Gönderi

"Beni bölen sesi duyuyorum."
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 23:40
Kendi gibi olan insanlar... Bazen o ne dese iyi gelir ya hani, her konuyla ilgili fikrini merak edersiniz. Çünkü buna cesaret etmiştir. İnsanın kendi sesini duyması, kendinin ötesine geçmesidir. Bunun ümidi bile neler yaptırır insana... Şiir derinliğin kıpırdamasıdır, asırlar öncesinden bir gemi enkazı gibi... Postmodern anlatımda her an değişebilen görünümler ve aynı anda pek çok duyusal uyaranla karşı karşıya getirilen algı, okurun zihinsel formuna seslenir... Çok keyif aldığınız bir sohbet esnasında pek çok donanımlı insanla konuştuğunuzu ve bu insanların size ve iç dünyanıza aşina olduklarını hayâl edin. Siz de yarattığı etki inanılmazdır, en kötü ihtimalle, bu konuşmadan, kendinizi görerek ayrılırsınız, potansiyellerinizin farkına varmış, kendinize dair güçlü bir izlenim edinmişsinizdir. "Büyük boşluk Oteli" şairin içinde kurduğu metafizik bir dünya... Rüyâlarda kendindelik çoğunlukla bir ev, yapı, şato gibi imgelerle boyut kazanır. Hepimizin ruhunu konumlandırdığı bir yaşam alanı vardır. Kendi evimiz ve otelin kolektif tabiatı arasındaki sembolik fark da oldukça önemlidir. İnception filmini anımsayın, herkesin rüyasında mekânlar ve imgeler farklıydı... Büyük boşluk Oteli'nin de farklı bir atmosferi var, sözle yaralanmış olsa da mânâ, size bir başkasının ruhunda gezinme imkânı veriyor, telefonuyla, koridorlarda yanıp sönen ışıklarıyla, üç kanatlı kuşlarıyla, katlarından siyah kedilerin, önünden günlerin, bir vasıta gibi gelip geçtiği, ölümün nefes alıp verdiği... Burası gerçeküstü bir otel, sakinleri şairin tanıdığı, tanımadığı ben'leri... Ölüleri... Eserde, şairin Alışveriş Listesi kitabından esintiler, muazzam tahayyül dünyasını anımsatıyor bize... "Beni tanımadan anlatan var mıydı?" Bizi anlatanların tanımaları mümkün değil, bu yüzden anlatmaya yeltenmek boş bir iştir, hiç bir yere varmaz kendi düğümlerimizden başka. Kendimizi anlatma ihtiyacımızdır bu. Gizli, acıklı bir ihtiyaç. Bizi yalnız arif olanlar tanıyabilir... Ruhunuzu anlatırken ne kadar ileriye gidebilirsiniz? Ya da daha doğru bir soru; ruhunuzla karşılaştığınızda bilinmez olan, hanginiz? Şairin rüyalarını ardarda sıraladığı dizelerde, Jung'un ünlü tren metaforu gelir akla; Trenin kontrol vagonunu bilinç olarak düşünürsek, arkasında duraksamalardan, güçsüzlüklerden, komplekslerden, önyargılardan ve kalıtsal yatkınlıklardan oluşan uzun bir kuyruk bulunur. Arka vagonlar henüz dönemeci geride bırakmamışken, treni son hızla süren makinist trenin savrulmasına sebep olur. Güçsüzlüğümüzü yok saydığımız için, varış noktasından başka hiç bir şeyi dikkate almadığımız için trenin parçalanmasına biz sebep oluruz. Bir şeyler okursunuz, bir şeyler dinlersiniz, bir şeyler izlersiniz... Sizin dilinizi konuşmaktadır. Eser bir solukta okunabilecek şiir kitaplarından değil, okuduğunuz her satır kendi hakkını istiyor :) Yorulabilirsiniz ama değecektir yorgunluğunuza. Daha evvel kurduğunuz pek çok cümleyi boşa çıkaran, şöyle dizeler var; "Bir hastalık mıdır yaşam, Hasta olduğunu kabullenen mi yaşar? " (99) "İnsanda anlaşılabilir olandan Daha fazlası vardır... " (103) "Bana kendimi bağışlatmayan Belki de işlenmemiş bir suç" (107) "Bağışlanma isteği varsa Tanrı vardır. " (114) Bütün bunları okuduğunuzda, böyle bir eser ömre yeter diyorsunuz, yazan için de, okuyan için de... Söylenmesi zor olanı sırtlanmak kolay değildir, 'kendinden hoşnutsuzluk' kolay görülebilir değildir. Şiirden kurtulup, şiirselliği reddetmek her şairin harcı değildir. Lawrence'ın 'kanıyla yazmak' söylemini karşılayan, hepimizin dizelerinden oluşan, kelimenin tam anlamıyla 'savaşan' bir eser. Yazdığı her kitapla, apayrı bir şiir dili oluşturan, mucit, sabırlı ve cesur şairi kutluyorum. Belki şairin sık sık Büyük Boşluk Oteli'ne söz verdiği gibi, biz de esere son sözü vermeliyiz; "Sizi her cümlenizde gizlice çelişen Anlamların arasında açıkça yaşamaya çağırıyorum. " An gelir, şair ve okur silinir, yalnızca söz kalır ve hattâ o da silinir, yalnız o ürperti kalır... Keyifle okuyun.
Büyük Boşluk OteliCevdet Karal · Büyüyenay Yayınları · 202515 okunma
··
2 +1'leme
·
1.169 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muazzam bir eserdi yine ve kırgınım sayfayı -okunanlara dair tüm çetele- komple paylaş tuşunun hâlâ aktif olmamasına :) Senin sevdiklerine dair satırlar bir köşesine esenlikle kıvrıldığım ve yorgunluğumu attığım dostlukla, aşinalıkla oluyor.. evvelden altını çizdiğin ve kalbimle de sezdiklerim ki başka :) Nice güzel eserlerle bir, vaktine, ilmine bereketle can. 🤍⚘️
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Dönüp dönüp okunası şiirler değil mi... Beğenmene sevindim Gülbeşekerim. 🎈🌿 Sayfa senin :)
Cevdet Karal'ın içinde retorik kadar matematikte olan şiir dili... Çok yerinde bir inceleme olmuş. Özelikle şurası; "...en kötü ihtimalle bu konuşmadan, kendinizi görerek ayrılırsınız." Cevdet Karal okumak noktasında ikna edici. :)) İkna listesinin artması ve Cevdet Karal için bu eser nezdinde, '1 okuma' sayısının ziyadeleşmesi niyazı da olsun bu inceleme. :) Emeğinize sağlık hocam.🪻
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Evet alıntıları paylaşırken biraz abartmış olabilirim😅 Şiiri not ettim hocam, teşekkür ederim☺🌹