I. Dünya Savaşı'nı ülkesi dışında geçiren bir yazarın iç seslerini okuduğumu düşünüyorum.
Göç ettiği ülkeye hayran kaldığı halde aklı, kalbi, vicdanı kendi ülkesinde kalmış olsa gerek, ülkesini nazilerin ele geçirmesiyle intihar eden bir yazar Zweig.
Baş karakterimiz Ferdinand'a ne de benziyor değil mi?
Ferdinand, askeriyeden gelen emre karşı duyduğu sorumluluğu "mecburiyet" kavramına bağlayarak göreve gidip gitmeme arasında seçim yapma yükünü üzerinden atmaya çalışıyor. Halbuki bu görev onun için de eşi Paula için de "cinayet ve esaret" demek.
Yazar bolca yapmış olduğu duygusal betimlemeler sayesinde baş karakterin yaşadığı içsel sıkıntıları, duygusal geçişleri, kaçışları okuyana birebir yansıtmakta.
Zweig Stefan Zweig