Gönderi

Aşağılık insanoğlu!
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 20:58
Herkese selamlar kitap dostlarım! Bu akşam Ahmet Ümit ‘ten kendi tarzında okuduğum ilk kitap olan Patasana ‘yı inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Yazardan daha önce tesadüfen elime geçen Bir Aşk Masalı kitabını okumuş ve hayal kırıklığı yaşamıştım. Sonradan öğrendim ki bu kendi tarzı dışında yazdığı bir kitapmış. O yüzden Patasana’yı ilk Ahmet Ümit kitabım olarak görüp, olumsuz önyargılarımı kenara koyup okudum ve öyle değerlendireceğim. Ve baştan söyleyeyim; kitabı ve yazarı beğenmek ile beraber abartıldığı kadar mükemmel bulmadım. Tabii bunda polisiye türünün benim favori kategorilerimden biri olmamasının ve yazar yerlere göklere sığdırılmadığı için beklentimin büyük olmasının etkisi de olabilir, bilemiyorum… Kitap, çift katmanlı mükemmel bir zaman kurgusu ile yazılmış. Bir bölümde günümüzde Gaziantep dolaylarında bir arkeolojik kazı çalışması yapan ve Geç Hitit Dönemi’ne ait tabletlere ulaşmaya çalışan bir Arkeolog ekibi ve aniden bölgede patlak veren cinayetler var. Diğer taraftan bulunan tabletlerde yazılanlar üzerinden, Hitit saray başyazmanı Patasana’nın hayatını kendi ağzından okuyoruz. Bir günümüz, bir Patasana’nın tabletlerinin oluşturduğu bölümler şeklinde gidiyor kitap ve bu da ciddi bir merak uyandırıyor. Çok akıcı dille de yazıldığı için de kapılıp gidiyorsunuz kitaba. Ahmet Ümit’i çok başarılı buldum kurgu konusunda, yazarı tebrik ediyorum. Kitapta Hitit dönemine ait çok fazla bilgi var. Patasana’nın tabletleri üzerinden dönemin yapısı, kültürü, inançları hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Günümüzde geçen kısımlarda da bölgedeki terör sorunları, Ermeni olayları ve bunun biz Türkler ve yabancıların gözünden yorumlanışı, bölge halkının görüşü ve bölgeye dışardan gelmiş insanların bakış açıları gibi birçok şey var. Bölgedeki yemekler ve bunların tarihi, bazı yöresel deyimler, bölgede görev yapan askerlerin yaşadıkları gibi detaylar çok güzel ve doyurucuydu. Yazarın muazzam bir emek vererek, çok fazla araştırma yaparak kitabı yazdığını her satırda anlıyorsunuz. Kitap bir polisiye gibi dursa da aslında alt metinde çok derin felsefik mesajlar içeriyor. Gerek Patasana’nın verdiği mesajlar olsun, gerekse Timothy’nin insanın özüne dair kitabın sonunda söyledikleri olsun çok çarpıcıydı. “İnsanoğlu; yalnızca çağımızda değil, varoluşundan beri, kan dökmekten, ötekine acı çektirmekten zevk alan, iflah olmaz bir zalimdi.” Güç için, iktidar için, para için; ya da dini, dili, ırkı farklı olanı, kendinden olmayanı, hatta kendinden olanı bile sırf çıkarları uğruna öldürmüştür tarih boyunca insan denen yaratık.. Ve hep öldürmenin bir bahanesini de bulmuştur: Vatan, adalet, din, aşk, vs… Kısacası diyor ki Ahmet Ümit: “İnsanoğlu öldürmekten zevk alan aşağılık bir türdür.” Diğer yandan Patasana ve Esra başta olmak üzere birçok karakterin iç monologlarıyla çok güzel psikolojik derinlikler oluşturmuş yazar. Kendi içlerindeki ikilemleri, sorgulamaları, vicdan muhasebeleri çok güzeldi. Ayrıca karakterlerin her birinin cinayetleri çözmeye çalışırkenki farklı bakış açıları da biz okurlara olaylara başka başka pencerelerden bakma fırsatı vermesi açısından güzeldi. Kitaba ve yazara hakkını verdiğime göre artık gönül rahatlığıyla olumsuz eleştirilerimi de yapabilirim :))) Klişe, klişe, klişe!!! Klişelerden nefret ediyorum. Film senaryosu gibi olan kitaplardan da hiç hazzetmiyorum. Hele ki klişe bir filmin senaryosu gibi olanlardan… Kitaba başladım…Evet akıcı, merak uyandırıcı tamam ama bir o kadar da sıradan ve klişeydi ki birçok şey, yukarıda saydığım bunca emeğe yazık olmuş demekten kendimi alamadım. Bir arkeolog ekibinin kazı çalışması, mistik olaylar, ekiptekilerden birileri sevgili, kıskançlık krizleri, idealist bir kadın olan ekip lideri ile bölgenin karizmatik yetkilisinin ilişki yaşaması, yerli halkın içerisindeki muhafazakar kesimin bilimsel çalışmalara karşı olması vs. vs… Onlarca kez çekilen bir film ya da dizi gibiydi. Bu yönüyle hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Ahmet Ümit gibi bir isimden daha özgün bir iş beklerdim açıkçası… Kitaptaki saçma bulduğum birçok şey var. Bunlardan en saçması cinayetler çözülürken yüzbaşının tek başına her şeyi çözmesi. Normalde bir cinayet işlenince onlarca kişilik olay yeri ekipleri, bilirkişiler, otopsi raporları vs. ile anca çözülür cinayetlerin nasıl işlendikleri. Diyeceksiniz ki büyükşehirlerde böyle, köy yerinde olay yeri ekibi ne arasın? Tamam işte benim de anlatmaya çalıştığım bu. Köy kasaba gibi yerlerde böyle işler daha da ağır yürür, vakalar daha geç çözülür teknik eksikliklerden dolayı. Ama kitabımızda bir cinayet işleniyor, maşallah yüzbaşımız anında çözüyor her şeyi: arkadan biri itip minareden atmış, orakla maktül kendini savunmuş vs. vs. gibi… Olayın geçtiği bölge halkı batıl inançları olan, çoğunlukla eğitimsiz insanlardan oluşuyor diyebiliriz. Ama kitapta onlardan o kadar çok “cahil” diye bahsedildi ki beni irite etti bu durum. Her ne olursa olsun, bir topluluğun böyle genellemelerle aşağılanmasını doğru bulmuyorum. Yazarın kendisi de Gaziantepli, belki de oradan çıkmış birisinin bunları söylemesi art niyetli olarak algılanmayıp rahatsızlık vermez diye düşünmüş olabilir, bilemiyorum fakat ben şahsen çok rahatsız oldum. Son olarak kitabın sonu ile ilgili bir şeyler söylemeden edemeyeceğim. Spoiler vermemek için detaylandıramıyorum ama konunun çözüldüğü basın toplantısında yaşananlar o kadar saçmaydı ki yok artık dedim ve güldüm :)) Timothy’nin dakikalarca konuşmasına müsade edilmesini okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. :)) Artısıyla eksisiyle baktığımda okunmaya değer bir kitaptı her şeye rağmen. İncelememin başlarında da dediğim gibi polisiye benim pek tarzım değil, bu kategoriyi sevenler kitabı daha çok sevebilirler. Peki bundan sonra Ahmet Ümit okur muyum? Evet okurum. Ağır kitaplar okuyunca bazen hafif sürükleyici bir kitap okuma ihtiyacı hissettiğim dönemlerde tercih edeceğim bir yazar olacak benim için. Daha önce bu ihtiyacımı Agatha Christie ile karşılıyordum, yanına Ahmet Ümit’i de eklemiş oldum. :)) Sizler de özellikle okuma tembelliği yaşadığınız dönemlerde tercih edebilirsiniz… Kitap ile kalın sevgili kitap dostlarım.. Kendinize iyi bakın…
Edebiyat
PatasanaAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201929,4bin okunma
·
1.484 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Senin anlatımını okumak, kitabı okumuş gibi hissettirdi. Tarzını, detaylara verdiğin önemi çok seviyorum. Kankam diye demiyorum ama bunu gerçekten iyi yapıyorsun 👏 Devamı gelsin, okuyacak çok şeyimiz var 📚”
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Yaa canım kankamm 🫠🙏 Arkadaşın bile olsa beğenmediğin şeyi övmeyeceğini bildiğim için yorumların beni daha da mutlu ediyor 😇 Anlaşılmak, senin gibi kaliteli okurlardan değer görmek çok kıymetli. 🙈 İnceleme yazmayı çok seviyorum ama yoğunluktan her kitaba yazamıyorum maalesef. Mülksüzler’e yazmaya vakit bulamadım, içimde kaldı mesela 🥹 Ama İnce Memed efsanesine mutlaka yazacağım, beklemede kal kankacım 🥳🌸