"Terk etmek için de güç gerek,
dalından ilk ve son kez ayrılmak için..."
Şiir,
Nasıl bir tutkusun sen!
Sabahın beşinde uyandırıyorsun insanı olanca heyecanınla. Hiçbir şey uyandıramazdı uykuya bu kadar hasret ruhumu kitapların huzur veren kokusundan başka... Yıllar önce not düşmüşüm günlüğüme, "Çiçekler içinde bir çiçekti okumak." Ahmet Erhan misali, "Yeniden okumak geçer içinden
Belki yüzlerce kez okuduğun o kitapları."
Cahit Sıtkı Tarancı düştü aklıma, gün ışıkları odamın penceresine düşmeye başlayınca...
"Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!"
Ya ruhumuzdan eksilen günler? Herkes için doğan güneş yine herkes için aynı anlamı ifade ediyor mu? Gözümüzün ışıkları sönünce yine aynı güzellikle görebiliyor muyuz gökyüzünü? Ve bahsettiğimiz o çiçekler, her toprakta açıyor mu? Neden bilmiyorum çok sevemedim bu kitabı, ya heyecanım fazla geldi ya beklentim, bende açmadı onun filizleri, sayfalarda gezindim durdum belki hissedemediğim bir duyguyu yakalayabilirim diye, olmadı. Tezer Özlü'nün dediği gibi,
"Çok isterdim, olmadı.
Zaten çok istediğim hiçbir şey olmuyor."
"Şahitsiz vakitlerde
inşirahıyla geldi de kalbin,
bir anahtar koydu önüme
bakir soruların senin."
"İnşirah," ne çok sevdiğim bir kelime... "İç açılması, gönül açılması, ferahlık." Ve ne çok ihtiyacımız olan bir kelime. "Göğsünün daraldığını biliyoruz," diyor Hicr Suresinde ve İnşirah Suresi var Kuran'da, "Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Üzerinden kaldırıp atmadık mı o çok ağır yükünü." Ve devam ediyor... "Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık vardır." Şu günlerde o kolaylığa o kadar ihtiyaç duyuyor ki ruhum, her yerde onu arıyorum olanca gücümle... Var olmasaydı Kuran'da olmazdı, var olmasaydı her gecenin ardından olanca güzelliğiyle gün doğmazdı. "Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır." islamveihsan.com/insirah-suresi-...
"Bu toprağı boş kalır sanma
eksilmez arzuyla iz sürenlerin
kimi gitti kimi gelecek..."
Bir Ajda Pekkan şarkısı geçiyor o anda zihinden, "Kimler geldi hayatımdan, kimler geçti." youtube.com/shorts/Aaph-M6z...
"En güzeli senin kadar sevilmedi
Kimler geldi, kimler geçti."
Bir kitap aldı nerelere götürdü.
Kitapların en zorlayıcı yönü de bu sanırım, götürdükleri yerden geri getirmiyorlar, oysa giderken ne kadar kolaydı, farkına dahi varmıyordun, dönüş yoluysa tamamen sana ait, ne zaman ve nasıl dönebiliyorsan! Her kitap bir dünya, ve dönmek sanki bir gezegenden başka bir gezegene geçmek gibi...
Bana kalırsa daha satırlarca yazacağım. Kısa yazıların daha çok okunduğu şu platformda yazma tutkuma söz geçiremiyorum. Bir dost şöyle demişti, iyi güzel de ben okurken bir yerinde yoruluyorum. "Yorulduğun yerinde bırak," demiştim, "çünkü ben öyle yapıyorum."
Hoşça bakın zatınıza.
İnşirah Suresi ferahlığı versin Rabbim ruhumuza.
Yeni gününüzü ve sizi saygıyla selamlıyorum!
Kitapta en sevdiğim dizelere sen incelemende yer vermiştin zaten. Ama ben şu dizelerine ömrümü bıraktım:
**“emek yüzüstü ve her şey ortadaysa
ortada bir şey yok demektir…”**
(s.46) Şahitsiz Vakitler
Emeğine sağlık şu incelemen için bile bu kitap okumaya değerdi.