Gönderi

"Can" Çekişen Bir Halk
7/10
·152 syf.··
2025 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 22:10
Üniversiteden yeni mezun Nazar Çağatayev, Sovyet yönetimi tarafından doğduğu topraklar olan Karakum Çölüne, Can halkına geri gönderilir. Amaç sosyalizmi tanıtmak, öğretmek o bölgedeki insanların yaşam seviyelerini arttırmaktır. Bir de artık Sovyetlerde din diye bir kavram kalmamıştır. Yayılacak olan şey bir tür yeni bir din olan sosyalizmdi. “ Oraya git bakalım. Bu kayıp halkı bul; Sarıkamış vadisi boş” “ Gideyim…Ne yapacağım orada? Sosyalizm mi? “ “ Başka ne var?...Halkın cehennemde yaşamış, şimdi de cennette yaşasın, bütün gücümüzle yardım edelim…” S.26-27 Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi Nur-Muhammed. Nur-Muhammed çoktan ümidi kesmiştir bu halktan. Bir an önce hepsinin ölüp gitmesini beklemektedir. Hatta halkın bu zayıflığı, çaresizliğinden faydalanıp bu halkın içinden para edenleri köle olarak satmayı planlamaktadır. Nur-Muhammed Can halkının durumunu şu şekilde görmektedir: “Ölüleri diriler gömmeli, oysa burada diri yok, ölmemişler var, vakitlernin dolmasını uykuda bekliyorlar, onlara mutluluk veremezsin, kendi acılarını bile bilmezler, bütün ıstırapları çekip tüketmişler, artık ıstırap çekmiyorlar.” S.57 Nur-Muhammed halkın bitaplığı konusunda haksız da değildir. Başta annesi olmak üzere konuştuğu her kişide aynı ümitsizliği görmekteydi. Bu perişanlığı, çaresizliği betimleyen olağaüstü cümlelerle doldurulmuş kitap: “…yüreği çoktandır duyguyla değil alışkanlıktan çarparken…” S.55 “…çünkü hırs yapmaya da yetmiyordu içindeki insan kuvveti.” S.55 “Yaşamak bize göre değil…Her gün denedik, olmadı.” S.75 “Ruhumuz yaşamaktan uyuştu.” S.75 “Çağatayev herkesi topladı ve onlara, “Yaşamaya niyetleri var mı? diye sordu. Kimse cevap vermedi.” s.106 Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi Nur-Muhammed. Nur-Muhammed çoktan ümidi kesmiştir bu halktan. Bir an önce hepsinin ölüp gitmesini beklemektedir. Hatta halkın bu zayıflığı, çaresizliğinden faydalanıp bu halkın içinden para edenleri köle olarak satmayı planlamaktadır. Nur-Muhammed Can halkının durumunu şu şekilde görmektedir: “Ölüleri diriler gömmeli, oysa burada diri yok, ölmemişler var, vakitlernin dolmasını uykuda bekliyorlar, onlara mutluluk veremezsin, kendi acılarını bile bilmezler, bütün ıstırapları çekip tüketmişler, artık ıstırap çekmiyorlar.” S.57 Tüm bu olumsuzluklara rağmen vaz geçmek istemiyordu Nazar Çağatayev. Ancak onu bile yıldıran bir yolculupa çıktılar. Çölü geçip dağlara varmak istiyordu Can halkı. Bu uzun yolculuktan sağ çıkmaları mucizeydi. Nur-Muhammed düşüp ölen her kişi için avuçlarını ovuştururken, Çağatayev sürekli umut aşılıyordu halkına. En büyük destekçisi ise henüz çok genç bir kız olan Aydım’dı. Aydım adeta bir ümit ışığıydı hem Çağatayev hem de halkı için. Bu yolculuk boyunca sürekli olarak sistemi ve düzeni sırgulamaktaydı Çağatayev. Sistemler ne için vardı. Neden yaşamaya çabalıyordu herşeye rağmen bu insanlar. Kendisi n eiçin mücadele ediyordu. Çölün, sıcağın, açlığın, susuzluğun ortasında varoluşu sorgulamaktaydı. “Halkına kominizm lazım değildi; rüzgarlar soğuyana ve bedenler ağır ağır dağılana kadar unutuş ve unutuluş lazımdı ona.” S.106 Kitap rejimlerin, sistemlerin toplum üzerinde etkisinin aslında sevgiden geçtiğini anlatmakta. Benim kitaptan anladığım kadarıyla açlık, çaresizlik, ölüm kitaptaki yan konular. Asıl konu sevgi ve sevginin insanın tüm diğer ihtiyaçlarını karşılaması için bir motivasyon aracı olması. Zira Çağatayev’i ayakta tutan şey Aydım’a olan sevgisi. Onu hayatta tutma çabası tüm halkını da ayakta tutmasına sebep oluyor. Bir de tabi sosyalizme duyduğu minnet de var. Zira annesi onu çok küçükken devletin kucağına bırakmak durumunda kalmış. Küçüklüğünden itibaren Sovyet devleti tarafından karnı doyurulmuş, korunmuş, eğitilmiş ve toplumun bir parçası haline getirilmiştir. Devletinin verdiği görevi başaramadan dönmek büyük bir utançtır Çağatayev için. Kitap yıllarca Sovyetlerde yasaklanmış. Kitapta eleştiri diyebileceğimiz bazı cümleler var, onun dışında kitapta sosyalizm övgüleri de mevcut… Yasaklanmaya sebep olan cümlelerden biri budur kanımca: “,...kıştı, zenginler çay içiyor, koyun yiyorlardı, fakirlerse sıcağı ve bitkilerin büyümesini bekliyorlardı.” S.16 Bunun dışında Çağatayev’den önce gönderilen sovyet yetkilisinin tam bir halk düşmanı olması diğer bir ağır eleştiri. Zira Nur-Muhammed bir an evvel bu bölgeden gitmek istiyor. Bu sebeple Can halkının her ferdi öldüğünde büyük bir mutluluk duyuyor. Bunun dışında Sovyet coğrafyasında yaşayan herkesi hayatta tutma, hayat kalitesini arttırmaya yönelik bir çaba var. Rejim ile ilgili bir kötüleme yok. Platonov Sovyet yöneticileri özellikle Stalin tarafından beğenilen bir yazar. Değer verilen bir isim. Ancak bu denli beğenilmesine, sevilmesine rağmen 15 yaşındaki oğlunun ajanlık suçlamasıyla gulaka gönderilemsine engel olamamış. Oğlu gulaktan çıkıyor çıkmasına ama vücudundaki amansız bir hastalıkla birlikte. Çok yaşayamıyor çocuk. Andrey Platonov ’un reijme bakış açısı bu olaydan sonra değişmiş olabilir. Bu arada yaptığım incelemelere göre yayınevlerinin tercümeleri arasında önemli farklar var. İthaki tarafından yapılan baskının çevirisi sansürlü metin üzerinden yapılmış gibi. Bunu şu şekilde anlatayım. Okuduğum kitabın 79. sayfasında: “Kendine acımıyordu; büyük halk hayattaydı, eninde sonunda mutsuzlara mutluluk getirecekti ama Sovyetler Birliği!nin bütün halkları arasında yaşamaya ve mutluluğa en çok muhtaç olan Can halkının öleceğine yanıyordu.” Aynı cümle Metis yayınlarından çıkan baskısında şu şekilde geçmekte: “Çağatayev’in kendisine acıdığı yoktu: Stalin hayattaydı ve tüm mutsuzları mutlu kılacaktı nasılsa, fakat Sovyetler Birliği halkları içinde yaşama ve mutluluğa en çok ihtiyaç duyan Can halkının ölecek olması kötüydü.” Aynı şekilde kitabın 71. Sayfaında şu cümle var: “Bu küçük halka sosyalizmi öğretmek için ne yapacağını bilmiyordu. Kimseyi ölmeye terk edemezdi çünkü anası tarafından çöle terkedilmiş kendisini de bir çoban ve Sovyet iktidarı yanına almıştı ve meçhul biri karınını doyurmuş, esirgemiş ve yetiştirmişti.” Metis yayınlarından çıkan baskısında ise: “Annesi tarafından çölde terk edildiğinde kendisini de bir çoban ve Sovyet iktidarı sahiplenmişti; yabancı bir adam, Stalin karnını doyurmuş, yaşaması için korumuştu onu” “Stalin” yerine “meçhul biri” şeklinde tercüme edilmiş. Arada büyük bir anlam farkılılığı var. neden bu şekilde çevrildi veya hangisi doğru bilemiyorum. Andrey Platonov ’un okuduğum ilk eseri ve ben oldukça beğendim. Tarz olarak bir parça Yaşar Kemal tadı aldım desem yalan olmaz.
Rus Edebiyatı
CanAndrey Platonov · İthaki Yayınları · 20221,314 okunma
·
172 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.