Gönderi

Feminizm Nedir BİLMEYEN Yazarın Feminizm Kasması Rezilliği
1/10
·424 syf.··
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 13:43
Merhaba, ben Sülde. Her incelememde olduğu gibi bu incelememde de madde madde ve SPOILER aka SÜRPRİZ BOZAN vererek ilerleyeceğim. Kısa bir sürpriz bozansız inceleme yazmam gerekirse: Korkunç kötülükte, feminizm mesaj vermeyi kendine görev bilmiş yazarımızın feminizm nedir bilmeden yola çıktığı, bilmem kaç yıllık kadın direnişini kurduğu temelsiz dünya ve karakterler üzerinden iyileştirip eleştirmeye çalışırken kapasitesinin yetmemesinden mütevellit her şeyi mahvedişini okuyorsunuz. Karakterler tipleme, olaylar saçma, tepkiler saçma, kitapla ilgili güzel olan tek şey kapağı o da yazarın elinden çıkma değil. Anlatabildim umarım? Yaklaşık İKİ BUÇUK saatlik gömme podcastimi dinlemek için linke tıklayınız: youtube.com/watch?v=0iDbx2s... Kanal adım: benSülde Ayrıca başka kitap eleştirileri de mevcut. Şimdi asıl incelememize geçelim: 1) FEMİNİZM NEDİR? Oxford'dan alınan aynen tanım: XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım. Peki feminizim temelinde nedir? Kadının sosyal hayatında bir erkekle eşit haklara sahip olmasını hedefleyen ve bu haklara sahip olamayan kadınların elinden tutan, erkeklere biçilen toplumsal rolleri de eleştirmesiyle özünde erkek düşmanlığı değil "biz de erkekler gibi insanız" mesajıyla mühendis bir kadının mühendis bir erkekle aynı maaşı alması gerektiğini, kadının da miras hakkından faydalanması gerektiğini, kadının isterse çalışma isterse evde kalma hakkının saklı olması gerektiğini söyleyen, kadının her türlü isteğine SAHİP çıkan, kadını erkekten üstün ya da erkeği kadından aşağı GÖRMEYEN, bir kadının isterse bir dükkân açması gerektiğini bile savunan, temelde kadınların yaşam hakkını savunan bir AKIMDIR. Feminist bir mesaj mı vermek istiyorsunuz? Öncelikle feminizm nedir, ne değildir, kadınlar yıllar boyu dünyanın dört bir yanında nasıl mücadeleler vermek zorunda kalmış onu bir öğrenin. Kitabınızı iğrenç bir tecavüz sahnesiyle açıp buram buram "Bakın, feministtim ben! Bakın burası nasıl da kadını değersizleştiren bir dünya!" DİYEMEZSİNİZ. Kadının bir toplum içindeki rolünü, toplumun kadına bakış açısını ve bir kadının birey sayılabilmek için verdiği mücadeleleri elinizin tersiyle iterek saçma sapan kurallar koyduğunuz bir krallık var edip her nasılsa bu kuralların SADECE başrole işlemediği bir olay örgüsü yazıp onun üzerinden "kadınları özgürleştirmek" temalı bir kitap yazamazsınız. Yazılanların içi boş, yazılanların altı boş, yazılanların üstü boş. HER ŞEY BOŞ. O kadar sinirliyim ki anlatamam. Her nasılsa Buz Krallığı denilen bir krallık var. Adı tarot sitelerinden birinden ya da ergenken "Ya bu çok havalı ya!" diye düşünüp götümüzden uydurduğumuz yabancı karakter isimlerinden birine sahip olan kadın başrolümüz MEGAN MAUREEN SHERAN asla kimseyi dinlemeyen, aşırı havalı, her nasılsa kadınların erkeklerin gözlerine bile baktığı anda öldürülebildiği krallıkta sırf babası önemli birisi diye (şaibeli) ata binmeyi, dövüşmeyi öğrenmiş, kuzeyde üniversiteye gitmiş, saraya gittiği ilk günden taşkınlık çıkaran, asi ve düzene baş koyan birisi. Babası ile kral birbirlerine söz vermişmişmişmişmiş de kralın ilk oğlu ile babasının kızlarından birisi evlenecekmişmişmişmiş. Başta Megan değil kız kardeşi Nancy evlenecekken Nancy'nin bakire olmadığı (daha doğrusu tecavüze uğramış) ortaya çıkınca veliaht prensle evlenme işi bunu asla istemeyen Megan'a kalıyor. Bir de bu kız Kitap Kulübü denen sözde kadın hakları arayan bir örgüte üye. Oradan da bir kankitolopposu var Damon diye. Aman ya rabbi. Damon buna âşık, kız da farkında bunun ama sürekli bir sarılma, okşamalar, fingirdemeler, ucu açık aşk dolu sözler fısıldamalar bitmek bilmiyor. Ama kızımız tabii ki bizi ikna etmek için "biz hep arkadaşız, beni öpmeye kalktı tokatı yedi" gibi cümleler kursa da Damon'a belirli bir sınır çizemeyerek çizgisini ta en baştan belli ediyor. Şimdi gelelim Kitap Kulübü denen saçmalığa. Bu kulüp Buz Krallığı'ndaki düzeni değiştirmek isteyen insanlardan oluşuyor SÖZDE ama tek yaptıkları "şurada bir adam bir kadını taciz etmiş hadi gidip dövelim" ya da "şurada bir kız yaşlı bir adamla evlendirilecek gidip kızı kaçıralım" gibi sürekli anı kurtaran, yüzeysel, feminizmin temeldeki YAŞAM HAKKI ilkesine erişemeyen, sürekli "değişim zaman ister" cümlesinin kitapta geçmesine rağmen her şeyi bir gecede değiştirmeye çalışan hamleler yapan, plansız, motivasyonsuz, vizyonsuz, aptalca, sırf kıza aksiyon olsun diye var edilmiş, temelsiz bir insan topluluğu. Ya sizin kadınların derdini çözmek için bulabildiğiniz tek şey şiddet mi? (Tecavüzcü herkesi gebertin.) Protesto etmek, sokaklara gizli broşürler dağıtıp hak istemek, halk merkezleri kurmak, kadınlarla gizlice buluşup onları planlayıp örgütlemek, halkı bilinçlendirmeye çalışmak gibi daha uzun vadeli planlara ne oldu? Ya sizin feminizm anlayışınız bu kadar mı? Derdiniz kadınların pantolon giyememesiyle mi sınırlı? Bir de burada şöyle bir durum var. Kız veliaht prensle evlenmek zorunda kalınca "Özgürlüğümü elimden alıyorlar, beni gözden çıkardılar, istemediğim hayatı yaşamak zorunda bırakıyorlar" gibi SAÇMA SALAK APTALCA VE MANASIZ triplere giriyor. Ya kızım sen aptal mısın? Bir krallıktaki düzeni değiştirmek için VELİAHT PRENSLE (ki kendisi kral olacak net çünkü kral hasta ölmek üzere) onunla evlenmek ve KRALİÇE bakın altını çiziyorum !!!!!!!1K R A L İ Ç E !!!!!!!1 olmaktan daha iyi ne olabilir? Prensin aklına gireceksin, gerçekleri göstereceksin, adamla konuşacaksın, adam da özünde iyi birisiyse zaten seni dinleyecek. Ha iyi birisi mi değil? En kötü "Şöyle yap yoksa bu gece seninle sevişmem" dersin (sende o potansiyel de var). Ama kız ne yapıyor? Kitap Kulübü de bunu bir fırsat olarak görünce bir triplere giriyor aman allahım! Tamam prensle evlenmek istemiyorsun o zaman git bir yerde protesto yap, saraya kadın haklarıyla ilgili dilekçe yaz, ne bileyim TECAVÜZCÜ ÖLDÜRÜP KENDİNİ "YİAAA KADINLARI KURTARDIM ÇÜNKÜ BEN ÇOK GÜÇLÜYÜM" diye pohpohlamaktan BAŞKA BİR ŞEY YAP! Bir de gidiyor kız kardeşi Nancy'e "Bir kraliçe her şeyi yapabilir mi?" diye soruyor. Akıl alasın tuttu kırk yılda bir, onu da böyle saçma bir soru için harcadın. Eğer ki feministseniz (benim gibi) ve bu kitabı okuduysanız (benim gibi) hepinizin gazabı mübarek olsun, terapi masraflarınızı ben ödeyeceğim. Bu kitabı okuduktan sonra bir terapi kesinlikle şart çünkü. Buz Krallığı'nın gelenekçi olduğundan, kraliçenin de bunların önde bayrak taşıyanı olduğundan bahsediliyor ama kral öldükten sonra kraliçe Megan'ı yanına çağırıp "Ya ben de aslında pantolon falan giymek istemiştim ama krala o kadar âşıktım ki onu hayal kırıklığına uğratamadım yiaaaa" gibi aklın sınırlarını zorlayan, sizi salak yerine koyan ve alttan alta yine feminist bir mesaj veriyor. Ya abla sen kraliçesin. Herkes şimdi götüne buzlu badem sokarken kırmızı balık gölde şarkısını söylesin desen kellesinin uçmasından korkan herkescikler bunu yerine getirecek zaten. GÜÇ SENİN ELİNDE. Ama neden yapamamış? Çok âşıkmış. Vah vah kıyamam ya sana. Yazarım sen bir de âşk mı kastın burada? Âşk böyle bir şey mi? Âşık olduğun adam senin varlığına tecavüz eden gelenekleri savunurken ona susmak âşk mı yoksa toksik bir saplantı mı? Böylesine FEMİNİST birisi böyle bir adamla hayatını sürdürebilir mi? Yoksa o sarayda kafayı mı yer? Diyor ki kitapta (oynamasız aynen yazıyorum): "Herkesin senelerdir leydi diye hitap ettiği bir kadın sadece kocasından boşandığı için eski unvanına dönüyor. Bu ikiyüzlülük, çok korkutucu..." Boşanma hukukunda eşlerin ortak sahip olduğu mallar bölüştürülür, evlilik öncesi inşa edilmiş kariyerleri ya da malları boşanma sonrasında pay EDİLMEZ. Bu durumda bir kadının kocası üzerinden sahip olduğu ayrıcalıkların boşandıktan sonra da devam etmesi HAKSIZLIKTIR ve BEKLENEMEZ. Nasıl ki bir adam profesör bir kadınla evlenip "Profesör eşi var" statüsüne yükselebiliyor ve boşandıktan sonra o statüde KALAMIYORSA aynı zamanda kocası üzerinden leydi olan bir kadın da boşandıktan sonra leydi OLAMAZ. Abi siz daha feminizm nedir bilmiyorsunuz, kitaplarınızda feminizm kasmaya çalışıyorsunuz. YA SİZ BENİ ÇILDIRTMAK MI İSTİYORSUNUZ? 2) Aptal Karaktercikler ve Kararları Kitapta iki ismi olmayanı dövüyorlar, öncelikle onu söyleyeyim. Hepsinin adı da saçma salak 2012 Tumblr postlarındaki fanficler gibi. Megan Maureen Sheran nedir abi ya? Leonard Ares Henderson, Roberto Arnie Henderson bla bla bla. Baş kadın karakterimiz Megan her nasılsa bu katı kurallı dünyada istediği her şeyi yapabilmiş, diğer kadınlardan sıyrılabilmiş (nasıl becerdiyse artık, herhalde yüce Tanrı, Megan doğarken mucizelerini dünyaya yolladı da kızı kutsadı. Yoksa kadınların erkeklerin gözüne bile bakamadığı bir krallıkta John Wick gibi dövüşüp at binip üstüne üniversite okuması voooooovvv) ve sürekli "BEN ÇOK GÜÇLÜYÜM, GÜÇSÜZ KADINLARA YARDIM EDERİM" mottosuyla kıçını kaldıran bir hanım kızımız. Gereksiz inatçı, gereksiz atarlı, politika ve bürokrasi bilmeyen, değişim nasıl gelir, insanlar fikir nasıl değiştirir haberi olmayan bir APTAL. "Annem beni sevmiyo ühühühü" dramasından sıyrılıp "Babam ben istiyorum diye beni okuttu, at biniyorum, dövüşüyorum, diğer kız kardeşlerimde olmayan ayrıcalıklarım var" diyemediği için 140 sayfaya yakın "Beni hiç sevmedin anne!" draması okuyoruz. Annesiyle tartışıp "Beni emzirmek bile istememişsin ühühühüüh!" falan diye ağlıyor. Yazarımız "güçlü" kadın olmayı dövüşmek, beylik laflar etmek, birilerine diklenmek falan sandığı için Megan yüzeysel bir aptal olmaktan öteye gidemiyor. Kitabımızın erkek başrolü olan prensimiz ise bambaşka bir aptal. Megan'ı gördüğü andan beri arzuluyormuşmuş çünkü herkes emrine amadeymiş ve sadece Megan ona cesurca laf söyleyebilmişmiş ve o da kraliçesinin korkmadan ona yanlışını söyleyebilen birisi olmasını istiyormuşmuşmuş. Peki sırf bunlar için evlenmek yerine kendine daha akılcı bir danışman almaya ne dersin? Directed by Robert B. Weide -SON- Ha bir de neymiş, bu veliaht prensimiz annesinin sıkı sıkıya bağlı olduğu anti kafın kurallar ve geleneklere, herkesin etrafında kadın düşmanı yorumlar yapması gibi gerçeklere RAĞMEN krallığın bu kadar ataerkil bir kafa yapısıyla yönetildiğinden BİHABERSİZmişmişmiş, kadınların satıldığını, dövüldüğünü, tecavüze uğradığını BİLMİYORMUŞMUŞMUŞ. YA SİKTİR ORADAN. KOCA BİR SİKTİR. Megan'a "Seni öyle sert becereceğim ki..." diye başlayan cringe cümleler dizip ağzına inlemeyi biliyor ama "Ya ben bir pazara mazara çıkayım bakayım gelecekte kralı olacağım halk ne durumda" YA DA "Lan neden etrafımdaki herkes bu kadar kadın düşmanı? Hector gizli gay falan mı yoksa mommy issues'u mu var? Yoksa acaba ben gaddar bir yönetimin altında ezilen halkın sonraki kralı olabilir miyim?" demeyi BİLMİYOR. Yeeerrrseniz. Megan'ın annesi, babası, kız kardeşler, prensin kardeşleri falan öyle boş karakterler ki üzerlerinde konuşmak bile istemiyorum. AMA. "SENİNLE EVLENMİCEM LAN" diye inleyen Megan'ın prensin kaslı bedenini görüp ERKEKSİ kokusunu duyduktan sonra kedisinin mart kedileri gibi miyavlayıp şelaleden hallice iç çamaşırına boşalma seviyesine gelmesinden bahsetmeden duramayacağım. Kadın hakları makları diyordun ne oldu? Hani seni prense satıyorlardı, ne oldu? Adam iki öpüp okşayınca miyavlayıp arzulamaya başladın hemen. Zaten kitapta nedensiz bir enemies to lover geyiği var. Bunlar neden düşmandı? Sebebi yok. Bunlar neden âşık oldu? Sebebi yok. Yazar bunlar âşık olsun istedi diye oldular. Yoksa paylaştıkları bir şey, ortak bir ilgi alanları, ilişkilerini bir sonraki seviyeye taşıyacak (prensin kızı zorla odasına kapatıp yatağına girip Kadir İnanır misali "Benimle uyuyacaksın uleeeeyn!!" tavırları dışında) bir olay yok. Kısacası altı doldurulamamış sözde bir âşk hikâyesi okuyoruz. Prensin sırf Megan'la evlenmeyi kabul etsin de kitap ilerlesin diye kıza karşı altı doldurulmayan tahammülleri, çekilmeleri falan var. Lan krallıkta kadınların pantolon giymesi yasaksa nasıl oluyor da Buz Krallığı'nın gelecekteki müstakbel kraliçesinin GELENEK, GÖRENEK ve KRALİYET ADETLERİNE aykırı bir şekilde davranmasına izin verilebiliyor? Hadi bana bunu açıklayın. Ha bu fikirler ileride değişiyor ama bu da "Ya bak şimdi, bir kadının bedenine giyeceği kıyafeti kısıtlamak patriyarkanın kadın üzerinde hakimiyet sağlama biçimidir. Bir kadının ne giydiği ya da giymediği kocası ya da babası olsun hiçbir erkeği ya da kadını kısacası bireyi alakadar etmez." şeklinde değil de "Ya işte kadınlar pantolon giyemiyor. O zaman ben baloda pantolon giyim belki kraliçe çok beğenir de kadınların da tüm ülkede giymesine izin verir.s.s.s.s" şeklinde oluyor. Gel de çıldırma. Nasıl oluyor da bütün bir krallıktaki kadınlara uygulanan bu katı kurallar Megan'ı es geçiyor bilemiyoruz, üstüne Megan bir de yazar kızımız güçlü kadını sürekli birilerini pataklayan Lara Croftlardan ibaret sandığı için kitabın bir bölümünde altı haydutla dövüşüyor, beşini öldürüyor, okun çıkardığı ıslık sesinden oku DODGELUYOR, ağırlık yokmuşcasına kılıç sallayan bir adamın boynuna savurduğu kılıcı yalnızca rabbinin ona bahşettiği imanın gücüyle HANÇERİYLE durduruyor. Aman ya rabbi, yüceler yücesi Megan Maureen Sheran! Sonra da on sayfa da bir prenslerden birisi çıkıp "Megan sen çok güçlüsün, Megan sen ateş gibisin, Megan halısahada adam eksik olsa ilk seni arardım" şeklinde kızı övüyor. Bu inceleme de hayata tek başına tutunmaya çalışan, anasıyla belki de babasıyla sorunları olan, toplumsal baskılara kendi başına karşı çıkmaya çalışmaktan ve kendi işini kendisi görmesinden mütevellit artık kamburu çıkmış, birine muhtaç olmamak adına götünü bile kendisi kollayan, her şeye rağmen hayat mücadelesinden kopmadan var olmaya, yaşamaya ve kendini gerçekleştirmeye çalışan, baba baskından kaçan kaçamayan, koca dayağından susan susamayan, bir erkeğin erkekliğinden doğan özgüveni karşısında hayatını sadece kendi ellerine almak için gece gündüz demeden çalışıp ekmek parasını kazanarak kendine bir hayat kurmaya çalışan TÜM kadınlara gelsin. Megan ve yazar hariç tabii. Kitapta merakla beklenen bir sır var. Bu da Nancy'e kimin tecavüz ettiği. Daha Nancy'nin tecavüze uğradığını okuduğum anda kimin yaptığını biliyordum. Vov çok büyük bir sırmış, aşırı manyak bir plot twistmiş kanka. Nasıl geldi aklına? Bir de aptal Megan kadın tacirliği yapan bir örgütü çökertmek için artık sevişecek kadar samimiyet kurduğu Prens Ares'e gidip "Bak şimdi bir örgüt var, yok hemen hayır deme dinle bi' önce. Bak bir örgüt var kadın satıyorlar. Aşırı feci bir yer. Orayı acil kapamamız lazım, çok iğrenç bir yer. Sana vereceğim adrese gizlice iki asker sok sana rapor getirsinler ne kadar pislik bir yer olduğunu görürsün." demek YERİNE kendini kaçırtıyor. Neden? Prensimiz ona inanmazmışmışmış, gözleriyle görmeliymişmişmişmiş. Bir de prens deliriyor Megan'a dokundular diye. Kanka inanamazsın ama her gün her saniye bir kadına kendi isteği dışında dokunuyorlar. Hepimiz Megan olamadığımız için maalesef kıymetimiz de olmuyor n'apalım. Hayır bir de prensin Megan'dan etkilenme ve evlenmek isteme nedenlerinden birisi de kraliçesinin ona gerçekleri çat diye söyleyebilmesini, yanlış yaptığında karşısında durmasını istemesi. Ee, o zaman bunlar neden birlikteler kanka? Yani kitapta buna benzer plan(cık)lar var. Yazar bize çok zeki bir planmış gibi sunuyor (çünkü Ares, Megan'a "Sen planladın, çok zekisin" gibi şeyler söylüyor) ama ilkokul mezunu olan birisiyseniz buna kıçınızla gülüyorsunuz. 3) Her Fikir Değerli Değildir Yazmak ve üretmek çok özel bir şeydir. Herkes yapabilir ama herkes GÜZEL yapamaz. Bir şeyi güzel yapamıyorsanız, belki de başka işlere yönelmelisiniz. Tıpkı aklımıza gelen her düşünceyi şak diye söylemek nasıl bizi patavatsız ve terbiyesiz yapıyorsa süzgeçten geçirilmeden kitap olarak basılan her kâğıt yığını da böyle travmatik deneyimlere dönüşebiliyor işte. Yazmak ve üretmek çok özel bir şey evet, umarım yazarlar daha çok üretir daha çok yazarlar AMA BU ŞEKİLDE DEĞİL. TEMELSİZ, APTALCA, KENDİLERİNİN BİLE HABERDAR OLMADIĞI AKIMLAR ÜZERİNE DEĞİL. Her fikir kitaplaştıracak kadar değerli olsaydı şu anda milyonlarca yazarımız olurdu. Yayınevlerinin bu yüzden editörleri, yayın kurulları var. Süzgeçten geçer, elenir ve basılmaya değer bulunan eserler basılır(dı). Peki ben ne okudum? Kadınlar için cehennem olduğu iddia edilen bir dünyada kızın 20 sayfalık prensle sevişme sekansları, bir iki aksiyon sahnesi, Megan'ın aptal ve doğru olmayan feministliği dışında ne okudum? 4) Yazarın Teşekkür Notunun Bende Kurdeşen Yapması Yazarın teşekkürler notu şöyle: "Kadınların toplum içerisinde yaşadığı zorlukları anlatan ve onların hislerine ışık tutan bir kitap yazmayı hayal ettiğimde aklıma buzdan bir dünya düştü. Soğuk bir ülkede, acımasız bir toplumda, buz gibi bir adamın yanında eşit ve adil şartlarda yaşamayı arzulayan bir kadının hikâyesini yazarken sıkça Megan'la aynı hisleri paylaşan kadınları düşündüm. Eğer kendini toplumun içinde görülmeyen, duyulmayan, dinlenmeyen bir kadın olarak görüyorsan yalnız olmadığını ve her zaman kollarını sana dolayacak başka bir kadının yakınlarda bir yerlerde olduğunu bil. " (bu şekilde de devam ediyor) Öncelikle kadınların toplum içerisinde yaşadığı zorlukları anlatan ve onların hislerine ışık tutan bir kitap yazmayı hayal ettiğinde gerçekten içinden böyle bir kitap mı yazmak geldi? Kadınların toplumda nasıl zorluklar yaşadığını biliyor musun? Kaç kadının çalışmak, okumak, istediğini yemek, giymek, dışarı çıkmak ya da sadece var olmak için nasıl çaba harcadığını biliyor musun? Bunları eleştirmek için gerçekten böylesine bir çorbayı yazmayı mı kendine layık gördün? Özür dileyerek soruyorum sayın Senanur Hanım, siz feminizm ne demek biliyor musunuz? Ben bilmediğinizi düşünüyorum çünkü bu kitap sizin bahsettiğiniz ve pazarladığınızın aksine asla feminist bir kitap değil. Acilen feminizm nedir öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Naçizane. Yazar olmak değerlidir. Çoğumuzun hayatında iz bırakmış ve ölse bile hatırladığımız yazarlar vardır. Eğer ki onlardan birisi olmak istiyorsanız su içer gibi yazmayı değil; kurgulamayı, düşünmeyi, yazıp yazıp silmeyi, gözlemlemeyi, araştırma yapmayı kendinize ilke edinmelisiniz. Sayın bookstagramlar ve ünü sayesinde kitap çıkaran kişiler, sözüm size: eğer ki amacınız gerçekten "yazar" olmak ve Türk edebiyatına kalıcı eserler vermek değil de iki araba üç ev alıp 15 yıl sonra unutulmaksa hepiniz doğru yoldasınız devam edin. Yazık, gerçekten çok yazık. Bu inceleme sizi kesmediyse sizi şuraya alalım: youtube.com/watch?v=0iDbx2s... Hali hazırdaki podcast tadındaki videoları da dinleyebilirsiniz. Kanalımın linki profilimde mevcuttur.
Buz KrallığıSena Nur Işık · İndigo Kitap · 2024368 okunma
··
5,3bin Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Selamlar, öncelikle incelemenizin tamamını okudum ve dediğiniz her şeye sonuna kadar katılıyorum. Ülkemizde her geçen gün en az bir kadın öldürülürken böyle kitapların halen daha basılmasına inanamıyorum. Ben zaten Akva kitabının olayından sonra (bkz: #278746031) İndigo'yu boykot etmeye karar vermiştim, bu kitabı unutmuşum 🙏🏻 Artık hayatta bir şey almam.
Sülde
Gönderi Sahibi
Olayları duydum ve bazı açıklamaları okudum. "Yazar" değdiğimiz topluma mâl olmuş ve topluma ayna tutması gereken bir mesleğin böylesine ayaklar altına alınmış olması ve bu kişilerin omuzlarında aslında nasıl bir sorumluluk olduğunu fark edememesi gerçekten üzücü.
kapağı bile güzel değil bence 😭😭 ai olduğunu da hesaba katarsak kötünün de kötüsü
Sülde
Gönderi Sahibi
Ai olduğunu bilmiyordum maalesef.
Kitabı tam unuttum derken yine hatırladım yine sinir oldum, incelemendeki her bir noktaya aşırı aşırı katılıyorum. Megan hmm bu kadınlara yapılan bir haksızlık karşı koymalıyım anlayışından ziyade hah bana yapamazsın dedi bak bak nasıl yapıyorum tavırlarına sahip ucubenin teki, azıcık bile feministlik vasfı şu güya en yakın arkadaşı olan çapkını şak diye yanından postalardı en basitinden. Yazarın teşekkürler bölümünü de okumamıştım ortada teşekkür bölümünü hak edek bir kitap olduğunu düşünmediğim için, tam olarak tahmin ettiğim şeyleri yazmış. Kitabı bilinçli bir şekilde eleştiren insanları görmek çok hoşuma gidiyor gerçekten, tekrar eline sağlık💙
Sülde
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim! O teşekkür notunu özellikle yazmak istedim çünkü bence bu incelemede olmasa her şey eksik olurdu.
Götüne buzlu badem sokarken kırmızı balık şarkısı söylesin nasıl bir yaratıcılıktır?????
Sülde
Gönderi Sahibi
miray Teşekkürler! Umarım dinlerken keyif alır ve de eğlenirsiniz! Toplam sanırım 10 saat falan var ama güveniyorum size, eheh!
bazı yazarların sıkıntısı güçlü kadının, maskülen özelliklere sahip olması gerektiğini düşünmesi. eğer bunu düşünüyorsan sen feminist değilsindir. feminen kişiler de güçlü olabilir. lütfen şu ataerkil kafanızı kumdan çıkarın ve etrafa bakın. biraz sağduyu kazanmalarını bekliyoruz 🙏🙏 incelemen çok güzel olmuş. kapsamlı ve her yere dokunuyor. incelemeyi okurken kriz geçirdim iyi ki kitabı okumamışım. umarım yazarlar bu tür incelemelere bakıyordur da ders alıyordur
Sülde
Gönderi Sahibi
Yazarların bakıp ders aldığını hiç sanmıyorum maalesef.
Reklam
bazi kisiler kitaplardan daha guzel incelemeler yazar ve bu inceleme de bunun en iyi ornegi. kralicesin💜
Sülde
Gönderi Sahibi
Teşekkürler, beğenmenize sevindim!