Gönderi

10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2018 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2018 00:06
Yapamıyorum. İçimde fırtınalar koparken bile nefret dolu sözler dökemiyorum ortalığa. Minik bir ruhun ne kadar acı çektiğini duyduğumda/ gördüğümde ruhumun en kırılmaz sandığım yerleri paramparça oluyor da yine de kalkıp bir başkasına ucu dokunacak bir şeyler söylemek gelmiyor içimden. Küfretmek mi? Ne faydası var? Lanetlemek mi? Ne işe yarıyor? Bir gün konuşup ertesi gün unutacaksak ne anlamı var bütün o nefret dolu söylemlerin? Peki kayıtsız mı kalalım? ASLA! Çözüm bulalım! Öyle asmakla kesmekle değil gerçek bir çözüm lazım bize. Belki anlık çözüm getirmeyecek ama geçici değil temelli bir çözüme ihtiyacımız var. Eğitim. Bilinçlendirme. Madem hepimizin gözü dönüyor bu haberleri duydukça; önce kendimizi değiştireceğiz. Yahu kadına şiddete hayır derken ettiğiniz küfürler bile cinsiyetçi! Kalkıp birini taciz etti diye sinirlendiğiniz adamın annesine küfrediyorsunuz. Ben bunu kesinlikle anlamlandıramıyorum. Gencecik yaşta öldürülen bir kadından bahsederken bile kadın demekten çekinir haberler ve "günlük kiralanan bir evde" öldürüldüğünü defalarca vurgular. İnanmıyorum, böyle yaptığınız sürece de samimiyetinize inanmayı sonuna kadar reddedeceğim. Madem samimisiniz, madem kadınlar şiddet görmesin, minik yavrularımıza kimse dokunmasın istiyorsunuz size fırsat sunuyorum. *Öncelikle cinsiyetçi ifadeler kullanmaktan vazgeçeceksiniz. *Kadına kadın demekten çekinmeyeceksiniz. *Kadının her anlamda tüm varlığı ile bir bütün ve tam bir birey olduğunu kabul edeceksiniz. *Kadını destekleyeceksiniz. Sözünü ettiğim kadın 1.5 yaşında kızınız da olsa 70 yaşında nineniz de olsa her istediğini başarabileceğini kabul edecek ve ona da bunu söylemekten çekinmeyeceksiniz. *Erkek çocuklarınıza nasıl davranıyorsanız kız çocuklarınıza da öyle davranacaksınız. Erkek çocuklarınızın özgürlüğüne ne kadar saygı duyuyorsanız kız çocuklarınızın özgürlüğüne de aynı saygıyı göstereceksiniz. (Kız çocuklarınıza nasıl davranıyorsanız erkek çocuklarınıza da öyle davranacak, onlara gösterdiğiniz sevgiyi erkek çocuklarınızdan da ihmal etmeyeceksiniz.) *Konuşmayı, derdini anlatmayı, rahatsız olduğu kişi birinci derece yakını bile olsa, susmamayı öğreteceksiniz çocuklarınıza ve kendinize! Neden mi bunlar önemli? Çünkü o elinizde olsa asacağınız , bir yerlerini keseceğiniz ahlak yoksunlarını yetiştiren de bu toplumun insanı. Onlar da anne ve baba. İster miydi sanıyorsunuz, böyle olsun? En başta biz o anne babayı eğiteceğiz ki o da böyle çocuklar yetiştirmeyecek. Bu da kadına saygıdan geçiyor! Geldik mi yine kadının bireyselliğini kabullenmeye? Bu defa bari söylemeyeyim dedim fakat olmuyor anlayın artık. Kadının bireyselliğini kabul etmediğimiz sürece her sözümüz ve her hareketimiz samimilikten uzak oluyor. Kadınların gücünü hafife almayalım. Kadın dediğin dünyayı bile değiştirebilir, değiştirecektir de. Siz yeter ki destek olun. Yapacağınız şeyler çok zor değil. Yukarda saydıklarımı kafa sallayıp iki dakika sonra unutmak yerine hayatınızda uygulamaya koyduğunuzda yaratabileceğiniz farkları düşünün. Bu kitap, bana 14 şubat hediyesi idi. Hayatımda aldığım en anlamlı hediye değil de nedir? Her defasında bu konularda yaptığım uzun uzun söylemleri sabırla dinleyip benimle birlikte sinirlenip benimle birlikte çözüm arayan bir adam olduğu için hayatımda, çok şanslıyım. Sizler de kendinize ve hayatınızdaki kadınlara hissettirin şanslı olduklarını. Çok zor değil. Bu kitabı alıp size en yakın kadın savaşçıya hediye edin mesela. (Ben bir tanesine gönderdim bile) Çünkü çevrenizde gördüğünüz her kadın muhteşem bir savaşçı aslında! Herkesin alanı farklı, o ayrı. Ancak bütün o kadınlar hak ediyor ne kadar değerli olduklarını bilmeyi. Zaten değerli olduğunun bilincinde olan bir kadının kötü niyetli bir çocuk yetiştirmesi de mümkün değil. Bir incelemeden başka her şeye benzedi sanıyorum ki bu yazı. Affınıza sığınıyorum. Ancak günlerdir belki de yıllardır içimde tuttuklarımı anlatmasam çatlayacaktım. Belki de zerreler halinde dağılacak ve hiç toparlayamayacaktım kendimi. İçimi döküp biraz rahatladıktan sonra biraz kitaptan bahsedebilirim sanırım. (Bu kadar uzun yazıyı buraya kadar okuyan olur mu bilmiyorum ama :) Kitap muhteşem çizimlerle ve muhteşem hayat hikayeleri ile dolu. Daha önce hiç duymadığım isimler de çok sık karşılaştığımız isimler de mevcut. Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler'den farkı hayatları hakkında daha fazla ayrıntıya girilmiş olması. (Ve tabii çok daha az isim olduğunu unutmamak lazım. ) Çok ilginç noktalardan bakmışlar biyografileri kaleme alırken. Ben çoğunlukla şaşırdım doğrusu. Muhteşem bir seçki olmuş!
Tarih
Kadın SavaşçılarIrene Civico · Yabancı Yayınları · 2017255 okunma
··
201 Gösterim
14 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sevgili Meltem, altta yaptığın yoruma tüm samimi duygularımla katılmakla birlikte nacizane eklemek istediklerim var. Elbette gönül ister bir gün değil her gün kadınlara değer verilebilsin. O da bir yana sadece bugün bile değer verilse yüreğim soğurdu. Ama bir gün dahi değer yok. Ötelemenin, ikinci sınıf insan yerine konmanın, öküzden eşekten sonra gelmenin, üç kuruşa satılmanın, sadece "beden" ya da "et yığını" olarak görülmenin, hele ki şiddetin insanlıkla yakından uzaktan ilişkisi yok! "Emek" konusuna gelince her kadının üretimde az çok yeri olduğu düşüncesine katılmakla birlikte, bunun sadece cinsiyete indirgenmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bence bu sistemde tüm insanlık emekçidir. "Emekçi Kadınlar" diye vurgulanmasının şöyle bir maksadı vardır ki; 1857 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde ağır iş koşullarında çalışan kadın tekstil işçilerinin grev başlatmasının ardından polisin müdahalesiyle 129 kadın işçinin yanarak öldürülmesine bir önem atfetmektir. Aslında kutlama değil, bir anma günüdür bu! Onca kadın işçi, hemcinslerinin erkeklerden hediye alması ya da kozmetik ürünlerindeki indirimlerden faydalanması için canlarını feda etmedi. Biraz saygı duymalıyız. Bugün fabrikalarda ya da özel iş yerlerinde 16 saat değil de 8 saat 12 saat çalışılıyorsa, bu hakta o gün orda ölen 129 kadın işçinin canının bedeli vardır.
Meltek
Gönderi Sahibi
Hesna Hocam, ne güzel dile getirdiniz. Teşekkür ederim katkınız için. Genel olarak her şeyi abartmayı sevdiğimiz için olsa gerek, diğer günler göstermediğimiz kibarlığı tek bir güne sıkıştırmaya çalışıyoruz fakat bunun bile sebebini hiç bilmiyoruz. O 129 işçinin adı anılmıyor bile hiç.
Meltek
Gönderi Sahibi
Ben yine yapamıyorum. Kadın değil emekçi kadın diye düzeltiliyor bir de; sanki kadınların tek bir tanesi bile en büyük emekçi değilmiş gibi. Daha kadına kadın olduğu için değer verilmediğine göre tek bir günü "kutlamalara" ayırmayı anlayamıyorum. Ve yine bu dünya üzerinde tek bir kadının gözünde morluk kalmayana kadar, gözyaşları yalnızca mutluluktan akana kadar reddeceğim tek bir güne sıkıştırılmaya çalışılmasını. Şu karikatür var ya hani; kadın kocasına kahve götürüyor, neydi o dünkü havaların diye soruyor koca. Köşede 9 Mart yazıyor. İşte ben bunun doğruluk payına katlanamıyorum.
Ah ne güzel şeyler yazıyor burada Meltem Hanım. Ben biliyorum söylediklerinizi aslında, biz de biliyoruz. Fakat sizin sürekli söylemelerinize, anlatmalarınıza, bizleri yönlendirmelerinize ihtiyacımız var. Her zaman bu dersi bize vermelisiniz... Bu konularda sahneyi tamamen size bırakmakta fayda görüyorum. Lütfen daha fazla konuşun, daha çok anlatın bize doğruları. Sizinle ilgili konuları bize bizzat siz anlatın... Elinize sağlık, güzel bir farkındalık yarattınız.
Meltek
Gönderi Sahibi
Semih Hocam, anladığım kadarıyla bu konularda kafanızı şişirmem için açık çek sunuyorsunuz bana :) Şaka bir yana, sürekli aynı şeyleri söylediğimin farkındayım fakat bir kişiye daha ulaşabilirsek, derdim o. Kadın ya da erkek, çocuk ya da büyük fark etmez. Bir kişinin bilinçlenmesi bir ailenin bilinçlenmesi demek. Denizyıldızı misali, bir tanesinin hayatını kurtarabilirsek onun için çok şey değişecek. Günün birinde bir bakmışız o sahilde öyle insan var ki denizden uzakta tek denizyıldızı bile kalmamış.
Güzel bir inceleme olmuş yüreğinize sağlık. Bu soruyu sorduğum için kızan, beni cahil de bulanlar olabilir, internette bununla ilgili yaptığım araştırma da beni tatmin etmedi ama bayan kelimesine bu kadar iğrenç bakılmasını, kadın değil de bayan diyenlere aşağılık gözüyle bakan kısmı hâla anlamış değilim; ben hepsini eş anlamlı sözcük olarak görüyorum. Ama detaylı bilgi verip beni aydınlatan olursa sevinirim.
Meltek
Gönderi Sahibi
Ben bu konularda profesyonel değilim fakat kendi bakış açıma göre açıklamaya çalışayım hocam. Daha detaylı bilgisi olan varsa ben de dinlemek isterim tabii. Bu aslında "kız mı kadın mı bilmem" polemiğine dayanan bir tartışma konusudur ki tahmin edebileceğiniz üzere bu çok aşağılayıcı bir sözdür. Bir erkekte bu fark gözetilmezken özellikle henüz evlenmemiş kız kardeşlerimiz için "bakire mi değil mi bilmem" anlamına gelen "kız mı kadın mı bilmiyorum en iyisi riske girmeyeyim bayan diyeyim kurtulayım" gibi bir algı oluşuyor. Yani bazı düşüncelere göre kadın demek kadına hakaret olarak algılanacak gibi saçma bir düşünce içine giriliyor. Oysaki bakire olup olmaması fark etmez. Yaşı da fark etmez. Kadın kadındır. Bir kadına kadın demekte hiçbir kötü niyet de yoktur ki olması gereken budur. Ama dediğiniz bu "bayan" kelimesine karşı özel bir düşmanlık besleyenleri de anlamak zor. Bilirsiniz biri bir şey tutturur herkes peşinden koşar gider. Özellikle bu inanılmaz bir savaş haline gelmiş durumda ve bence yanlış bir yöntem. Özellikle de "bayan değil kadın" diye ortalığı ayağa kaldıran sevgili kız kardeşlerimizden bazılarına bakıyorum da; cinsiyetçi ifadelerden tutun da bir kadını aşağılayabilecek her türlü davranışa açık çek verenler de var. Ben asıl bu anlaşılamayan kavramlara karşıyım. İsterse bayan desin ama bir kadına nasıl davranıyor o önemli.
Hayatımın farklı evrelerinde çok farklı isteklerim olmuştur. Şu sıralar nedeni, kaynağı nedir muhtemelen asla bilemeyeceğim ama bir kiz çocuğum olsun istiyorum. :) Keşke bundan olsa bir tane: instagram.com/p/BcY3ZzdFGjp
Meltek
Gönderi Sahibi
Olur tabii Anıl Hocam, neden olmasın. :) Geçenlerdeki ilanlardan ses çıkmadı mı :)
Reklam
Bu yazı mı uzun? 5 katı olsa da uzun olmazdı. Yüreğinize sağlık. Ne yazık ki bu çağda kadınları toprağa gömmek yerine, evlere gömüyoruz. Hem modern çağda kadını toprağa gömmek, cahiliye döneminde yaşayan insanların düşüncesi; biz modern çağda cahiliye dönemini yaşayan bireyleriz bu yüzden de kadınlarımızı evin içine gömerek çağımıza ayak uyduruyoruz. İnsan hiçbir şeydir, insana yön veren çevre ve toplumdur. Toplum bilinçlenmedikten sonra, her şey nafile! Ebeveynlerimi düzeltmeye çalışmak aptalca olur. Bizim yapmamız gereken çocukları bilinçlendirmek. Bu toplumun annesinin prensesine ya da babasının tosununa ihtiyacı yok. Bu yazdıklarımızı bizim düşüncemizden farklı düşünceyi savunan insanlar okursa, belki amacımıza ulaşırız. Yüreğinize sağlık.
Meltek
Gönderi Sahibi
Sadece evlere gömmek de değil mesele. Çalışsalar da fark etmiyor. Öyle sıkışıp kalmış durumdayız ki. İşte benim çabam da tam olarak bu. Bir kişi daha bilinclendirebilsek gerisi elbet gelecek. Domino taşı misali. İnanıyorum buna. Tüm yüreğimle.
Harika! Alkışlıyorum <3 İyi ki yazdınız. Bu konulardan kaynaklı ben de çatlıyorum günlerdir. Beynimde kelimeler, cümleler, acılar, sitemler, daha sayabileceğim ne kadar şey varsa savaş veriyor. Yazınca da bitmiyor. Sadece kusuyorum.
Meltek
Gönderi Sahibi
Hesna Hocam, nasıl desem anlatınca da bitmiyor ki haklısınız. Anlık bir rahatlama hissi, hepsi bu. Daha kendim de çocuk sayılabilecek yaşlardaydım çocuk gelinler için çalışmalar yapacağıma dair kendime söz verdiğimde. Şimdi hatırlıyorum yıllardır bu sözümü bile unuttuğumu. Böyleyiz işte insanız yani. Unutkanlığımız ve umursamazlığımız sonumuz olacak. Ah, nasıl yapsak da şu çağı atlatsak. Dünyayı mı kapatıp gitsek? Kalıp mücadele etsek en güzeli. Elimizden gelenden fazlasıyla.