Her satırında biraz daha eksiliyorum sanki. Kitabın yarısına geldim ama elimde değil, her sayfadan sonra içime bir hüzün çöküyor; çünkü bitirmeye bir adım daha yaklaşmış oluyorum. Bu kitap öyle bir şey ki, her cümlesiyle tutuyor beni, bırakmıyor. Her sayfasında alıntı yapıyorum ama aslında her kelimesini alıntılamak istiyorum. Stolts’la tanıştıktan sonra ise alıntı yapmamak mümkün değil, her satırda durup kalıyorum. Oblomov’u okumaya kıyamıyordum, şimdi okumaya doyamıyorum. Ve işin en çok içimi burkan yanı: bir gün bu kitap bitecek. İlk kez yaşanan o tarifsiz büyünün sonu gelecek. Elbette tekrar tekrar okuyacağım ama "ilk" her zaman biricik... Bu kitabı bitirmek istememek, belki de Oblomov’la aynı koltukta, zamanın dışında oturmak istemek gibi bir şey✨️🫠