8/10
·478 syf.··
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 03:27
“Bu kitap ne bir hikayedir ne masal ne de roman... zamanı, mekanı, vak'aları, şahısları, isimleri hatta vak'aların seyri, sırası ve detaylarının yüzde doksanı ile otantik ve yaşanmış bir devrin, gerçek ve yaşanmış bir hayat tablosudur.” diyor Sâmiha Ayverdi hanımefendi kitabı hakkında. Esasen İbrâhim Efendi ve ailesinin gerçek kişi ve kurumlarla alakası var. Bunu Saçlı Abdulkadir Efendi Mescidi haziresinde İbrahim Efendi'nin ve bazı aile üyelerinin mezar taşlarının mevcut olmasından biliyoruz. Kitapta bahsedilen komşuları bile gerçektir. Hatta İbrahim Efendi'nin mezar taşı kitapta da bahsedilen komşusu Hattat Azîz Efendi tarafından neşredilmiştir. Fakat bu kimseler ve çevresi hakkındaki mâlûmâtların ne kadar çoklukta olduğu ise belirsiz. Yalnızca bir roman değil, âdeta bir belgesel tadında Osmanlı sokaklarını ve evlerini seyrediyorsunuz. İbrahim Efendi Konağı'nın her bir mensubu üzerinden tarihi sahneleri de bize aktarıyor. Örneğin Sâmiha Ayverdi bir anda bir savaşın tarihini, Ramazan gecelerinden bahsederken bir anda padişahların meddahlarını detaylıca anlatmaya başlıyor. Bu durum klasik bir roman okuyucusu için biraz sıkıcı bir vaziyet alabilir çünkü konakta bir görevlinin yaptığı işin tarihi bile teker teker anlatılıyor. Hâliyle romanın bütünlüğünden koparılmış oluyorsunuz. Bundan sebeple kitabın başlarını soluksuz bir merakla ben de okuyamadım. Lâkin ilerleyen sayfalarda kaziyen, daha çok kitabın içine harmanlanmış gibi olduğundan merakınızı celbetmeye başlıyor. İbrahim Efendi Konağı'nın zıttıyla kaim olan, İbrahim Efendi'nin kardeşi Hilmi Bey ve onun eşi Hâlet Hanım'ın ailesinin her bir ferdi ise ilmek ilmek ihsan ve irfanla işlenmiş âdeta. Her bir karakterin yansıttığı hissiyat, bu karakterler romandaki diğer karakterlere nispeten, pür-i pak bir başkalıktaydı. Mütevâzı, her daim iyiliğin peşinde olan, kadirşinas ve diğerkâm karakterler. Kitabın son sayfalarında bile bu iyiliğin temsilini karakterlerin torunlarında toplandığını görüyoruz. Bu türden karakterlerin yazılmasını ise kendimce şu şekilde yorumladım: Ailenin oğlu Server Bey, bütün aileyi Ken'an Rifâî ile tanıştırıyor. Romanda ise bu durum “Server Bey, Ken'an Rifâî adıyla dünyâya rahmet olarak gelmiş o büyük insanla yalnız dayısı Cemal Bey'i ve yengesi Nazlı Hanım'ı değil, mümkün olsa cümle âlemi tanış eder, bütün dünyâya onun iksirinden çeşni sunardı.” şeklinde aktarılıyor. Yani Sâmiha Ayverdi, içinde bulunduğu hikmet kaynağının bağlandığı denizi mürid edâsıyla bir ân dahi olsa Server Bey'in yerine geçip okuyucuya sunuyor. Belki de Sâmiha Ayverdi hanımefendi Ken'an Rifâî'nin yaşamının bir parçasından romanın hikâyesini almış olabilir çünkü İbrâhim Efendi Konağı'nın geriye kalan mensupları sonunda madden ve manen bu şeyhîn himmet kapısından buyur ediliyor. Aslında Hilmi Bey'in oğlu Server Bey'in, Ekrem Ayverdi ve Sâmiha Ayverdi’nin dayıları, Meliha Hanım'ın ise anneleri olduğu beyan ediliyor. Mesela I. Dünya Harbi yıllarında küçük bir çocuk, daha sonraki yıllarda Şevkiye Hanım'a yardım götüren genç kızın Sâmiha Ayverdi’nin bizzat kendisi olduğu söyleniyor. [Bkz: Haksan, Mehmet Nermi: Eyüp Sultan Tarihi, Eyüp Bel. Yay. İstanbul, 2009]. İbrahim Efendi'nin Konağı ile kardeşi Hilmi Bey'in evi zıttıyla kaimdir dedik ya bu zıtlıklar sıralamakla bitmez. İbrahim Efendi'nin Konağı'nda damatlar başta olmak üzere çıkar ve heveslerini takip eden insanlar varken Hilmi Bey ve bilhassa eşi Hâlet Hanım İbrahim Efendi'nin Konağı'nı hiçbir menfaat olmaksızın çekip çevirir, konaktaki işleri yoluna koyar ve her daim konağın mensuplarına öğütlerde bulunup iyilik yoluna sevk etmeye çalışır. İbrahim Efendi Konağı'nda bayatlayan veya kötü olmaya yüz tutmuş meyve sebzeler “dilenciler eve dadanmasın” diyerek sokaklara dökülüp isrâf edilirken Hâlet Hanımların evinin kapısı her zaman yoksula, düşküne, hastaya açıktır. Kimin yardıma ihtiyacı varsa Hâlet Hanım o eve koşar fakat İbrahim Efendi'nin Konağı'ndakiler bu uğraşları gereksiz görür. İbrahim Efendi çocuklarına doğru veya yanlış bir şekilde bir istiklâl vaad ettiği ile övünürken kardeşi Hilmi Bey kolayca zengin olabilecekken verilen rüşvetleri ve rüşveti teklif edenleri kapısından kovup kendi çocuklarına istiklâli Allah'ın vermesi temennisindedir. Fakat hiçbir zaman bağlar tamamen kopmaz. Bu durum aslında geçmiş zamanın Osmanlı devletinin yönetildiği esasları halen sürdüren ve bu esasların temelini İslam'dan alan bir aile varken romanın geçtiği tarihte olan Osmanlı'nın halini temsilen yozlaşmış, keyif düşkünü, ferâset yoksunu ve yalnızca İslam'ı bir kültür halinde yaşayan, Ramazan ayında otuz gün oruç tutup bayramdan itibaren meyhanelerin yolunu tutan bir aileyi gözler önüne seriyor. Hakeza İbrahim Efendi kendisinden küçük olmasına rağmen Hilmi Bey'den çekiniyor, korkuyor fakat Hilmi Bey'i aynı zamanda sığ ve basit fikirli görerek ona teklif edilen rüşvetleri hediye olarak kabul edip bunların reddedilmesini budalalık olarak nitelendiriyordu. Osmanlı Devletinin yıkılmaya mahkum olmuş zihniyetini İbrahim Efendi'de görmek hiç de zor olmasa gerek. Hülasa bir ailenin çöküşü ile beraber Osmanlı'nın da çöküşüne adım adım şahitlik ediyoruz. Sâmiha Ayverdi'nin diline gelecek olursak zârif bir Osmanlı Türkçesi sizi bekliyor. Okurken de alacağınız edebî zevk cabası tabii ki. Dipnotlarda verilen kelime anlamlarıyla beraber zorlanmadan, keyif alarak tozlu kelimelerle haşır neşir olabileceğiniz bir üslûba sahip. Konuşulacak daha çok şey var fakat sosyal medyada bir metin okumanın dikkatini de göz önüne alarak burada bitiriyorum. Tarihin arka odalarında misafir olmaya ve misafirlikte sıkılmadan güzel dakikalar geçirmeye değer bir kitap olduğu kanaatindeyim. İlk defa Sâmiha Ayverdi eseri okuyorum ama kendisine duyduğum hayranlıkla son olmayacak. Osmanlı'nın son zamanlarına ve sosyokültürel yapısına ilgi duyanların da pişman olacağını zannetmiyorum. Keyifli okumalar dilerim. :)
Edebiyat
İbrahim Efendi KonağıSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 20221,046 okunma
·
301 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
fatmanur
Gönderi Sahibi
İlgilisine şöyle bir blog yazısı da bırakalım: ruhunakitap.blogspot.com/2021/08/ibrahim...