John Steinbeck coğrafi olarak Amerika'nın tam da kalbinden bir yazar olmasına karşın, fikirsel ve dolayısıyla yazınsal olarak bu kapital çarkın tamamen dışındadır. Eserlerini bir siyasetçi yaklaşımıyla yazmasa da, bu çarkın dışında kalma felsefesini mutlaka öykülerine, hikayelerine, karakterlerine yedirir. Sanırım onun büyük Amerika gibi bir hülyası -en azın azı biz doğulular kadar- yoktur.
Steinbeck'in edebi kabiliyeti pek tabii tartışılamaz. Özellikle dünya çapında %70'lik bir oranla tanınma kalibresi azımsanacak bir oran değildir. Onun kaleminin bu kuvveti sistem karşıtlığına dair durduğu noktayla birleşince bu okunma oranı, bir şanstan ziyade haklı bir başarı olarak değerlendirilmelidir. Bu anlamda yazın politikasının, sistemin doğrudan karşısında duran, özellikle tarım işçileri, göçmenler ve yoksullar üzerinden gelişen güçlü bir insani ve ahlak eleştirmeni olma yapısı; siyaset ve soyut fikirlerden değil; toprakla, alın teriyle, açlıkla ve onurla iç içedir.
Cennet Çayırı; örneğin bir 'Gazap Üzümleri' ve yahut -konsuna aşina olduğum kadarıyla- bir 'Bitmeyen Kavga' kadar; büyük tarım şirketlerinin küçük çiftçileri sistematik olarak topraklarından ettiği, bankaların “canavar” olarak betimlendiği, bireylerin makinenin bir parçası hâline geldiği, tarım işçilerinin sendikal mücadelelerinin neredeyse sosyalist bir kurguya dönüştüğü, bir metin özelliği taşımaz. Fakat okur eğer yazarı yeterince tanıyorsa, kuş cıvıltılarının, sakin bir rüzgarla dans eden meşe ağaçlarının, çiçeklerin, böceklerin, kendi arasında hiçbir mücadelesi olmayan bir avuç çayır halkının yaşantısını konu edinen, bu pastoral metinde bile, Steinbeck'in yazın felsefesini sezinleyebilir.
Yine uzunca bir yazar güzellemesinden sonra esere dönmek icap ederse; Cennet Çayırı birbirine gevşek bağlarla bağlı 12 kısa hikâyeden oluşur. Her hikâye farklı bir karaktere odaklanır, ancak tüm karakterler aynı tarafsız bölgede yani Cennet Çayırı vadisinde yaşar ve zaman zaman birbirlerinin hayatlarına dokunurlar. Bu yapı sayesinde kitap, bir topluluğun kolektif yaşamına dair derinlikli bir sosyolojik metne dönüşmüştür.
Eser 1776 yılında yukarı California'daki Carmello Misyonunun (misyon; kendi rahibi bulunmayıp daha büyük dini kuruluşların desteği de varlığını sürdüren küçük kilise) kurulduğu sırada Hristiyanlığa dönmüş kızılderililerden yirmisinin (Kızılderili ayrıntısı yazarın din, sınıfsal eşitsizlik, ırk politikasına dair felsefesinin alt metni olarak okunabilir) , -kitabın ifadesi ile- "dinden ayrılıp" kaçması sonucu, onbaşı önderliğinde bir bölüğün kaçan bu kızılderilileri bulması amacıyla çıktıkları asayişte, onbaşının bu cennet gibi vadiyi keşfetmesi ile başlar. Onbaşı keşfi gerçekleştirdiğinde başındaki çelik miğferi çıkarır ve şöyle fısıldar:
" Ulu Tanrım! İşte Peygamberimizin bizi getirdiği kutsal Cennet çayırı."
Çelik miğferini çıkaran onbaşıyı betimleyen bir üst metin, Steinbeck'in fikrî yapısını da okura yansıtır;
"Böylesi dingin bir güzelliğin karşısında o sert askerin dizlerinin bağı çözüldü. O ki nice esmer tenli sırtı şahram şahram kırbaçlamıştı; o ki yırtıcı erkekliği ile California'da yeni bir ırk yaratmaktaydı..."
İşte böylesine pastoral, yellim yellim rüzgarların, çayırların, otlakların anlatıldığı bir öyküde bile din, sınıfsal eşitsizlik, ırk politikasına dair fikirlerini alt metinlere sıkıştıran bir yazardır John Steinbeck
Eserin birbirinden bağımsız ama karakterlerin bir şekilde birbirleriyle alışveriş içerisinde olduğu 12 farklı öykü içerdiğinden bahsetmiştik. Bu ilişkiler son derece sıradan köy halkı ilişkileridir.
Hikâyelerde sıkça karşılaşılan tema, karakterlerin başkalarına yardım etme çabalarının beklenmedik ve bazen olumsuz sonuçlara yol açmasıdır. Özellikle Monroe ailesi karakterleri üzerinden bu tema işlenir.
Karakterlerin birçoğu toplumdan dışlanmış ya da kendi iç dünyalarına çekilmiş kişilerdir ve “cennet” olarak adlandırılan bu vadide huzur ve mutluluk ararlar; fakat çoğu zaman kendi zaafları ya da kaderleri tarafından bu arayışları engellenir. Ama bu zaaflar oldukça küçüktür ve hiçbir zaman trajik değildir.
Steinbeck'in ilk dönem eserlerinden olan Cennet Çayırı, diğer popüler kitaplarındaki gibi bir kurgu ya da akışa sahip değil. Hatta oldukça sakin ve sıradan olmasına karşın yazarın dilini seven Steinbeck okurları için isabetli bir seçim olacaktır.
John SteinbeckCennet Çayırı
¹Ali Ayçil
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,124 okunma
Haziran ayında okunacaklar listesinde hocam, Steinbeck’in süslemeden, büyütmeden, yalın ama etkileyici empatik anlatımına dair incelemeniz de kılavuz oldu. çok teşekkür ederim. Emeğinize, kaleminize sağlık. 👏👏 😊✨🍀
Steinbeck meselelerini büyütseydi sanıyorum eserlerini başka bir dalda örneğin bir siyaset felsefesi alanında filan okurduk. Ama böylesi çok daha iyi. Keyifle okuyun hocam. Ben teşekkür ediyorum. 😊
İncelemeni kaydettim👌🏻👏🏻. Nasipse bu yaz John Steinbeck okumaları yapacağım. Yazarı araştırırken senin incelemeyi de bir daha okurum☺️. Emeğine sağlık Rabia'cığım 🫂🪻