"Çekelim kalemlerimizi
Kılıçtan daha keskin olsun
Kessin tüm maskelerin iplerini
Gün yüzüne çıksın insanlığın tüm çirkinliği
Ve o, salınsın tüm asaletiyle
Adaletin avcısı
Boynuna geçirilmek istenen ilmeğin üzerinde..."
Bu kitap sadece bir polisiye roman değil; vicdan, adalet ve insanın iç sesi üzerine yazılmış bir sorgulama gibi. Corvus, ilk sayfalardan itibaren içine çekiyor sizi Ne tam kahraman, ne de anti-kahraman. Karanlıkta geziyor ama karanlık olmadan ışığı da bulamıyor ya hani, öyle biri.
Kitap boyunca onun bir yandan kendi iç hesaplaşmasını izliyorsunuz, bir yandan da “Bu düzen böyle mi sürmeli?” sorusuyla baş başa kalıyorsunuz. Adaleti sağlamak için illa sistemin dışına mı çıkmalı? Corvus bunu yapıyor, ama her adımı da sizi düşündürüyor.
Ben okurken bazı cümlelerde durdum, düşündüm, bazı yerlerde gözüm doldu. Çünkü adalet dediğimiz şey bazen sadece bir kavram değil, bir yaraya dönüşüyor içimizde. Kuzgun, o yaranın tam ortasında duruyor.
Gerçek, biraz da can yakıyor bu kitapta. Ama iyi ki okumuşum dedim. Size de öneririm, çünkü bazen bir kitap sadece kitap değildir; senin içini de anlatır.
Filiz PuluçKuzgun