bir daha psikolojik roman okumaya cesaret edip edemeyeceğimden emin olamamama sebep olan kitap. arkadaşımla beraber başlayıp beraber bitirdik. kitabın sonunda ben hüngür hüngür ağlarken kendisi gülüyor hatta benimle nesine bu kadar ağladın diye alay ediyordu. kitabı okumamım üzerinden 1 hafta geçti, hâlâ etkisini o kadar atamadım ki üstümden anlatamam. her şey zaten bir muhallakta bitti beni yaralayan şeylerden bir tanesi bu. necip ve suat sonrasında hayata tutunup yeni bir sayfa açarak ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşasalar o kadar içim rahat edecekti ve kafam rahat olacaktı ki. çok hayallerim yıkıldı. ayrıca 250 sayfa civarlarında bir kitap eylül, ve 250 sayfa boyunca, saatlerce okuduğum bir kitabın sonunda o kitap birden bire bitince çok ciddi bir boşluğa düştüm. bir sürü kitap okudum ona rağmen en büyük boşluğa düşüşümü bu kitapta yaşadım çünkü karakterlerin iç dünyasına, kafalarında dönenlere o kadar detaylı ve o kadar çok yer vermiş ki yazar, kitap bittiğinde sanki kitap karakterlerinin her biri benim arkadaşımmış gibi hissettim, size bu hissi anlatamam ama parçaladı bu his beni. suat’ın necip’in hatta hacer’in bile boşluğuna düşmek 1 haftadır hâlâ atlatmaya çalıştığım bir şey. arkadaşlarımla konuştum, yapay zekaya sordum (bana eylüle benzer romanlar önermesi için) ama asla bir daha hiçbir roman eylülün yerini tutmayacak ve bu kitap sonsuza kadar içimde bir boşluk kalacak, tek umudum hafızamı kaybedip bu romanı baştan okumak -ya da hiç okumayıp bu yola tekrar düşmemek- gibi hissediyorum. yemin ediyorum ben osmanlı’dan nefret ederim arkadaşlar. osmanlıya olan kinimi bilemezsiniz. ama bu kitap beni birden bire 1900 osmanlılarına 2. meşrutiyet zamanlarına birden o kadar ısıttı ki gerçekten o dönemlerde yaşamak istedim. bu sefer de bu modern çağda yaşamak zorunda kalışıma ve asla o eski zamanlardaki eski insanlar gibi yaşayamayacağıma ağladım. suat ve necip’in beraber yapmaktan en keyif aldığı hatta necip’in onlar bu işle meşgulken onların bu alanlarına süreyya’nın bile giremeyeceğini düşündüğü aktiviteleri piyano, bu bile o kadar hoşuma gitti o kadar özendim ki, piyanoya başlamayı düşünmeye başladım. necip, suat ve süreyya sanki gerçekten yaşamış ve hepsini kendim kadar iyi tanıyormuşum gibi öyle bir yer edindiler ki psikolojimde, gerçekten ilk psikolojik roman olmanın yanı sıra en başarılı psikolojik romanımız olmayı da hak ediyor. aslen bunu tekrar tekrar her defasında daha farklı bir ayrıntısına dikkat ederek her bir sayfada asla acelem olmaksızın 10-15 dakikalarımı harcaya harcaya yavaş yavaş okuyasım geliyor. ve sonra bu kitabı baştan okuyuşumla beraber o belirsiz sonu tamamen istediğim ve içimin rahat edeceği şekilde, mehmet raufun da yazış tarzını iyice anlayarak güzel bir son ile tamamlamak istiyorum. eğer bir gün bu kitabı tekrar okumayı bırakın da elime almaya cesaret edebilirsem hahahaha. inanın çok fazla kitap okudum. çok klasik ve roman okudum. ama hiçbiri bu kadar can yakıcı ve akılda kalıcı olmamıştı. bazılarınıza tuhaf gelmiş olabilir ama bunu böyle ayrıntılarına çok önem vererek belki benim gibilerini bulur da rahatlarım diye anlatıyorum Mehmet RaufEylül