Tek Adam serisinin en sevdiğim kitabı buydu diyebilirim. Tek Adam - Cilt 1 ‘de Atatürk'ün gençlik yılları anlatılıyor, 19 Mayıs 1919'a kadarki süreç. Çok fazla tekrara düştüğünü hissettiğimi hatırlıyorum. Tek Adam - Cilt 2 ‘de ise Milli Mücadele dönemi anlatılıyor, Samsun'a çıkışından 1922'ye kadarki süreç. Tek Adam - Cilt 3 ‘te yani bence en başarılı yazılmış kitaptaysa Cumhuriyet döneminden Atatürk'ün ölümüne kadarki zaman konu alınıyor.
Bana göre Atatürk'ü daha iyi anlamamızı ve bir ömrünü kumandan olarak savaşlarda, bir devlet reisi olarak diplomatik alanlarda, milletler arası ilişkilerde harcamış bir liderin ne gibi sıkıntılar çektiğini çok net bir şekilde görmemizi, hissetmemizi sağlayan bir eser olmuş. Onun da bir insan olduğunu hatırlatıyor bizlere, çok da uzak sayılmayan tarihlerde ne gibi zorluklar içerisinde bu Cumhuriyetin kurulduğunu gösteriyor.
Eskiden sorulsaydı okurken en zorlandığım kitap olarak, aynı zamanda en sevdiğim kitap da olan, Tutunamayanlar'ı söylerdim. Fakat şimdi cevabım Tek Adam olacak. Bunun nedeni sadece dilinin ağır oluşu değil, hatta bundan daha fazlası olarak hissettirdikleri… Atatürk'ün yalnızlığını, anlaşılmayışını, hem cephede hem milletler arasında hem de en kötüsü milletin kendisiyle vermiş olduğu mücadeleyi gördükçe kahroldum. Öyle bilmediğim şeyler varmış ki... Bazen cehalet mutluluktur dedikleri cümleye böylelikle hak verdim.
Bu arada araştırmak istediğim aklıma takılan bazı soruları kitaba not aldığım gibi buraya da not almak istiyorum.
1. İsmet İnönü neden kabul görmemiş, sevilmemiştir?
2.İnönü bu kadar çok sevmeyeni varken nasıl cumhurbaşkanı olabilmiştir?
3.Atatürk'ün Serbest Fırka kapandıktan sonraki düşünceleri nelerdi?
4.Serbest Fırka politikacısı Ağaoğlu, Atatürk'ün yanındakiler yüzünden halktan kopuk olduğunu söylemesi gerçek midir? Bu yanındakilerden kastı tam olarak kimlerdir? Hastalığı, yorgunluğu dolayısıyla mı yoksa gerçekten yanındakiler yüzünden (CHP içerisindekiler yüzünden) mi halktan uzaklaşmıştır?
5.İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin ülke adına olumlu/olumsuz faaliyetleri nelerdir?
6.Serbest Fırka lideri Fethi Bey'i halk neden kurtarıcı gibi karşılamıştır? Neden CHP halkın sorunlarını duymamış, halka inip halkı kapsayamamış bir parti olarak kalmıştır? Atatürk'ün hedef ve hayallerine uygun bir parti olunamadığının farkında mı değillerdi yoksa tek parti oldukları ve en önemlisi halkın kurtarıcısı olan Atatürk tarafından kurulduğu için hep de tek parti kalacaklarının rahatlığı içindeler miydi?
7.Serbest Fırka kapandıktan sonra Chp'nin program hazırlanması gerekliliği görülmüştür. Neden bu kadar geç kalınmış bir karar alındı? Eğer programı olmayan hatta doğru düzgün hedef ve amacı olmadan Atatürk'ün isteğiyle oluşturulmuş bir parti olan Serbest Fırka halk nezdinde bu kadar yankı uyandırmasaydı da Chp'nin programı (altı ok) hazırlanacak mıydı?
8.Atatürk'ün son günlerinde onun yalnızlığını artıracak hamlelerde bulunup isteklerini hasta olması bahanesiyle yerine getirmeyenler kimlerdir? (Ali Fuat Paşa olayı)
9.Atatürk'ün hastalığına neden bu kadar geç tanı konmuştur? Atatürk'ün sağlığına değer vermediğini elbette biliriz ancak yine de çevresinde sürekli olarak doktor bulundurması sağlık sorunları olduğunu ve bunları çözüme kavuşturmak istediğini gösterir. Peki doktorlar neden bu konuda yetersiz kalmıştır?
10.Erzurum, Mersin, Canik mebusları nasıl olup da Atatürk'ün vatandaşlık haklarından mahrum edilmesine neden olacak bir teklifi meclise sunabilmişlerdir? Atatürk olmasa böyle bir Meclisin bile olamayacağını düşünemeyecek kadar gözlerinin kör olmasına kimler ya da neler sebep olmuştur?
Bu gibi sorular üzerine düşündükçe daha da fazlalaşır. Çünkü o kadar mantıksız, anlamsız işler dönmüştür ki Atatürk nasıl oldu da bu kadar sakin, sabırlı olabildi anlamak mümkün değildir. Halka rağmen halk için savaşmak zorunda kalmanın ağırlığını nasıl taşıyabildi mesela? (Saltanat, Hilafet konuları ve özellikle Cumhuriyet'in ilanından sonra yapılan inkılapları düşünecek olursak tüm tepkilere rağmen onun Türkiye Cumhuriyet'ini muasır medeniyetler seviyesinde hak ettiği konumu alabilmesi için ne sıkıntılar çektiğini anlatmaya kalkmayacağım çünkü bu yazının sonu gelmez.) Etrafındakilerden nasıl bu kadar ileride olabildi? Çocukken kurduğu hayalleri nasıl gerçekleştirebildi? Ona yokluklar sayılırken ve o herkesten çok bunların farkındayken tüm sıkıntısına rağmen nasıl dimdik ayakta durabildi? Diğer tüm büyük devletler savaşmak derdindeyken o nasıl ısrarla barış diyebildi? Savaştığı insanları nasıl affedebildi, nasıl centilmenliğini hiç kaybetmedi? Hasta yatağında dahi nasıl Türk Dili ve Tarihi alanlarındaki çalışmalarına devam edebildi? Hayatında o kadar askeri, siyasi olayların arasında, nasıl oldu da dört bine yakın kitabı sığdırabildi? Nasıl?...
Ona olan hayranlığım, saygım, sevgim sonsuz ve her şeyin üzerinde. Bize bu toprakları, insan gibi ve en önemlisi gururla Türk'üm diyerek yaşayabileceğimiz Cumhuriyet'i bıraktı. Özellikle biz kadınlara doğurmak amaçlı kullanılan makinelere benzemediğimizi, her alanda erkeklerle eşit olabileceğimizi hatırlattı ve bizi adeta insan konumuna geri yükseltti. (Hala bizi o makinelere benzetmeye çalışan ahmaklar ne yazık ki mevcut..) O, sadece bu milletin değil, tüm mazlum milletlerin, hatta tüm dünyanın başına gelmiş en büyük şanstı...