Nahid Sırrı Örik ’in vefatından önce yazdığı ancak yayınlanmayan eseri yıllarca saklı kaldığı çekmeceden çıkıp nihayet okuyucu ile buluştu.
Bu kitabı ister istemez yazarın baş yapıyı olan Kıskanmak ile karşılaştırmak durumundayım. Öncelikle şunu söyleyim: Mehlika Hanım, Kıskanmak ’a göre çok daha basit bir kitap. Kıskanmak ’da yer alan psikolojik çözümlemeler, analizler bu kitapta yer almıyor. Daha çok sosyolojik diyebileceğimiz, eğlencesine yazılmış bir kitap gibi.
Nahid Sırrı Örik kitaplarına aşina olanlar bilirler. Kadınlar her daim romanlarının merkezindedir. Kadın merkezli olmasını o derece vurgulamış ki Nahid Sırrı Örik , kitabın adını bile Mehlika Hanım ailesi koymuş. Normalde erkek karakter üzerinden bir aile tanımlaması yapılır Türk edebiyatında. Mesela Şakir Paşa Ailesi gibi…ancak bu arada dominant karakter bir kadın ve aileye hükmeden de o. Romanda geçen tek kadın Mehlika Hanım değil, Şayeste Hanım, Neşide Hanım ve Rüveyde Hanım diğer yan kadın karakterler. Ancak bu kadınlar da iyi sınıfına sokabileceğimiz karakterler değil. Özellikle Şayeste Hanım…Hem Mehlika Hanım hem de Şayeste Hanım hırslı, haris, tatmin olamayan, sürekli fazlasını isteyen ve bu uğurda da etrafındaki erkeklerin felaketine sebep olan kadınlar. Mehlika Hanım aile ekonomisini düzeltmek için kocasını dilencilik yapmaya ikna etmeye çalışırken Şayeste Hanım ise para neredeyse dümeni oraya kıran bir kadın rolünde. Gerçi erkekler de pek öyle güven veren, düzgün karakterli insanlar değiller. Onlar da -özellikle Mehlika Hanım’ın oğulları- kadınlaşmış türde erkekler. Yani Nahid Sırrı Örik 'in sürekli bahsettiği açgözlü kadınların erkek versiyonları…
Kitaın geçtiği dönem, Cumhuriyet’in ilan edilmesinin hemen sonrası. Kitabın başında Bahriye Çeri’nin yazdığı önsöz bu dönemde olanlar ile iligili epey bilgilendirici bir metin. Zira Osmanlı’nın elit tabakası (buna Nahid Sırrı Örik ’in ailesi de dahil) Cumhuriyetin ilanı ile birlikte artık mevcut konumlarını kaybetmişlerdir. Birçoğu liyakatsiz, aile bağlası sayesinde bir yerlere gelmiş insanlardır keza. Cumhuriyet kendi elitini, bürokratını ve burjuvasını yaratmaya başlayınca bu eski elitler büyülk bir geçim sıkıntısı ile yüz yüze kalmıştır. Kitapta Mehlika Hanım’ın kocası olan Şevket Bey de bunlardan biridir. Bir paşa ailesine mensuptur, bu sayede de önemli yerlere gelmiştir. Ancak liyakatsizdir, her getirildiği mevkiden başarısızlıkla ayrılmıştır. En sonunda da işsiz kalmıştır. Ta ki Şayeste Hanımın kızı Neşide Hanım tarafından farkedilene dek. Şevket Bey’in resmini çizmeye karar verir Neşide. Ancak dilenci kostümü içinde. Zira tipini çok acıklı bulmuştur. Bu bir fikir verir hem Mehlika’ya hem de Şevket’e. Neden dilencilik yapmasın? Geliri gayet iyidir bu mesleğin. Evi barkı olmayan dilenci yoktur. Çabuk alışır Şevket Bey dilenciliğe. Maddi durumları hızlı bir yükselişe geçer. Hiç olmadığı kadar iyidir durumları bu yeni “meslek” sayesinde. Ancak gözü de açılmıştır Şevket Bey’in. Karnı doyan herkes gibi gönül işlerine girmeye başlar…
Kısa bir kitap. Ancak alıştığım, beğendiğim Nahid Sırrı Örik türünün dışında kalan bir eser. Bu kitapta Kıskanmak türü bir etki bekliyorsanız okumayın, hayal kırıklığına uğrarsınız. Ancak eğlenceli bir kitap okumak istiyorsanız, size göre bu kitap. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Nahid Sırrı Örik ’in kafası biraz karışık mış bu kitabı yazarken. Zira kitap kahrmanlarından Yalçın’ı bazı yerlerde Yılmaz olarak yazmış. Kitaba ismini veen Mehlika bile bir yerde Servet olarak yazılmış. Ayrıc kitabın bazı sayfaları kayıp, arada boşluklar var. son olarak Everest Yayınları eserin Nahid Sırrı Örik ’in el yazısı halini de kitabın sonun eklemiş. Nahid Sırrı Örik kitabı Osmanlıca olarak kaleme almış. Yazıldığı tarih 1957, harf inkilabı ise 1928’de yapıldı. Yani arada yaklaşık 30 sene var. Yeni harfleri öğrenmemiş olması düşünülemez. Geriye iki ihtimal kalıyor: ya bu devirimi içine sindiremedi ve eski harflerle yamaya devam ederek tepkisini gösteriyor ya da bir tür alışamama veya kendini Osmanlıca daha iyi ifade edebilme durumu söz konusu. Hangisi bilemiyorum. Ama Nahid Sırrı Örik’in de kitaptaki karakterelere benzer bir kaderi var. yani eski bir Osmanlı eliti iken sıradan bir insana dönüşmek. Birçoğu bunu kaldıramamış. Nahid Sırrı Örik’de de benzer bir durum olabilir.