ortaokullarda ders kitabı olarak okutulmuştur..) -Mustafa Kemal kadınlara seçme seçilme hakkı tanımıştır.. .. Mustafa Kemal öncesi osmanlı devletinde 1876-1878 arası ve 1908-1920 arası toplamda 14 sene meclis vardır.. (padişaha bağlı bir alt kurum olarak..) 1913-1918 arasında osmanlı devletinde ittihat terakki tarafınca triumvira (üçlü kuvvet/üçler kuvveti) vardı.. büyük taarruz sonrası milli mücadelenin silahlı mücadele aşamasının sona ermesi sonrası Mustafa Kemal şunlardan herhangi birini yapamaz mıydı? -padişah yönetiminde osmanlı devletini içerisinde önemli bir görev alarak (örneğin harbiye nazırı) devam ettirmek.. -kendisini yeni padişah-halife ilan ederek osmanlı devletini devam ettirmek.. -ittihat terakki benzeri yeni bir triumvira (örneğin Mustafa Kemal (Atatürk) paşa - kazım (karabekir) paşa - fevzi (çakmak) paşa) kurup başında bulunmak.. -astığım astık, kestiğim kestik bir diktatör olmak ve ülkeyi, vatandaşlarını kendi maceralarının peşinde koşturmak.. bence istediğini yapardı.. dönemin anadolu halkı bunların hangisini yaparsa yapsın Mustafa Kemal'in yaptığını kabul ederdi. zira bunlar dönemin anadolu halkının yabancısı olduğu şeyler değildi. (yukarıda bahsettim..) Mustafa Kemal'in milli mücadele sonrası anadolu halkının gözünde prestiji ölçülemeyecek denli büyüktü.. ama o, Mustafa Kemal, bunların hiçbirisini yapmadı, en zor olanını yaptı; millete bağımsızlığını, özgürlüğünü, vatandaşlığını, haklarını verdi.. hürriyeti, bağımsızlığı, kişi hak ve özgürlüklerini hemen her zaman yaptığı yurt gezilerinde gördüğü topluluklara anlattı.. böyle adamdan en kötü tabirle aydın/aydınlanmış diktatör olarak bahsedilir.. kaldı ki onun söyledikleri ve yaptıkları birbiriyle karşılaştırıldığında, yaptığı devrimlerin kendisine mi topluma mı daha fazla yararlı olduğu üzerine düşünüldüğünde bence böyle de -aydın/aydınlanmış diktatör- bahsedilmez.. Mustafa Kemal millete verdiği bağımsızlığı, hürriyeti içeride, dışarıda var olan tüm karşıtlarına hatta en yakın arkadaşlarına karşı bile korudu.. zamanında onun milletine verip karşıtlarına karşı koruduğu bu hak ve özgürlükleri zamanında onun yaptığı gibi kuvvetli olamasa da günümüzün karşıtlarına karşı koruyup kollamak görevi de bugünlerde bize düştü.. (bu görev benim için eşi benzeri olmayan bir onurdur..) Mustafa Kemal ve yaptıkları özelinde ona ve yaptıklarına karşıt söylemleri dile getirerek, örneğin şöyle söylerek; i.hizliresim.com/gdr3elm.png dolaylı saldırmayın, direkt düşmanlığınızı (karşıtlığınızı değil bak..) kendiniz dile getirin.. neymiş? düşüncesinin payı varmış kitaba göre.. neymiş? evet, kitap söylüyormuş.. neymiş? doğruları duyunca saldıracakmışız.. bu arada olur da bana cevap vereceksen mümkünse şu şekil ( i.hizliresim.com/pfv4zqw.png ) sığ, konudan uzak hatta alakasız bir cevap verme.. yukarıda linkini bıraktığım iletinde geçmişi iyi okuyan sana, tarihi buradaki uygulama kullanıcısından daha iyi bildiğini iddia eden sana, yöneticilere itaat, allah ve resulüne itaattir diyen sana, şunları da sorayım; aydında pazar yerini mitralyözle tarayan, öldürdükleri, yaraladıkları kadınların ellerindeki, kollarındaki, boyunlarındaki, kulaklarındaki ziynet eşyalarını alıp kısa süre sonra bu ziynet eşyalarını kendileri pazar kurup bölgedeki erkeklere gülerek, dalga geçerek satmaya çalışan yunan işgal ordusu askerlerine, bursada öldürdükleri hamile kadının karnındaki çocuğun kız mı erkek mi olduğuna dair iddiaya giren yunan işgal ordusu askerlerine, balıkesirde, muğlada, manisada camilere, ahırlara bölge insanını doldurup diri diri yakan işgalci yunan askerlerine karşı konulmamasını isteyen, bunun için bölgeye heyeti nasiha (nasihat heyeti) gönderen yöneticiye itaat, allah ve resulüne itaat midir? işgal edilen bölgelerdeki işgal kuvvetlerine karşı halkın oluşturduğu silahlı milis güce (kuvayi milliye) karşı işgal ordularına destek vermek için kuvayi inzibatiye kurup işgale direnen, malını, canını, namusunu koruyan bölge halkını bastırmaya çalışan yöneticiye itaat, allah ve resulüne itaat midir? işgal edilen ülkesinde kendi huzur ve güvenliğine öncelik vererek halkın yaşadığı sorun sıkıntıları görece öteleyerek damat ferit aracılığıyla ingilizden yardım isteyen, menfaati için insaf dilenen yöneticiye itaat, allah ve resulüne itaat midir? bu arada şurada yazdığına da ( i.hizliresim.com/1zs9snr.png ) falih rıfkı atayın şu cümlesini bırakayım; #264644337 ilmin destekli buraya yazacağın cevapla yazdıklarıma yapacağın cedeli bekliyorum.. ama yukarıda da dediğim gibi sığ, konudan uzak hatta alakasız bir cevaplardan, tezlerden oluşan bir cedel olmasın bu..
Gönderi kullanım dışı
··1 alıntı·
1.844 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
(= sen bunu önemseme, salla.. senin kitap okuyamama olayını ortak okumayı düşündüğümüz kitaplarla alt edeceğiz.. buna odaklan.. ✍🙃🤝
#271395450 bunların anladığı dil budur bence. Misal şu uzuuun uzun yazının tamamını okumayacak, bomboş cevap verecek. Zaman israfı...
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
Varsayalımismail • İTC sabrın da bir sınırı var tabii.. (=(
https://1000kitap.com/Rmzi81 geçen #271369264 şu iletide de s.çmıştın. Üzerine iletiyi kaldırıp hesabını gizliye almıştın. Rezil olmuştun. Hala rezil oluyorsun. Aynı konu üzerinden yine ileti atmışsın yine s.çıyorsun. Kafan çalışsaydı farklı bir konu üzerinden yazardın. Orada da s.çardın gerçi. O ayrı. Ama yani farklılık olsun başka s.çıp batırabileceğin bir konu seç.
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
Poyraz elbette bakacağızz.. (= (=
Kusursuz bir yazı olmuş, ellerine sağlık ama karşındaki kişinin bunu anlayacak kapasitesi olduğunu düşünmüyorum. Zira bunu tarafsız, objektif okuyabilecek zekası ve yüreği olsa gerçek bir ilahiyatçı gibi davranırdı. Bunlara göre islamın ilk şartı Atatürk’e ve cumhuriyete karşı çıkmak. Bütün kurumlar bunlar gibi liyakatsiz omurgasızlarla doldurulmuştur ne yazık ki. Umarım okumayı becerebilir, okuyabilirse kendine çok şey katacağına inanıyorum baya vizyonsuz biri çünkü.
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
rica.. 🙋‍♂️ anlamaması/anlayamaması adıma pek de önemli değil.. meydanın boş olmadığını, Mustafa Kemal ve onun ilke, devrimlerinin yalnız, sahipsiz olmadığını görmesi, -bi' ihtimal- anlaması, anlamaya çalışması adıma yeterli.. ✍🤝