Şakir Paşa Ailesi , Osmanlı Devleti'nin son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını kapsayan; hem bu iki devlette önemli görevler almış aile büyüklerinden, hem de onların alt kuşaklarına kadar uzanan geniş bir çerçevede anlatılıyor. Aileden devlet yöneticilerinin yanı sıra yazar, ressam, gravürcü, müzisyen, seramikçi ve tiyatrocular da çıkmış.
Aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yeni ülkeler ve krallıklarla da ailevi bağları var. Kitap, Birinci Dünya Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na kadar geçen süreçte bölgemizde yaşanan birçok darbe ve ülke krizine hem tarihsel hem de magazinsel bir gözle dokunuyor. İçeriğinde anılar, günlükler, "o onu demiş, bu bunu demiş" tarzında aktarılan olaylarla da karşılaşıyoruz. Bu yönüyle hem tarih hem de hikâye seven okurlar için oldukça ilgi çekici.
Kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ten Kral Abdullah’a, Hüseyin’in kardeşi Emir Zeyd’den Hitler’e, Winston Churchill’den Kraliçe Elizabeth’e kadar pek çok önemli isme rastlıyoruz. Hatta Rothschild Hanedanlığı'na kadar uzanıyor bu ailenin dokunduğu çevre. Daha ötesi nasıl anlatılır bilmiyorum!
"Hadili… Müthiş bir skandal daha Şakir Paşa Ailesi’ni sarstı!" (s. 100) gibi cümlelerle de karşılaşıyoruz. O dönemleri düşündüğümüzde, bugün bile büyük skandal sayılabilecek olaylar ya da hâlâ tartışmalı yaşam tarzları, o zamanlarda bu aile için adeta sıradanlaşmış. Kitabı okurken “Yok ya?”, “Allah Allah, bu kadar imkân var da bu mu yani?” gibi düşünceler sık sık aklımdan geçti.
Her okur, kitaba farklı bir yerden yaklaşacaktır. Saydığım tüm bu isimlerin ötesinde, ben özellikle “ Halikarnas Balıkçısı ” gibi bir figürü en sona bırakmak istedim. Ayşe Kulin ’in Füreya (Ciltli) kitabını daha önce okumuştum, o vesileyle bu ailenin diğer bir üyesini de tanımıştım. Bu kitapla birlikte aile zihnimde daha net bir şekilde şekillenmiş oldu.
Skandalların, sanatın ve siyasetin iç içe geçtiği bu sıra dışı aile hikâyesiyle hem tarihe hem insana başka bir gözle bakacaksınız; okumanızı öneririm.
Hep merak ettiğim, okuma konusunda ' acaba ' dediğim bır kıtaptı. Ancak yine alıntılarınız ve kaleme aldıgınız inceleme sayesinde kafamda soru işareti kalmadı. Yüreğinize, emeğinize sağlık, kaleminiz dâim olsun 👏🌹
Ne güzel bir yorum, çok teşekkür ederim🙏😊. Kitaba dair kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun giderebildiysem ne mutlu bana. Umarım okuduğunuzda sizde de derin izler bırakır. Keyifli ve anlamlı okumalar dilerim.📖
ophelia Şirin Devrim’in anlatımı gerçekten biraz daha detaycı ve dağınık; yer yer temposunu düşürüyor. Bunun sebebi de anlatının günlük formunda olması aslında. Farklı şehirler, ülkeler, sürekli değişen ortamlar derken okuyucu zaman zaman durağan bir ritme kapılıyor. Ama tüm bu akışın içinde döneme dair tanıklıklar gerçekten çok etkileyiciydi, beni de en çok bu kısımlar çarptı. Füreya'da ise Kılıç Ali bağlantısıyla Atatürk’ün varlığı çok daha hissedilir hâlde. Dönem romanları ve tarihsel kurgu ilginizi çekiyorsa, Osman Balcıgil’i de öneririm. Büyük ihtimalle severek okursunuz.
Ben kitabı PDF formatında okudum. Siz de yurt dışındayken rahatça ulaşmak isterseniz, bu şekilde okuyabilirsiniz. Ayrıca kitabın ilk baskısı İngilizce olarak yayımlandı; yabancı dile hâkimseniz o versiyonunu da tercih edebilirsiniz. Karar tamamen sizin.