Yaşar Kemal’in İnce Memed’i uzun zamandır okumak istediğim, edebiyatımızın köşe taşlarından biri olarak zihnimde yer etmiş bir romandı. Nihayet bu destansı anlatıya başladığımda, gerçekten de usta bir kalemin iş başında olduğunu hemen hissettim. Fakat okudukça, kitabın bende bıraktığı hisler oldukça karışıktı: hayranlıkla bezeli bir hayal kırıklığı, etkileyici ama yorucu bir anlatım…
Yaşar Kemal’in betimleme gücüne diyecek söz yok. Çukurova’nın doğası, dağlar, çiçekler, köylüler, hatta bir ağacın gölgesi bile neredeyse elle tutulacak kadar canlı anlatılıyor. Doğa, romanda sadece bir arka plan değil, adeta yaşayan bir karakter gibi. Fakat ne yalan söyleyeyim, bir noktadan sonra bu betimlemelerin uzadıkça uzaması beni yordu. Bir ağacın gölgesiyle başlayan paragraf, çiçeğe, böceğe, ovaya, gökyüzüne doğru uzayıp giderken hikâyeden kopmaya başladığımı fark ettim. “Evet güzel ama ne olur artık konuya dön!” dediğim çok oldu.
Bir diğer rahatsızlık veren nokta ise hikâyenin temposu. Konu etkileyici; ezilen halk, zalim ağa, başkaldırı, adalet arayışı… Ancak anlatım öyle çok ayrıntıya boğulmuş ki, hikâye zaman zaman ciddi şekilde sarkıyor. Romanın özü güçlü bir halk destanı, ama bu destanı ilmek ilmek işlerken yazar yer yer ipin ucunu biraz fazla kaçırmış gibi geliyor.
Toplumsal gerçekçilik açısından da roman güçlü. Evet, bu açıdan Yaşar Kemal’in hakkını teslim etmek gerekiyor. Ancak bazı yerlerde yaşanan acılar, zulümler, kötülükler öyle abartılı ve art arda sıralanıyor ki, ajitasyon hissi doğuyor. Gerçekten acı olan şeyler, edebi bir şekilde aktarılmak yerine bazen duyguları zorlayan bir tekrar ve şiddet diliyle sunuluyor. Bu da bende zaman zaman mesafeli bir okuma hali oluşturdu.
İlginçtir ki, Yaşar Kemal’in eşi Tilda Kemal’in yaptığı İnce Memed çevirilerinin – özellikle İngilizceye yapılanların – bazı eleştirmenlerce daha başarılı bulunduğunu öğrendim. Anlatımın daha derli toplu, daha ritmik olduğu söyleniyor. Belki de orijalin yoğunluğu, çeviride bir tür sadeleşmeyle daha etkili hale geliyor.
Yine de, tüm eleştirilerime rağmen İnce Memed, Türk edebiyatı için önemli bir yapıt. İçindeki başkaldırı, doğaya duyulan hayranlık, köylülerin suskun çığlığı hâlâ etkileyici. Ama şunu da dürüstçe söylemeliyim: Bu kitabı okurken hayranlıkla hayal kırıklığı arasında gidip geldim. Belki biraz daha az sözle, aynı derinliği çok daha çarpıcı verebilirdi.