Çukurova denince akla evvela İnce Memed gelir. Feodal ağalık düzeni gözler önüne serilir. Bu eser ise Orhan Kemal'in "toplumsal gerçekçilik" ekolünde kaleme aldığı, diyalog ağırlıklı hoş bir roman. Orhan Kemal, yayımlanmadan önce gece yarısından sabaha dek romanı ırgatlara, işçilere okumuş. Onlar da çok beğenmişler.
Köyden indim şehire diyebileceğimiz bir başlangıcı yer alıyor. Pehlivan Ali, İflahsızın Yusuf ve Köse Hasan denilen üç arkadaş Sivas çevresindeki köyünden Çukurova'ya iniyorlar. Tabiri caizse kara cahil olan üç arkadaş şehrin kaotik düzenine uyum sağlamaya çalışıyor.
Irgatlar, ameleler, işçiler; (artık ne derseniz deyin) insanlık dışı muameleye maruz bırakılıyor. İkinci sınıf insan gibi görülüyor, muhatap alınmıyor. Güç bela buldukları işler, çok ağır şartlar altında onları mahvediyor. Aldıkları para ise boğazlarını ancak doyuracak kadar. Paralı köle tabirini kullanabiliriz.
Romanda toplum, daha ziyade işçi sınıfı bütün ayrıntıları ile göze serilmiş. Yani romanda birçok yerde cinsellik olgusu kullanılmış, bunla ilgili detaylara da yer verilmiş. Tüm gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş.
Romanda şiveli anlatımlar mevcut. Köy ağzı kullanımı da var. Diyaloglar kitapta yoğun, betimlemeler de güzeldi. Üç arkadaşın umut dolu yola çıktığı maceraları hüzünlü bir sonla bitiyor. Pamuk fabrikasından inşaata, tarladan harman makinesine kadar muhtelif yerlerde çalışan bu arkadaşlar üzerinden bir toplum analizi, tüm gerçekçiliği ile sınıflar arası çatışma işlenmiş. Tavsiye ettiğim bir eser.