Gönderi

Kurtuluş Yokmuş Meğer
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 153. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 22:51
Bazen düşünüyorum, “Ben neden hâlâ bu seriyi okumaya devam ediyorum?” diye. Çünkü hikâyesi hiç de masum değil. Kastettiğim şeyin cinsellikle alakası yok — en azından Ölüm’ün verdiği o tek görev dışında yok diyelim. Neyse… Yine de, ya bu kitabı yazan yazarda bir sorun var ya da onu okuyan benim gibilerde. Belki de iki taraf da psikopattır, kim bilebilir ki? İkinci kitabın sonunda Afra, banyoda çaresiz bir girişimde bulunmuş ve neredeyse öteki tarafa tek yönlü bir bilet almıştı. Tabii Ölüm gitmesine izin vermedi. Her ne kadar bu intihar mevzusu beni epey sarsmış olsa da, bu sayede en azından Ölüm’ün içindeki asıl kişilik tetiklenerek Kıyı’nın yeniden ortaya çıkmasını sağlamış oldu. Artık her ne halta yarayacaksa… Umut denen şeyden kalmadı bende ne yazık ki arkadaşlar. Afra zar zor hayatta kaldı fakat o koşullar altında elbette 13. daireye geri yollanamazdı. Böylelikle ilerleyen günlerini Ölüm’ün gözetimi altında; organ mafyası bir doktor ve bizzat baş manyağımızın “değişik” psikoloğuyla birlikte, hiç tanımadığı bir ortamda geçirmeye mecbur kaldı. Temiz delirmelik ortam. Kızın kendine gelebilmesi bile günler sürdü. Üstüne Ölüm’ün garip ziyaretleri, doktorun kötü muamelesi ve psikoloğun aşırı gamsız tavırları derken Afra’nın kaçmak istemesi kaçınılmaz oldu tabii. Zaten mevcut durumda binadan çıkması pek de mümkün değildi; o da en azından 13. daireye geri dönebilmek adına bir fırsat kollamaya başladı. Şimdi spoiler olmasın diye detay veremem ama bu özel tutsaklık anında bazı önemli gelişmeler yaşanıyor. Bunların belki de en büyük katkısı, Afra’nın onlar için bir kurtuluş olabileceğine yeniden inanmaya başlaması oluyor. Bir şekilde Afra yeniden arkadaşlarının yanına dönüyor — ki bunu zaten tahmin edersiniz diye düşünüyorum. Ondan sonra da Ölüm’ün oyunları olabilecek en acımasız şekilde kaldığı yerden devam ediyor. Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına… yani benim duygu, düşünce ve yorumlarıma. Her zamanki gibi — yani serinin diğer kitaplarında olduğu gibi — bu hikâyeyi okumak da hem çok zor hem de aşırı derecede kolaydı. Şöyle açıklayayım: içeriği oldukça ağır. Kaçırılma, tutsaklık, bir katille oynamak zorunda kalınan çeşitli deli saçması oyunlar ve tabii ki bu oyunların kişiye etkileri gibi olağanüstü, kimsenin başına gelmesini istemeyeceğimiz türden olaylarla dolu. Karakterlerimiz hiç de hafife alınamayacak durumlarla baş etmek zorunda. Bırakın dışarıdan gelecek herhangi bir yardımı, çoğu zaman Ölüm onların birbirine yardım etmesine bile engel oluyor. Kurtuluş yok. Ve gün geçtikçe her biri yavaş yavaş akıl sağlığını kaybetmeye başlıyor. Diğer yandan, kitap tüm bu olumsuzluklara rağmen kendini iyi okutuyor. Özellikle bizzat şahsımdan örnek vereyim: hikâye boyunca hissettiğim en baskın duygu merak oldu. Bu merak, duyduğum rahatsızlığı bile gölgede bırakarak tek akşamda 300 sayfa birden okumama neden olacak kadar baskındı. (Siz sormadan söyleyeyim: bu benim için epey büyük bir rakam.) Gerçi o kadar sayfanın bana tek katkısı uykusuz bir gece oldu ama olsun. Zaten son zamanlarda uyku düzenim falan kalmadı, o yüzden çok da sorun etmiyorum. İlk başta konusunu ilgi çekici bulduğum için 7 Tutsak 1 Ölü serisine başlamıştım. Birinci kitap Oyunbaz , hem biraz daha acemice yazılmıştı hem de henüz bir “giriş kitabı” olduğu için kendisinden sonra çıkan devam hikâyelerinin yanında daha sönük kalıyordu. Başta karakterlerin kişilikleri, konuşma şekilleri ve hatta ilişki dinamiklerine kadar pek çok şeyi sinir bozucu bulmuştum ama zamanla bir şeyler değişmeye, hikâye de bir nebze toparlanmaya başladı. Ölüm ve onun çevirdiği dolaplar, intikam için kurduğu oyun alanı kesinlikle dikkate değerdi. Yani her şey düşünüldüğünde, kitap fena değildi. İkinci kitap Düzenbaz ’da ise yazarımız Işıl Limae kendini geliştirmişti. Karakterlerinin duygularını aktarmak konusunda da kesinlikle daha başarılıydı. Zaten bu kitap eylemden çok duyguya odaklıydı ve yaşanan olaylar hem daha az hem de daha ağırdı. Ayrıca okuyan insanın psikolojisi üzerinde de hiç iyi etkileri olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bayağı travmatize edici olaylar yaşandı ve tacizle ilgili kısımlar da özellikle aşırı derecede rahatsız ediciydi. Bahsettiğim şeyi doğrudan kahramanın yaşayıp yaşamamasının bir önemi yok; bazı şeyler vardır ki insan düşmanının bile başına gelmesini istemez. İşte bu kitapta geçen o görev, okuyan kişiye tam olarak aynı hissi veriyordu. Taciz eylemlerini görmek ve duymak kadar okumak da acı verici bir şey. Bir kitaptaki kötü karakterler ne kadar berbat olursa olsun, ben yine de işlerin bu yöne gitmesini — yani böyle şeyleri okumak zorunda kalmamızı — doğru bulmuyorum. Evet, gerçek hayatta bu tarz şeyler ne yazık ki var, yaşanıyor; ama en azından biz kendi zihnimizde böylesine berbat olayları yeniden yaratmamayı seçebiliriz. Çünkü yazar kitabı yazarken zihninde sahneler canlandığı gibi, biz de okurken o kötülükleri iliklerimize kadar hissetmeden duramıyoruz. Düzenbaz incelemesinde bu kısma çok değinmedim çünkü zaten hepimizin bildiği bir konudan bahsediyorum. Ama serinin şimdiye kadarki kitaplarından kısaca söz ettiğim için yine de anmak istedim. Gelelim asıl bombaya: Cambaz ’a. Serinin en olaylı ve hareketli kitabıydı. İşler iyice çirkinleşmiş ve oyun giderek sona yaklaşmaya başlamıştı. Afra’nın intihar girişiminin ardından geriye kalan tutsaklar yıkılmış, onun öldüğüne inandıkları bir ay boyunca her şey mahvolmaya başlamıştı. Sonra sıra Kutay’a geldi ve aralarındaki güven duygusu büyük bir darbe aldı. Ölüm kendini hiç olmadığı kadar 13. daire sakinlerine gösterdi ve hareketlerinden sabrının tükendiği anlaşıldı. Herkes bu itiraflar silsilesindeki son kişinin Afra olacağını sanarken Ölüm hiç beklenmedik bir hamlede bulundu ve ardından da mümkün olan en kanlı oyuna imza attı. Finaldeyse, sonunda 7 tutsaktan biri son nefesini verdi... Bayağı aksiyon yaşandı anlayacağınız. Minimum spoilerla ancak bu kadar anlatabildim işte. Fakat aralarındaki en uzun kitap olmasına rağmen ben Cambaz ’ı oldukça hızlı bitirdim. Gözünüz korkmasın, dili açısından okuması düşündüğünüz kadar zor değil — ama aynı şeyi içeriği için söyleyemem. Hikâye henüz bitmedi ve son bir kitabı daha gelecek. Eh, bunun ne zaman olacağını bilmiyorum veya adının yine “-baz” ile biten hangi kelime olacağını da. :) Ama yaşanacakları aşırı derecede merak ettiğimi bilin isterim. Her şeye rağmen 7 Tutsak 1 Ölü serisi ne yazık ki herkese göre değil. İçerisinde çok fazla tetikleyici ve travmatik unsur bulunuyor; ayrıca çoğu kişinin onaylamayacağı şeyler yazdığı da ortada. Ben de bazı yerlerde buna katılıyorum fakat bir kere başladığım işi bitirmek isterim. Hem yaşım yeterince büyük olduğu için benim açımdan çok büyük bir problem teşkil etmiyor. Bu yüzden her okuyucunun kendine dikkat etmesini, tercihlerini buna göre yapmasını; psikolojik olarak neye dayanıp dayanamayacağını bilerek o doğrultuda kitap okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Benim için Cambaz iyi bir kitaptı — en azından herkesin dilinden düşmeyen o Wattpad kriterlerine göre. Farklı bir konusu var ve insanda hem merak, hem korku, hem endişe, hem de tiksinti gibi pek çok duyguyu aynı anda uyandıracak kadar etkili. İnşallah pis yedilimizin sonu hayırlı olur… en azından geriye kalanlar için.
1000Kitap
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025299 okunma
··
1.343 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ya hahajahja Başta yazdığınız yüzümü güldürdü ama çok şükür psikopat değilim 😅 Genellikle okurken hissettiğiniz çarpıcı duyguları ben de yazarken hissediyorum. Aynı duyguları verebilmiş olmak beni mutlu ediyor. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ediyorum ♥
Firefly
Gönderi Sahibi
Rica ederim, bizzat yazarından geri dönüt almak çok güzel. Dediğim gibi psikolojik açıdan biraz zor bir seri olmasına rağmen kitaplarınızı çok seviyorum. İlk iki kitap için de ayrı incelemeler yazdım ve her yeni kitapta seviyeniz bir üst seviyeye çıkıyor. Zaten Cambaz 'da tam yerinde bitti, devamını büyük bir merakla bekliyorum. 😇
Ben bu seriyi okurken afraya çok üzülüyordum. Kızın yaşamadığı şey kalmadı ve o intihar sahnesi var ya ben oraya bütün mentalımı bırakıp devam etmiştim. 4. Kitapta gerçekleşecek olan şeyler de çok kötü ve bende aynı senin gibi sorguladım 'neden bu kitaba devam ediyorum' diye ama bırakamadım o zaman. Sonuç olarak serinin sonunda mental olarak asla iyi değildim. Bence bu kitabı yazan psikopat, okuyanlarda bırakamadıkları için psikopat😅
Firefly
Gönderi Sahibi
Kesinlikle sana katılıyorum, sonunda doğruları konuşan biri 👏
Firefly
Gönderi Sahibi
* Serinin ilk kitabı olan Oyunbaz 'ın incelemesi → #279549945 * Serinin ikinci kitabı olan Düzenbaz 'ın incelemesi → #284087170