Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 22 Haziran 2025 12:07 Anna Karenina kitabını az önce bitirdim. Tolstoy tartışmasız en sevdiğim yazar. Onun hakikat arayışı ve sevgi dolu nahif ruhu beni her zaman kendisine çekmiştir. Anna Karenina’yı şimdiye kadar -utanarak söylüyorum ki- hep bir aşk romanı olarak sınıflandırmıştım. Çünkü spoiler olur diye derinlemesine bakmıyorum okumadan önce kitaplara. Ancak her ne kadar roman “Anna Karenina” adını taşısa da aslında çok detaylıca insan psikolojisinin, toplumsal yapının, derin bir hakikat arayışının işlendiği bir roman. Bir yanda Anna’nın trajik aşkı, diğer yanda Levin’in içsel ve toplumsal arayışları ve ele alınan karakterlerin hikayeleri arasındaki geçişler çok etkileyiciydi.
Tolstoy, Levin karakteri üzerinden -ki Levin karakterinin Tolstoy’un kendisi olduğu düşünülüyormuş- hayatın anlamını, ahlakı, inancı ve çalışmayı sorgulaması oldukça ilgi çekiciydi. Anna’nın hikâyesi bir çöküş, Levin’inki bir inşa süreciydi sanki. Anna’nın ölümüyle o trajedi tamamlandı ve her ne kadar Anna’nın ölümüne ve romandaki diğer karakterlerin hayatına etkisine değinilmese de Tolstoy gözünü yeniden asıl felsefi meseleye çevirmesiyle nihayetlendi. Ortalarda sıkıldım, bırakmayı düşündüm. Ancak iyi ki bitirdim. Karakter analizleri, derinlemesine işleyişi, Rus toplumunun o zamanki açmazları, yapısı.. Gerçekten etkileyiciydi.