Bir mübarek havuz orayı sulamaktaydı; adı, Feyiz havuzuydu.
Mevla, o bağı, o bahçeyi, tamamiyle gümüş suyuyla sulamıştı.
Hiç şüphe yok ki o apaçık görünen havuz, gayb güzelinin güzelliğiydi.
O havuzda çeşit çeşit haller gizliydi. Sıfatlar deniziydi o havuz, zatın da özüydü.
Herbir sedefi, hurilerin apaydın gözlerinin kapakları gibi nur definesiydi.
Ohavuzun gümüş aynasına, her solukta bir başka alem resmedilirdi.
O tertemiz yeri Hızır'ın Abıhayatı basmış, o şerefli toprağı yemyeşil bir hale getirmişti.
Arı duru şarap, o suya varmıştı da, hasedinden, ateşin ta kendisi kesilmişti.
O havuza gök bile dalmış, sesi soluğu kesilmiş, şaşırıp kalmıştı; güneşi Yunus'a dönmüştü o havuzda; ay ise balık olmuştu.
Tesnim, o havuzun suyunu görseydi, yüzsuyunu döker de o suyu isterdi.
Hüsn ü Aşk Hasılı o ferahlı; o neşeli havuz, tabiati tertemiz bir şaire benziyordu. s.188