·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ağustos 2025 00:54 "Bak Sydney, Victor'la ilgili anlaman gereken bir şey var..."
"O kötü bir adam değil," dedi Sydney.
"Bu oyunda kimse iyi değil," dedi Mitch.
Abartısız söylüyorum, bu sene okuduğum en iyi kitap olabilir. Yazarın diline zaten sihrin en koyu tonu serisinden alışıktım, bu kitapta da yazara daha çok hayran oldum. Henüz iki kitabını okumuş olmama rağmen, en sevdiğim yazarlar arasına girdi diyebilirim.
Kitap geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelmesine rağmen oldukça sürükleyiciydi. Bence böyle yazılması da kitabı daha iyi yapmış zaten, neden-sonuç ilişkisini daha kolay kurabiliyoruz. Çoklu bakış açısının güzelliğini bu kitapta bir kez daha çok daha iyi bir şekilde anlıyoruz.
Konudan bahsetmeyeceğim, kitabın konusunu bilmeden okursanız daha çok keyif alırsınız fikrimce. Sadece eskiden çok yakın arkadaş olan iki insanın bir olay sonucu ezeli düşman olduklarını bilseniz yeter.
Evreni çok güzeldi. DÜ'lerin nasıl oluştuğu, güçlerinin neye göre değiştiği çok özgün ve özeldi. Hafif bilim kurguya kayan fantastik gibiydi türü. ( Açıklayacak başka kelime bulmadım.) Atmosferi kesinlikle karanlıktı, ben kitaplarda bu atmosferi daha çok sevdiğim için hoşuma gitti.
Karakterlerden bahsetmek istiyorum birazda, çoğu karakteri sevdim diyebilirim.Hele Victor Vale, kesinlikle en sevdiğim kitap karakterlerinin arasına girdi. Adam bildiğin yürüyen karizma. Mitch, Sydney ve Dol karakterleri de favorilerim hepsi çok iyiydi, hepsi kendine özgündü, travmaları, geçmişleri, hikayeleri olsun. Özellikle Mitch'inki beni çok üzdü, adaletin olmadığını yine ve yine hatırlamış oldum. Sydney henüz daha bir çocuk olmasına rağmen yaşından büyük işlere kalkıştı. İçlerindeki ekip ruhu harika, mükemmel, her şeydi. Hepsi bir o kadar farklı ama bir o kadar aynı olan karakterlerdi.
SPOİLER!!
Hele ablası ona güvenli bir yere gitmesini söyleyince, Victor'ın yanına gidince içimde adeta kelebekler ucuştu. Çok tatlısın Sydney.
SPOİLER BİTTİ!
Dol da yine üzülmeden edemediğim bir karakter oldu malum kendisi sadece bir köpek ama kederi fazla...
Victor Vale içinde kelimelerim yetersiz kalır herhalde, daha önce okuduğum hiçbir karaktere benzemiyordu, çok kendine has bir kişiliği vardı. Kişisel gelişim kitaplarındaki gereksiz her yeri keçeli kalemle karalaması falan, kitapta en sevdiğim kısımlardan biri. Ve ben Victor'ın bazı konularda oldukça haklı olduğunu düşünüyorum. Victor değil de, Eli'ın ağzından olan bölümler zaten kâbustu. Eli'a olan nefretimi bu cümle bile yeterince açıklıyor. O olaydan sonra Victor'a nasıl hemen ihanet edebildi? Elinde binlerce masumun kanı olmasına rağmen kendini 'kahraman' olarak gördüğü her satırda kahkaha attım ama sonuç itibariyle iyi yazılmış bir kötü karakterdi ve bence asıl kötü Victor değil Eli'dı.
Serena hakkında konuşmak bile istemiyorum, bir abla nasıl bu kadar acımasız olabilir? Mitch'in garajdayken ona söylediği cümleyle içimin yağları eridi ama neyse.
Özellikle kitabın sonunu ÇOK AMA ÇOK SEVDİM. Eli zaten bunu çok hak ediyordu. Son cümleyse, böyle bir şey bekliyordum ama yine de çok sevindim.
Kitaba olan sevgimi nasıl anlatabilirim bilmiyorum çok ama çoooook uzun bir zaman sonra bir kitap bana duvara baktırdı, bir süre. Bitince kitabı çok özlediğimden, kitabı alıp sarıldım uzunca bir vakit. (Hatta bir ara kitapla uykuya dalarsam, kitap sonrasında yırtılır diye korkmadım değil.)
İçimde hâlâ bir parça boşluk var, nasıl dolduracağım hiç bilmiyorum. Gece uykuya bile zor daldım, içimdeki boşluk adeta göğsümü sıkıştırıyor.
Keşke bitmeseydi de, biraz daha okuyabilseydim dediğim nadir kitaplardan oldu. İkinci kitaba bir an önce başlamak istemiyorum, çünkü başka bir ana karakter olduğunu öğrendim ve bu beni paramparça etti. (Ağlayan emoji)
Bu kitabı, Victor'ı, Mitch'i, Sydney'i uzunca bir süre unutamayacağım hep içimde bir yerlerde olacaklar...
İnceleme çok hoşuma gitmedi lakin şu anlık yazabileceğimin en iyisi bu belki tekrar okuduktan sonra bir inceleme daha yazarım.
Dilerim okuduktan sonra hoşunuza giden bir kitap olur <3