Gönderi

1 Kız, 6 Erkek ve Maskeli Manyak Adam
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 22:32
Bu kitap Türk bir yazarın elinden çıkan bir gizem-gerilim romanı. Aslında ben herşeye rağmen sevdim başlarda evet kitap biraz acemice gelmişti, artık karakterler mi, onların diyalogları mı, yoksa hikayenin ilerleyiş şekli mi buna neden oldu bilmiyorum hatta bir ara konusunu kötü korku filmlerine bile benzettim yinede ilerledikçe ve olaylar geliştikçe fikrim değişmeye ve farkında olmadan kitabı sevmeye başladım. Konusundan biraz bahsedeyim ondan sonra da nesini sevdim nesini sevmedim faslına geçeriz. Afra Ahsen Çakmak lise son sınıf öğrencisi, tek derdi her ne kadar kafası derslere basmasa da çalışmak ve sınavına hazırlanmak, ufukta ise bitirmesi gereken bir proje ödevi var. Bir gün proje partneri ona şu şu yerde buluşup işte proje için görüşelim mi ne diyor bizimki de ta neredeki o malum buluşma noktasına gidiyor. Eh gidince tabi ne büyük bir salak olduğunu anlıyor çünkü anasının gözündeki evin içi silah ve bilumum maskeli herifle dolu, aynı zamanda kendisi gibi tutsak 6 şahsiyet daha var ve bunu da oraya hapsetmesinler mi. Öyle bişeyler işte buradan çıkarılacak ders herkesin her dediği yere hemen gitmemek olacaktır ki görüyorsunuz buradaki son ortada. Yani tabi herkes Ölüm adındaki manyak bir adam tarafından alıkonulup tanrıcılık oynadığı oyuncaklarından biri olmaz ama her an başka bir çılgına denk gelme ihtimaliniz de bayağı bir yüksek hatırlatayım. Neden bu kitabı sevdim derseniz yani öncelikle ilginçti. Sonuçta hergün 6 erkekle beraber bir eve hapsedilip manyağın tekinin parmağında oynatılmıyor insan. Biraz Testere ve Angels of Death, Vol. 1 (Satsuriku no Tenshi) hissiyatı veriyor tabi daha insaflı versiyonu gibi. Neticede henüz kimse ölmedi (en azından ana karakterlerden yani, yan kadrodan öldürülen iki kişi için ise en ufak bir üzüntü duymadım.) Onun dışında başlarda kendisine gıcık kapsamda sonradan sevmeye başladığım Ölüm Bey'imiz var. Yani manyak falan ama insan merak ediyor, derdi ne bu adamın, ne yaşadı da yolu Deep Web'e düşüp herkesin tepesine çıkabildi, bu paranın suyu nerden geliyor, babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi ya da konuyla daha alakalı olması için Ölüm insanları böyle taratmayı nerden öğrendi falan. Karakterler arasındaki dinamikler, atışmalar ve dostuklukları da güzeldi bence. Başta Afra herkesten korkup onlara mesafeli davranıyordu ama zaman geçtikçe birbirlerine alıştılar ve hatta artık arkadaşı olarak gördüğü biri için bayağı büyük birşey de yaptı şimdi spoiler olmasın diye söylemiyorum ama baştaki Afra nerdeee son geldiği vaziyet nerde. Karakter gelişimi olduğunu da buradan anlayabilirsiniz ve gelişen tek kişi elbette ki Afra değil diğerleri de bundan nasibini alıyor. Şimdi elbette hoşuma gitmeyen yönleri de var, bazıları zamanla değişti bazılarıysa hala olduğu yerde sayıyor, hadi biraz onlara değinelim : Başı ana karakter çekiyor diyebiliriz. Afra kitabın başlarında bana göre çok sinir bozucuydu hem fazla duygusuz olduğunu, kendini dünyadan ve diğer insanlardan soyutladığını iddia ediyor hem de sürekli ağlıyor, erkeklerden aşırı derecede korkup nefret ediyor falan. Yani tamam anlıyorum bir kız/kadın olarak bir anda 6 erkeğin arasına atılmak en basit tabirle tedirgin edici yinede kendisinin geçmişten gelen bir erkek korkusu ve düşmanlığı olduğu da ortada ama bu bize fazla gösterilmediği için (özellikle de ilk sayfalarda) empati kurmak zorlaşıyor ve onu anlamaktan ziyade yanlış fikirlere kapılıyoruz. Ama geçmişini az buçuk okuduğumuz seferlerde, ki bu bayağı bir ilerlerde oluyor ancak işte o zaman bazı taşlar yerine oturmaya başlıyor. Diğer karakterler arasından Çağrı ilk etapta beni aşırı derecede rahatsız etmişti. O zamana kadar baba parası yiyip karı, kız peşinde koşan, dünyanın kaç bucak olduğundan habersiz, gereksiz bir eleman işte. Onun diyalogları da keza kendi gibiydi; ciddiyetsiz, bol küfürlü, sataşma ve gıcık etme öncelikli. Neyse ileride toparlıyor ama bu kadarını söyleyebilirim en azından onunla anlaşmak bir süre sonra mümkün hale geliyor ki aksi olsa hiç çekilmezdi. Mete biraz şey, nasıl desem yaratılış itibariyle bayağı bir öfkeli ya da o ev onda şalterleri attırdı kim bilir. Hikayesini öğrenince de bir tık çekiniyor insan bir de kontrolü kaybettiği bir an vardı ki hiç sormayın kısacası mayın gibi biri, büyük risk taşıyor. Ama onun dışında kendisine çizilen bir abi imajı var bunda hem yaşı hem de o eve hapsedilen ilk kişi olmasının payı büyük. Sonradan sevdim onu tıpkı Çağrı 'da olduğu gibi. Gelelim Kutay'a. Evdeki en iyi, en kolay anlaşılır ve en anlayışlı eleman. Ama ben onun bu iyiliğinin altından birşey aramaktan da duramıyorum. Daha önceki bir incelememde de söylemiştim ( Zalim Prens ) böyle aşırı iyi ve mükemmel insanlara güven olmaz diye o yüzden ona güvenmek konusunda hala çekincelerim var. Zaten ne neden orada olduğunu ne de böyle bir şeyi hak etmesine neden olacak nasıl bir günah işlediğini henüz öğrendik. Ayrıca Egemen'in ona olan tavırlarından da Kutay'la ilgili bazı şüphelere kapılıyor insan. Egemen... Sanırım yazar onunla Afra arasında bir romantizm yapacak ileride hatta şimdiden bunun sinyallerini görüyoruz ama benim çok merak ettiğim bir husus var: öyle birşey olursa acep Ölüm'ün buna tepkisi nasıl olur? Sanırsam ortalığı kan revan götürür ama göreceğiz. Egemen'in en büyük olayı uyumak eleman sürekli uyuyor uyandığında da kendine eğlence arıyor. Hatta Kutay'ın onun için çok güzel bir betimlemesi vardı bulayım da ekleyeyim (şimdi baktım da sadece onu değil birkaç kişiyi içeren güzel bir benzetme yapmış) “Çağrı, baba parası yemeye devam edemediği için çok gergin bir pussyhunter. Egemen de uyumadığı zamanlarda aslında ucuz kitaplarda ‘bad boy’ olarak işe başlayacakmış ama sonradan buraya kısılıp kalmış. Mete hayatı battığı için gergin bir abimiz. Hepsi parazit, anancılar.” Alın işte size kitaptan bir alıntı bu hem karakterler hem de diyaloglar konusunda bir fikir edinmenize yardımcı olur. Sarp, keçi sakallı gamer Cinderella'mız aslında bana kalırsa Rapunzel ona daha çok uyardı ama bana kalmadı. Neyse bu eleman da hepsi gibi tutsak ama diğerlerinin konservesini yiyip PES oynadığı sürece halinden gayet memnun. Zaten buraya tıkılmadan öncede sürekli oyun oynayıp evinden pek çıkmazmış o yüzden onun için değişen fazla birşey yok. Ve son karakterimiz Gökhan, Çağrı'nın deyimiyle topitop. İçlerinde en mazlumu ve tatlışı. Önceden de yaşadıkları iyi değildi fakat Ölüm sen naptın ya çocuğun tüm hayatını kararttın şimdi sayende o zıkkım yerden kurtulmayı başarsa bile gidebileceği bir evi kalmadı. Konu ne derseniz eşcinsellik. Yani bu topitopumuzu okulundan gerzek bir oğlan seviyorum ayağına yatarak kendine sevgili yapmış sonra da ona postayı koyunca çocuğun adını çıkarmış falan. Ops spoiler verdim neyse ya okuyunca hala etkileyici gelir size merak etmeyin. Ölüm de bu mevzuyla alakalı bir haltlar yedi aslında anlatmaya çalıştığım şey de oydu ama kendiniz okuyup ayrıntılarını öğrenirseniz daha iyi olur. Ölüm'e de iki çift laf etmezsek olmaz şimdi. Açıkçası ben kendisini çok anlayamadım yani ne deli olduğu belli ne de akıllı olduğu. Zaten motivasyonunu da pek beğenemedim ve bazı kişileri tutsak alma sebebi çok saçmaydı bence (yani herkesin hikayesini ve neden onları o eve hapsettiğini öğrenemedik daha ama şimdiye kadar gördüğümüz birkaç kişinin de öyle bir muameleyi hak ettiğini düşünmüyorum) yinede kendisini ilgi çekici buluyorum ve ilerideki eylemlerini de merak ediyorum. Aslında kitapta beğenmedim yerleri yazacaktım güya ama olay karakter değerlendirmesine döndü. Hadi toparlayalım o zaman. Kısacası bazı karakterlerin baştaki davranışlarını pek sevmemiştim ama zamanla değiştiler o yüzden sorun yok. Sonra dediğim gibi Ölüm'ün kim olduğu ve neden bunları yaptığı mevzusu var eğer ki olay bize gösterildiği kadardan ibaretse ben bunu yeterli bulmam ama daha bilmediğimiz ve henüz öğrenmediğimiz bazı yıkıcı gerçekler açığa çıkarsa belki ona hak bile verebilirim bilemiyorum. Sonra biraz daha kan ve aksiyon görmek isterdim açıkçası şimdi bana manyak falan demeyin ama kitabın okuyucuya vadettiği şey bu yani benimde bu tarz şeyler için beklentiye girmem normal. Sonuç olarak kitabı sevdim ve devamını okumayı da çok isterim. Söylediğim gibi değiştirilebilecek ve geliştirilebilecek yönleri var fakat yinede güzel bir hikayeye sahip yani öneririm arada bir farklılık olsun isteyenlere ya da "Hadi manyak karakterli bir kitap okuyalım!" diyenlere tavsiyemdir.
1000Kitap
OyunbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2024980 okunma
··
1 +1'leme
·
1.193 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Firefly
Gönderi Sahibi
* Serinin ikinci kitabı olan Düzenbaz 'ın incelemesi → #284087170 * Serinin üçüncü kitabı olan Cambaz 'ın incelemesi → #288306220