·160 syf.····Okunma: 13 Şubat 2018 19:29 Merhaba, iyi aksamlar.
İnsanın sağlıklı yaşaması ve organizma için gerekli besinleri yeterli şekilde alması lazım.
Acıktık! Komut verilsin mi?
Beynimizin hipotalamus bölgesinde 'arkuat nukleus' denen bir bölge var. Vücudumuzda gelen uyarıları, sinyalleri alan ve bunları beynin merkezlerine yönlendiren ve beslenmeyi düzenleyen bir doyum merkezidir.
Komutu veren beyin; midedeki hücrelere ve pankreastaki epsilon hücreleri tarafından oluşturulan 'ghrelin' yani açlık hissini veren hormona uyarılar gönderir.
Kısa bir süre sonra bize fısıldayan bir ses:
"Hadi, bir şeyler yiyelim!"
Bir şeyler yememiz lazım yaşamak için, lazım da elde avuçta bir şeyler var mı?
Zavali 'ghrelin ve hipotalamus' Knut Hamsun(d)'a açlık hissi değıl de, nasıl bir acı, üzüntü ve çaresizlik verdiğinizin farkında mısınız?
Kim bilir durumun bu kadar vahim olmasına şahit olsaydınız, bir parça ekmek için nasıl çetin ceviz bir süreçten geçtiğini görseydiniz, açlık hissini vermekten vazgeçerdiniz!
Bazı duygular .
Insana; acı, hüzün, çaresizlik ve bağırışlar bıraktırır, açlık gibi .
Ve bazı ağlayışlar vardır;
Sesizce, kimsenin duymayacağı bir şekilde, içinizden bağırarak gözyaşları dökmek.
Meşakatlidir bu haller/duygular unutmayın!
___________________________________________
Siz hiç, " rengi attığı belli olmasın, parlak ve yeni görünsün diye, pantolonun diz kapaklarına birkaç damla su serpen gördünüz mü?
Peki,
*Ev kirasının gününü geçiren; ev sahibine dikkatini çekmemek için, merdivenlerde sesizce inip-çıkan insanlara...
* Gözlerde kaygı, omuzlarda yük olmayan insanların arasında çaresizce yürüyenlere....
* "anne biz acıktık" diyen çocuklarını geçiştirmek için, sadece su dolu tencereyi ateşe koyanlara, denk geldiniz mi?
Işte bu hikâyelere benzer yaşantıyı, Knut Hamsun- Açlık eserinde fazlasıyla hissedebilirsiniz.
Elimdeki kitap 2010 basımlı, 160 sayfa.
Tabii bu 160 sayfalık kitabı okumak o kadar da kolay değil.
Sayfa sayısı asla az gelmesin sizlere!
Zorluk dolu bir kitap.
Zorluğu ağır bir dille anlatmasından kaynaklı değil; yaşadığı hayatın ağır olmasından kaynaklıdır.
Açlık hissini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Derinden etkileyen bir hikâye..
Sayfalara hızlıca geçiş yapmak kolay olmuyor.
Çünkü sayfada anlatılanlar insanın yüreğine bir ağırlık indiriyor, düşündürüyor.
İnsanlığımızdan utanmamıza neden oluyor.
Bazen de cesaret edemiyorsunuz, bir sonraki sayfalara geçmeye...
Sayfalari yavaş yavaş ilerletirken sahi baş karakter kim diyorsunuz?
Sayfaları biraz daha ilerletirken karakter ismi karşımıza çıkıyor.
"Andreas Tangen"
Knut Hamsun'un kişiliğini taşıyan ve uydurma bir karakter olduğunu anlıyorsunuz.
Hayal gücüne diyecek bir şey yok.
Park ve mezarlıklarda sabahlayan, açlığın dibine vuran gururlu, muzip bir genç...
Talaş ve küçük bir taş parçası olayını kolay kolay unutmayacağım.
Bunca yaşama rağmen birazcıkta deli bir insan.(deli olması zekası ve hayal gücünden dolayı)
Fazla spoilere değinmeden şu alıntıları yazmayı es geçemem.
"Ceketimin düğmelerini söksem hepsine kaç para verirlerdi ki" (syf:70)
"Her şeye rağmen namuslu olmak boşuna değildi doğrusu; dürüst ve namuslu olmak"(syf:91) (Vicdan muhakemesi ve ahlak kuralarindan vazgeçmeyen biridir)
"Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır!" (syf:112)
Incelemenin sonuna gelirken çevirisiyle hayranlık bıraktıran Behçet Necatigil'i de belirtmek gerekir.
Son olarak, sokaklarda gördüğümüz açlık içinde yaşama mücadelesi veren insanları görmemezlikten geliyoruz.
Şu sözü size paylaşarak birazcıkta olsun ders almamızı gerektiğine inanıyorum.
" Dağlara buğdaylar serpin Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler"
Hz. Ömer.
Keyifli kitap okumalar...