okumuş olduğum Urfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki Savunması adlı kitap hakkında buraya inceleme yazmaya başlamadan önce şu iki şeyi yazayım;
- hakkında inceleme yazmaya başlayacağım bu kitabın belirli bölümlerinden incelememde bahsedeceğim zaman bu bölümlerin buraya alıntı linkini kopyalayıp yapıştırmayacağım.. bunu yapma nedenim -varsa- incelememi okuyan kişinin, kişilerin inceleme-alıntı arası git geller yaparak incelemeden görece kopmasını, uzaklaşmasını bir nebze de olsa önlemektir..
(hem zaten bu düşüncemden sebep bu kitaptan burada alıntı da paylaşmadım..)
- yukarıda yazdığım düşüncemden sebep bu inceleme -varsa- okuyucunun, okuyucuların gözüne muhtemelen biraz uzun gelecektir..
yazacağım incelemenin uzun olmasından sebep incelemeyi okumak istemesine rağmen okuyamayacak olan varsa yazacağım bu incelememi okumak yerine adına inceleme yazdığım kitaptan yararlanarak oluşturulmuş şehit nusret beyi anlatan şu vidYoyu izleyebilir; youtu.be/QsuEWW9cyJ0?si=...
şunu da belirteyim; yukarıdaki linkte yer alan vidYoya kıyasla benim aşağıya yazacağım inceleme daha detaylı ve birden fazla kaynak ile oluşturulmuş bir yazı..
-----------------------------------------------------------------------------------------------
preveze sancağı sorgu hakimlerinden behram efendinin oğlu olan nusret bey, 1875 yılında yanyada dünyaya gelir..
mülkiye mektebinden mezun olan nusret bey 1900-1912 arası farklı yerlerde öğretmenlik ve mutasarrıflık (kaymakamlık) yapar..
1912 yılının sonlarında I. balkan savaşında kaymakamlığını yaptığı iskeçenin işgal edilmesi sonrası istanbula dönen nusret bey, 1914 yılında bayburt kaymakamlığına atanır..
ilerleyen süreçte nusret bey, erzincan kaymakam vekilliği, ergani madeni kaymakam vekilliği yapar..
nusret beyin görev yaptığı bu bölgelerde aynı zamanlarda Mustafa Kemal Atatürk de görev yapmaktadır.. (bence, muhtemelen) nusret beyin görev yaptığı zamanlarda onun ne denli başarılı olduğunun bilgisi Mustafa Kemal'in kulağına gelmiştir..
1917 yılında nusret bey, Mustafa Kemal'in önerisiyle urfa müstakil kaymakamlığı görevine getirilir..
nusret beyin bu göreve gelmesinden yaklaşık 1.5 sene sonra urfa -mondros ateşkes antlaşması sonrası- ingiliz birliklerince işgal edilir..
ingiliz piyadeleri 24-25 mart 1919da urfaya girer.. ingiliz piyadelerinin başında bulunan yarbay kendilerini karşılamaya gelmeyen nusret beyin bulunduğu hükümet binasının çevresini sarar, bölgede kaos çıkarır..
urfa hükümet binasına giren işgalci ingiliz yarbay nusret beyin odasına gider ve nusret beye kendisini karşılamaya gelmediği için çıkışır ve ona gelmeme nedenini sorar..
urfa müstakil kaymakamı nusret bey de işgalci ingiliz yarbaya, 'haksız olarak memleketi işgal eden bir kuvveti karşılamak, bir türk kaymakamına yakışmaz. bir misafir olarak gelseydiniz sizi
birecikte* karşılardım.' cevabını verir.. (*: urfa şehrinin batı yönünden girişinin olduğu yer.. günümüzde şanlıurfanın bir ilçesi..)
bu cevap ile iyice sinirlenen işgalci ingiliz yarbayı ilerleyen günlerde askerlerini yerleştirecek yer talebinde bulununca kendilerine gösterilen süvari alayı kışlasını beğenmedim diyerek reddeder.. işgalci ingiliz yarbayı urfadaki gureba hastanesindeki hastaları dışarı attırarak hastaneyi işgal eder, askerlerini buraya yerleştirir..
ingiliz yarbayı bununla da yetinmez.. urfa müstakil kaymakamı nusret beyden sürekli bölgeden kendisine yardımcı olması için tuttuğu ermeni tercüman vasıtasıyla isteklerde bulunur..
ingiliz yarbayın bu sonu gelmez gereksiz isteklerinden bunalan nusret bey en sonunda bir gün yine kendisine ingiliz yarbayın isteklerini bildirmeye gelen ermeni tercümana tabancasını çıkarıp masasının üzerine vurarak, 'git kumandanına söyle, ben kendisinin emir eri değilim.. bu olay bir daha tekerrür ederse, -tabancayı ermeni tercümana göstererek- bunu beyninde patlatırım..' der..
nusret bey, işgalci ingiliz yarbayı, piyadeleri dışında urfada farklı sorunlarla da boğuşuyordu..
bu süreçte nusret bey, halepten ve urfa civarından urfaya gelip taşkınlık yapmaya başlayan ermenilerle, araplarla uğraşıyordu..
yine bu dönemde nusret bey mondros ateşkes antlaşması gereğince dağılması gereken ordunun ilgili görevlilerini gizlice milis teşkilatına çevirmeye çalışıyor, silahlar toplanmadan silahları bu kurduğu teşkilatlara dağıtmaya çalışıyordu..
bölgede işgalci ingiliz yarbayına boyun eğmeyen, işgale karşı gizlice örgütlenmeye çalışan nusret beyin bu tavırları ingilizlerin hoşuna gitmedi..
nusret bey, 6 nisan 1919da görevinden alındı, yargılanmak için istanbula çağırıldı..
(görevden alınıp yargılanmak için nusret bey urfadan istanbula doğru yola çıktığı sırada istanbulda boğazlıyan kaymakamı kemal bey idam edilmişti; #238361256 )
nusret beyin görevinden alınma nedenleri bayburt kaymakamlığı, erzincan kaymakam vekilliği yaptığı sırada gerçekleşen ermenilerin tehcir edilmesi sırasında ermenileri katletmek, katledilmelerine olanak sağlamak, ermenilerin mallarını elinden almak, ermeni kadınlara tecavüz etmek gibi ağır suçlamalardan sebepti..
aslında bunlar aslı olmayan nedenlerdi.. (bu konuya aşağıda ayrıca değineceğim..)
asıl amaç 4 mart 1919da kurulan 1. damat ferit paşa hükümetinin ingilizlere direnen kişileri görevden alıp cezalandırarak ingilizlere yaranma düşüncesiydi..
damat ferit paşa, sadrazamlığının beşinci gününde ingiliz komiserliğini ziyaret ettiğinde ingiliz komiseri bu ziyareti ingiltereye şöyle rapor ediyordu, 'her şeye takdimen bana özel olarak ilettiği teminatında kendisinin ve padişah efendisinin ümitlerinin allahtan sonra ingiltere krallık hükümetinde toplandığını beyan ile bu husustaki mesajın size iletilmesi arzusunu izhar etti..'
bu bir bakıma, padişahın, ingilizlerin istediği her kişiyi cezalandırmaya hazır olduğu yolundaki güvencenin onaylanmasıydı.
ingiliz dış işleri bakanı balfour istanbuldaki ingiliz komiserliğine tutuklanacak türkler için istanbuldaki fransız kumandanı d'esperey ile anlaşıp beraber hareket etmelerini de bildirmişti.. zira ingiliz ve fransızlar farklı farklı listeler vererek işin (bu adil (!!) yargılamaların) uzamasına neden olup kendilerine engel olanlar ile daha uzun süre uğraşabilirlerdi(!)..
nisan 1919da urfadan istanbula gelen nusret bey, yargılanır, suçu sabit olmamasına rağmen tutuklanır.. mayıs 1919da izmirin işgali sebebiyle istanbuldaki havanın elektriklenmesi nedeniyle
nusret bey 21 mayıs 1919da serbest bırakılır.. serbest kalan, nusret bey ailesiyle birlikte erenköyde kiraladığı eve çekilir.. buradan urfadaki müftüye yazdığı mektuplarda urfanın birlik beraberliğini korumaya devam etmesini, urfadaki hürriyet ve itilaf partililere kulak asılmamasını, urfanın anadoludan kopmamasını, anadolu ile hareket etmesini tembihler..
nusret bey, serbest bırakılmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçtikten sonra ekim 1919da evinin kapısına gelen iki polis memuru tarafından alınır sorgu sual yapılmadan tutuklanır, bekirağa bölüğüne götürülür..
bekirağa bölüğünde altı ay tutuklu kalan nusret bey, mart 1920de divan-ı harbi örfi mahkemesinde yukarıda yazdığım suçlamalardan sebep yargılanmaya başlar..
nusret beyin yargılandığı bu mahkemede savcılık yoktur, sorgu hakimliği yoktur, nusret beyin avukat tutması yasaktır, duruşmalar genelde geceleri gizli olarak yapılır, duruşmaya gazeteci alınmaz, bu mahkemeden çıkan karara itiraz edilip, temyize başvurma hakkı yoktur..
nusret beyin yargılanmaya başlandığı zaman ve devamında anadoluda ve istanbulda durumlar karışıktır.. meclisi mebusan padişah iradesiyle kaldırılmıştır, ankarada meclis kurulmuştur, anadoluda kuvayi milliyeciler işgalcilere bütün gücüyle karşı koymaya devam ediyordur, istanbul padişahçılar-kuvayi milliyeciler şeklinde ikiye bölünmüştür..
işte tüm bunlara iyiden iyiye sinirlenen ingilizler ve ingiliz yanlısı damat ferit hükümeti cezalandıracak kemalist bulamayınca işgale karşı koyan kişileri ermeni kırımından sorumlu diye yaftalıyor, cezalandırıyor, böylece hem kuvayi milliyecilerin şevkini kırmaya hem de ingilizlere yaranmaya çalışıyordu.. bu plan önceden hazırlanmıştı.. istanbuldaki ingiliz komiserliği kendisine engel olanların listesini henüz 12 şubat 1920de çıkarmıştı, nusret bey bu listede 94. sıradaydı..
ingilizler, divan-ı harbi örfi mahkemesinin başına da tam olarak kendi adamı olan süleymaniyeli mustafa paşa/kürt mustafa paşa/nemrut mustafa paşayı getirtmişlerdi..
(bu aynı mahkeme, mahkeme başkanı Mustafa Kemal'i de idama mahkum etmiştir..)
mart 1920de yargılanmaya başlayan nusret beyin mahkemesi bir türlü sonuçlanmıyordu.. zira nusret bey kendisine atılan suçlamaları aksini ispat ederek savuşturuyordu..
nusret beyin idam edilmesini isteyen mustafa paşa ise yeni deliller, şahitler arıyor, nusret beyi serbest bırakmıyordu..
öyle ki mustafa paşa, nusret beyin mağdur ettiği ermenileri(?) gazeteye ilan vererek duruşmaya çağıracak denli ileri gitmişti..
istanbuldaki ermeni patrikhanesinin tuttuğu paralı yalancı şahitlerin nusret beyi -asılsız yere- suçlamalarını uzun uzun dinleyen mustafa paşa, bu suçlamalara itiraz eden nusret beye mahkemede çıkışıyor, onu susturuyordu..
her şeye rağmen nusret beyin içi rahattı.. öyle ya, şahitlerin, tanıkların yalan söylediği ortadaydı, savunması sağlamdı..
nusret bey, beraat edeceğini, birikmiş maaşını alacağını, borçlarını ödeyeceğini, ailesine bir miktar para bırakıp anadoluya geçip milli mücadeleye katılmayı düşünüyordu..
nusret beyin idam edileceği aklının ucundan bile geçmiyordu..
nusret beyin içinin rahat olmasını sağlayan bazı asılsız suçlamalar ve nusret beyin bu suçlamalara verdiği bazı cevaplar şunlardı;
- nusret bey aleyhine mahkemede tanıklık yapan farklı farklı ermeniler noktası, virgülüne aynı ifadeleri veriyorlardı, yani bu kişilere verecekleri ifadeler ezberletilmişti..
- nusret beyin bayburtta tepeden tırnağa silahlı halde göç eden ermeni kafilesini durdurduğunu, yanındaki jandarmalara vur emri verdirdiğini iddia eden kişi bayburt şivesi ile değil, akıcı istanbul şivesi ile konuşuyordu, yani bu kişi -muhtemelen- parayla tutulmuştu..
- nusret bey aleyhine mahkemede ifade veren ermeninin ifadesi sonrası nusret bey aleyhine ifade vermeye gelen ikinci ermeni kendisinden önce ifade veren ermeninin ifadesinde bahsettiği gün, ay, yıl hatta aynı saatte nusret beyin başka bir yerde ermenileri öldürttüğünü söylüyordu.. aralarında yaklaşık elli kilometre olan bu iki yerde aynı gün aynı saatte olamayacağını açıklamaya çalışan nusret beyin sözü kesilmiş, kendisine söz hakkı verilmemişti, yani ermenilerin ifadeleri kendi içinde tutarsız, yalan beyandı..
- mahkemeye nusret bey aleyhine ifade vermek için sırasıyla önce on iki, sonra on yaşlarında iki çocuk çıkarılmış, bu iki çocuk kendisine ezberletilen yer, mekan, kişi adları üzerinden nusret beyi suçlamışlardı.. nusret bey, 1920de yargılandığını, olayın 1915te gerçekleştiğini o zamanlar bu çocukların yedi ve beş yaşlarında olacağını, bu yaşlardaki çocukların bu aslı astarı olmayan olayları nasıl bu denli kusursuz hatırladıklarını sormak istemiş, kendisine yine söz hakkı verilmemişti..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren ermeniler genelde nusret beyden bahsederken 'mehmet nusret' diye bahsediyorlardı.. nusret bey ise kendisinin mehmet adını aile arasında, arkadaş arasında, resmi, özel yazışmalarda kullanmadığını söylüyor, bu kişilere kendisinin kimlik bilgilerinin olduğu evrakların gösterildiğini iddia ediyordu..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren bir kadın nusret beyden ısrarla 'nusrettin' olarak bahsediyordu; bu, -nusret beye göre- kadının kendisini tanımadığını, adını bilmediğini, kendisine ezberletilmeye çalışıldığını ama kadının adını yanlış ezberlediğini gösteriyordu..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren bazı erkek ermeniler, 'ben askerim.. nusret bey, ermeni kırımı yaparken onun emri altındaydım..' diyorlardı.. nusret bey bunlara cevaben, 'benim emrim altında asker görev yapmadı.. savaş sırasında orduda ermeni asker bulunması yasaktı.. haydi, her şey doğru olsun, madem askerdin, hangi taburdaydın?, komutanın kimdi? dediğinde karşı taraftaki ermeni ya susuyor ya hatırlamıyorum diyor ya da mustafa paşa olaya müdahale edip nusret beyi susturuyordu..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren bazı ermeniler, 'nusret bey, ermeni kıyımı yaparken at değiştirdi..' diyor, nusret bey bunlara, bahsettiğiniz yere bahsettiğiniz zamanda gitmedim.. hem bahsettiğiniz iki yer arası at ile yarım saat, savaşta normalde bir at bulmak zorken, ben iki atı nasıl bulayım?, haydi buldum, bu yarım saatlik yolda neden iki defa at değiştireyim?' diye sorunca ermeniler cevap veremiyordu..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren bazı ermeniler, nusret bey ermeni kıyımı yapmaya göç kafilelerinin yanına top mandaları ile geldi diyorlar, nusret bey de kendilerine dediklerinin yalan olduğunu, kaldı ki o dönemde bayburtta orduya kayıtlı top mandaları olmadığını, kayıt dışı da olmadığını, bunu soruşturup öğrenebileceklerini söylüyordu..
- mahkemede nusret bey aleyhine ifade veren bazı ermeniler, nusret beyin ermeni kıyımından kaçan bazı ermenilerin bayburt-pulura gelmeden sadak köyü yakınındaki derede boğulduklarını iddia ediyorlardı.. nusret bey ise onlara ve mahkemeye, bahsettikleri bölgede değil dere su bile olmadığını söylüyor, gidin o bölgeye bakın, görün diyordu..
-nusret bey, bayburttaki tehcir sırasında ermenilerin arkalarında bıraktıkları malları (emvali metruke) kendi zimmetine geçirmekle suçlanınca kendisini; 'ben balkan harbinde maaile esarete uğramış ve elimde ne var ne yoksa hepsi bulgarlar tarafından yağma edilmiş ve istanbula yalnız
iki sandık çamaşır ve iki arnavut bavuluyla gelebildim. istanbulda nasıl ise bir ay açıkta kalmış ve birçok sefalet çektikten sonra bayburta tayin edilmiş ve bir iki yatak almaya vakit bulamadan seferberliğin ilanı üzerine iki yataktan başka bir şey almamıştım. oradan ayrılışımda aynı eşya ile erganiye gelmiş ve erganiye varmadan dört ay sonra erzurumun düşüşü ile ailemin hicreti icab eylediğinde aynı eşya şama gönderilmiş ve ancak üç sene sonra urfaya geldiğimde bir miktar eşya almayı başarmıştım. halepin düşüşü ile ailem tekrar eşyasını istanbula hicrete mecbur
kaldığı ve ben mütarekeden altı yedi ay sonra tutuklanarak azl ve istanbula sevk edildiğimden mevcut bütün eşyam taşınmak üzere urfa jandarma tabur kumandanı rıza ve sanayi müdürü şükrü beylere terk edilmiş ve onlar tarafından satılarak bana ancak üç yüz küsur lira para gönderilmiştir. bugün erenköyünde aylığı dört lira kira ile sığındığım küçük ve kulübe gibi evdeki eşya birader ve hemşiremden aldığım eşya olup bugün bir şeye malik olmadığım ve büyük fakr-u
zaruret içinde kıvranmakta bulunduğum arz edilir ki, emvali metrukeye el uzatmış olanlardan olsaydım elbet ailem geçimini temin değil belki terfi olurdum. bundan başka harp sırasında ticaret maskesi altında sahip olduğum resmi nüfuzu kötüye kullanmış olsaydım birçok nakite malik olacağım tabii idi. binaenleyh aralıksız ve azledilmeyerek ve doğruluğumla çalışmış ve yalnız her hamiyetli ve namuslu bir memur gibi vatanımın selametini düşünmüş ve onun için hayatımı göz ardı edercesine inatla gayret etmeyi düşünmüş ve her ne tarz olursa olsun kötü hale tenezzül
etmemişimdir. balkan harbindeki iki ve bu harb-ı umumide iki ve bilhassa mütareke esnasında bir ki toplam nail olduğum beş nişanın bulunmasının birer parlak delil teşkil ettiğini arz ve beyan
ederim..' şeklinde savunmuştur..
mart 1920de başlayan nusret beyin savunması 24 haziran 1920de sona ermiş, kendisine de kararın 26 haziran 1920de açıklanacağı söylenmişti..
ancak 26 haziran geçmesine rağmen nusret beye kendisinin yargılandığı davadan çıkan karar açıklanmıyordu..
karar açıklanmıyordu çünkü kararı açıklayacak olan divan-ı harbi örfi mahkeme kurulu ikiye bölünmüştü.. üyelerden bazıları nusret beye görevi kötüye kullanmaktan sebep üç yıl hapis cezası verilmesini savunuyor mustafa paşa ve yardakçıları ise nusret beyin idam edilmesini istiyorlardı..
nusret bey bu olanlardan haberinin olmamasına rağmen endişeleniyor, hapishanedeki arkadaşlarına, 'bu herifler beni mutlaka bir sene hapsedecekler, göreceksiniz bunlar yakamı kolay bırakmayacaklar..' diyordu..
sonunda 4 temmuz 1920de karar açıklanır; 'nusret bey 15 sene kürek cezasına mahkum edilir..'
nusret beyin idam edilmesini isteyen mustafa paşa bu kararı değiştirmeye çalışmasına rağmen değiştiremediği için sinirlidir..
nusret beyin 15 sene kürek cezası aldığına dair mahkemenin verdiği karar kağıdının temize çekilip üyelerce imzalanması gerekir.. nusret bey bunun devamında cezasını çekecektir..
mustafa paşa, nusret beyi idam ettirmek için tamamen usulsüz olan şu işlemleri yapar;
'bir gün mahkeme heyeti müzakeredeyken başkan nemrut mustafa bizzat dışarıdan şahit getiriyor ve şahidin nusret bey aleyhine ifade vereceğini söylüyor. yargılama bitmiş olması nedeniyle usul ve kanuna aykırı bu talep, reisin ısrarına rağmen kabul edilmiyor. bunun üzerine mazbatanın yazılmasını yine ertelettiren nemrut mustafa, şikayet üzerine ferhat beyi (nusret beyin asılmasını istemeyen üye) görevden aldırarak yerine başkasını tayin ettirdikten sonra yeni bir mazbata düzenliyor ve 20 temmuz 1920'de nusret beyin hükmünü idam cezası olarak yazdırıp üyelere imzalattırıyordu..'
nusret beyin ise bu olanlardan şu şekilde haberi olur;
'bu sıralarda bir gün bekirağa bölüğündeki bir kısım sanıkla birlikte merkez kumandanlığına çağrılan nusret bey sapsarı bir yüzle döndüğünde arkadaşlarına olanları şöyle anlattı:
"biliyorsunuz bizi hep beraber merkez kumandanlığına götürmüşlerdi. orada türkçe bilen bir ingiliz subayı birer birer ismimizi çağırdı. kapının önünde bir kamyon duruyordu. isimleri çağrılanlar kamyona bindirilirken nemrut mustafanın geldiğini haber verdiler. ingiliz subayı yanımızdan ayrıldı, küçük odaya geçti. ben konuşmalarına kulak verdim. ve kulağımla işittim.
nemrut mustafa ingiliz subayına diyordu ki 'hepsini götürünüz, fakat divan-ı harb adına rica ediyorum, nusret beyi bırakınız. çünkü idamı tasdike gitti. yarın ya da öbür gün idam edeceğiz.' ingiliz subay bir müddet sustuktan sonra 'peki onu size bırakıyorum' dedi. arkadaşlar maltaya gidiyorlar, fakat beni asacaklar.'
merkez kumandanlığına götürülmeyip askeri tevkifhaneye geri götürülen nusret bey, hücresinin duvarına 'essabrü miftahülferec (sabır kurtuluşun anahtarıdır..)' yazdığı günün sonrasındaki gün
gazetelerde, ' urfa eski mutasarrıfı nusret bey, bayburt kaymakamlığı sırasında burada yapılan ermeni kırımından sorumlu tutularak istanbul 1 nolu divan-ı harbi tarafından ölüme mahkum edildi. hükümde nusret beyin, ermeni kızlarının ırzlarına geçtiği de belirtildi. nusret bey ile birlikte de yargılanan ancak halen firar da olan teğmen mehmet necati de ölüm cezasına çarptırıldı.' yazıyordu..
kendisinin suçsuz olmasına rağmen asılacağını bilen, bu yönde kararın çıktığını öğrenen nusret bey, kendisi adına verilen idam kararının padişahça onaylanıp onaylanmayacağı belirsiz olan bu süreçte her ihtimale karşı eşi hayriye hanıma şu mektubu yazar;
'hayriye,
vasiyetnamemi biraderime verdim. senin için cüzdanıma ayrıca bir vedaname yazdım. elveda karıcığım, güzel karıcığım. seni tahayyül ederek öleceğim. müslümanız elhamdülillah, ahiret
de buluşuruz. allah için çocuklarımı iyi terbiye et. sabırlı ol ve bu hale tahammül eyle. kocan mücrim değil, şehittir. allah zalimleri kahretsin. gümüş tabakamı, saatimi ve boş cüzdanımı sana verilmek üzere tutuklu binbaşı hamdi beye verdim, o biraderime verecektir. borcumu gösteren pusulayı ağabeyime verdim. ileride müsait zamanınızda kapatırsınız.'
nusret beyin cüzdanından çıkan eşine yazdığı vedanamede ise şunlar yazmaktadır;
'hayriye
resmi görevlerimi şimdiye kadar doğru ve dürüstlükte yerine getirdim gibi, şu ermeni işinde de insanlık görevimi elimden geldiği kadar hakkıyla yaptım. bana isnat edilen suçların hiçbiriyle
ilgim yok. fakat ihtiras ve garez, işte beni mahkum eyledi. beni mahvettiler. ancak kalan ailem, biçare üç ufak çocuk ile seni de mahvettiler. allah intikamımı alsın. masum olduğum sonradan
anlaşılacaktır, fakat heyhat. mustafa paşa garezkar, cemal bey ( #275154638 ) hakeza. işte iki kişi ki ailenin mahvına sebep oldular. isnat olunan eylemlerin hiçbirini işlemedim. tanıklık edenler içinde yalnız tümen kumandan vekili doğru söyledi, öbürleri hayır. çocuklarım sana emanet. terbiyelerine itina et. fakir ve açsınız. allah yardımcınız olsun. elveda.
zevciniz nusret'
nusret beyin kardeşi cevdet beye verdiği vasiyetnamede ise şunlar yazmaktadır;
'bugün hayatımın son dakikalarını yaşıyorum. vicdanım katiyyen azab içinde değildir. hayatımda millet ve vatanıma hizmetten başka gayem yok idi. onu elhamdülillah doğruluk ve dürüstlükte yerine getirdim. bana isnad edilen cürümlerin hiçbirinin faili değilim. suçsuz ve günahsızım. gareze kurban oluyorum. mustafa Paşa, garezini bugün de gösterdi. izzeddin (nusret beyin kayınbiraderi) ayrıntısını anlatsın. damat ferit paşa hükümeti, devlet ricalini birer birer ingilizlere teslim edip maltaya gönderirken beni de göndereceklerdi. bizzat nemrut, merkez kumandanlığına giderek otomobiliyle gelen ingiliz subayına, 'biz bunun kanını akıtacağız, bunu bize bırakınız' dedi.
küçükçocuklarımlaeşimiyalnızveçokfakirolarakbırakıyorum. beşgünsonrayiyecekleribileolmayacaktır. allahaşkınasokaklardabırakma. validesiçocuklarımınterbiyesinebaksınvesabretsin. veintikamımıalmakiçinçocuklarımıonagöreterbiyeederekbüyütsün. babaları mücrim değil, şehiddir. iştesonnefesimdehiçbirşeydenkorkmayarakvicdanımdandökülenifademisanaaktarıyorum. vatanımyaşasın. elbetbirgünintikamımalınır. suçsuzların ahı büyüktür. vaki olan terfilerim, nişan alışlarım bu adamları beni fırkacı namıyla hakkımda şu ermeni meselesinin icadına sebebiyet verdi. işte benden fırka intikamını bu suretle haksız yere alıyorlar. alsınlar. o adil-i mutlaktır. elbet bir gün onlar da gazaba uğrarlar. bugünvicdanımpekmüsterihtir. yalnızaileminileridedüşeceğisefalettenciddenüzgünüm. parasızdörtnüfusabakamayacaksınız.
çocukların tahsilini temin edemeyeceksiniz, bu yüzden memlekete gitmelidirler. mümkünse
validesinin tam rızasıyla mazlumu galatasaraya vermek şartiyle arifenin yanında bırakılabilir. şuhallerdolaysıyladünyadenilendarıfelektebirgünolsunrahatyüzügörmedim. daimaçaresiz, hicretüstünehicretvesefaletgördüm. bariçocuklarımınüzüntülerinibirazolsunhafifletmekiçinelinizdennegelirseyapınızkionlarolsun, birrahatgörsünler. izzeddin bey, hisseden bir miktarını hayriyeye veriyormuş.
ve aileme bakacağını vaad ediyor. allah ondan razı olsun. bugünkü vakit gazetesinde okudum. mustafa, kanımı dökmekten lezzet aldığını övünerek söylüyor. allahımintikamımısenal! iradeyi almak için dün saraya gitmiş, sarayda dahiliye nazırı cemal beyi görmüş, ne garip tesadüf. ben bu adamlara bir fenalık yapmadım, benden ne istiyorlar? bir suçsuzu cezalandırmaktan ne lezzet alıyorlar? siyaset mi? haşa. intikam?.. fakat fakat pek yanlış ve kötü bir harekette bulunduklarının farkında değil gafiller milletim, vatanımyaşasın. elbetveelbetbenimgibimağdurbirsuçsuzunintikamınıalacakadilbirkuvvetortayaçıkarveçıkacaktır. onainanarakdünyayıterkediyorum. allahım, ailem ve çocuklarıma sen acı. istanbul hapishanesi,
336 (1920) senesi ağustosunun üçüncü salı günü.
kardeşin nusret'
nusret beyin kardeşi cevdete yukarıdaki vasiyetnamesini yazdığı günün ertesi günü, 4 ağustos 1920, padişah vahdettin nusret beyin idamına dair alınan kararı onaylar, padişahın bu iradesi takvimi vekayi gazetesinde yayınlanır..
nusret, bekirağa bölüğü hapishanesinde, koğuşunda idam edilmeyi beklemektedir.. 5 ağustos 1920 gecesi sabaha doğru nusret beyin olduğu koğuşun kapısına süngülü muhafızlar gelir.. nusret, koğuştaki arkadaşlarına sarılır, onlarla helalleşir.. bu sırada nusretin koğuştan arkadaşı ibrahim fevzi karyolanın ucuna çıkıp ezan okumaya başlar..
süngülü muhafızlar nusret beyi idam edilmeden önce idam mahkumlarının bekletildiği hapishanedeki idam odasına götürürler.. nusret beyin koğuş arkadaşları süngülü muhafızlar arasında idam odasına götürülen nusret beyin üzerindeki pantolonun yamalı olduğunu görürler..
5 ağustos 1920de sabah henüz şafak sökmeden önce nusret bey yanındaki jandarmalar eşliğinde harbiye nezareti kapısının karşısına (günümüz istanbul üniversitesi, beyazıt merkez kampüsü) kurulan darağacına götürülür.. (günümüz istanbul üniversitesi merkez kampüsü karşısındaki meydan..)
ve nusret bey idam edilir..
karısını ve çocuklarını son kez görmesine izin verilmeyen nusret beyin yamalı pantolonunun cebindeki cüzdanından sadece bir kağıt lira çıkar..
idam edilmesinden sonra (tahmini sabah saat beş..) sabah saat ona kadar meydandan gelip geçenlere teşhir edilen nusret beyin darağacındaki cesedini bu olaydan haberdar edilen eşi hayriye hanım da görmek için apar topar erenköyden beyazıt meydanına gelir.. eşini darağacında gören hayriye hanım, ' astılar.. hainler.. astılar.. ammaniçinnamusunadokundular? ' diye çığlıklarla bağırır..
(hayriye hanımın böyle bağırmasına sebep, darağacında asılı olan nusret beyin boynunda asılı olan hüküm kağıdında nusret beyin ermeni kadın ve kızlarına karşı ırz düşmanlığı yaptığı da yazılmasıdır..)
sabah saat onda nusret beyin cansız bedeni asılı olduğu darağacından indirilir, orada bu iş için hazır bulunan bir arabayla istanbuldan (günümüz istanbulu suriçi) çıkarılır, topkapı dışında bir yere defnedilir..
nusret beyin idam edilmesinden üç ay sonra istifa eden damat ferit hükümetinin yerine hükümet kurma görevi kendisine verilen tevfik paşa hükümeti kurduktan sonra 1 nolu istanbul divan-ı harbi örfinin aldığı kararları araştıracağını açıklar.. (tevfik paşanın bu kararı almasında istanbulda bulunan kuvvacıların baskısı da etkilidir..)
yapılan incelemelerde mustafa paşanın nusret beyi idam ettirmek için parayla adam tutup yalancı şahitlik yaptırdığı, mazbatayı alınan kararı bozup yeniden usulsüzce yazdırıp nusret beyiidam ettirdiği ortaya çıkar..
nusret beyin ailesi de nusret bey adına verilen karara itiraz eder.. temyize giden nusret beyin dosyasındaki idam hükmü düşürülür, nusret beye verilen on beş yıllık kürek mahkumiyeti cezası ve nusret beye atılan iftiralar da yeterli delil olmadığından bozulur..
5 ağustos 1920de idam edilen nusret beyin idam cezası 11 kasım 1920de kaldırılır(?).. ancak ailesi mutludur.. zira nusret beyin ermeni kızlarına, kadınlarına tecavüz etmediği mahkemece de onaylanmıştır..
11 kasım 1920de nusret bey dosyasında yaptığı yolsuzluklardan, usulsüzlüklerden yargılanan dönemin divan-ı harbi örfi mahkemesi başkanı mustafa paşa yedi ay hapis cezasına çarptırılır(!)
ancak nusret beyin idam edilmesine sebep olan mustafa paşa hapishanede yedi ay bile yatmaz, mustafa paşa üç ay sonra vahdettinin affetmesiyle serbest bırakılır(!)..
serbest bırakılmasının üzerinden henüz iki ay geçmeden mustafa paşa şama kaçar.. (mustafa paşanın şama kaçma nedeni bölgede ingilizlerce kurulması istenen kürdistan için çalışmalar yapması yönündeki düşünceleridir.. mustafa paşa, nusret beyi biraz da yine bu yöndeki düşüncelerine zamanında nusret beyin engel olmasından sebep idam ettirmek istemiştir.. zira zamanında nusret bey erganide görev yaparken bölgede bölücü faaliyetlerde bulunan kürt muhadenat (dostluk) derneğini kapatır.. nusret beyin erganideki kapattığı bu dernek için aktif çalışanlardan birisi de orada bulunan mustafa paşadır.. ingilizlerin bölücülük maşası, damat feritin kuklası, vahdettinin koruması altında olan bu vatan haini kişinin türk milleti adına yaptığı kötülükler, verdiği haksız, hukuksuz kararlar oldukça fazladır.. kendisinin ne denli aşağılık, satılık, vatan haini, ittihatçı, kuvvacı, türk milliyetçisi düşmanı olduğu Süleymaniyeli Nemrut Mustafa Paşa adlı kitapta fazla detaylı olmasa da anlatılıyor.. ilgilisi, meraklısı bu kitaba bakabilir..
(bu kitaba da inceleme yazmayı düşünüyorum.. bakalım..)
bu arada yukarıda başından geçenleri anlattığım nusret beyi ve kendisinin mektuplarında da bahsettiği eşini, çocuklarını unutmayan bir kişi daha vardır; bu kişi, Mustafa Kemal Atatürk 'tür..
nusret bey, 1915te birinci dünya savaşında çanakkale cephesine giden urfa taburundan dönenlerin anlattığı Mustafa Kemal'den etkilenir..
dönemin urfa kaymakamı nusret bey, urfada yeni açtırdığı caddeye Mustafa Kemal caddesi adını verir; nusret bey aynı caddeye anıt çeşme yaptırır ve bu çeşmeye de Mustafa Kemal Paşa anıt çeşmesi adını verir; urfaataturklisesi.meb.k12.tr/icerikler/ilk-m... , sozcu.com.tr/ilk-mustafa-kem...
Mustafa Kemal, kendisini görmeden yaptıklarından etkilenip nusret beyin urfa kaymakamı olmasını sağlamıştır..
nusret bey, kendisini görmeden yaptıklarından etkilenip Mustafa Kemal adına anıt yaptırıp caddeye adını vermiştir..
şimdi sıra yine Mustafa Kemal'dedir..
Mustafa Kemal, 13 ekim 1920de, 'tehcirden dolayı istanbulda beyazıt meydanında salben (asılarak) idam olunan urfa mutasarrıfı sabıkı (eski urfa kaymakamı) merhum nusret beyin zevcesine ve üç çocuğuna hidematı vataniye (vatan hizmeti) tertibinden bin kuruş maaş tahsisi için heyeti vekileye teklifte bulunur..
mecliste nusret beyin eşine ve çocuklarına maaş bağlanıp bağlanmaması yönünde tartışmalar çıkar.. sonunda mecliste, 25 aralık 1920de nusret beyin eşi ve ailesine aylık bin kuruş maaş bağlanması 35 ret oyuna karşılık 64 oyla kabul edilmiştir..
üstelik bu maaş nusret beyin eşine nusret beyin idam edildiği tarihten başlayarak ödenecektir..
cumhuriyet sonrası, cumhuriyet yönetimi nusret beyin çocuklarını da okutmuştur..
(nusret beyin çocuklarından nasuhi mülkiyeyi bitirmiş babası gibi zamanında babasının da kaymakamlık yaptığı urfada, birecikte, kaymakamlık yapmıştır..
nusret beyin mazlum adlı oğlu maden mühendisi olmuştur..
nusret beyin tarık adlı oğlu ise yüksek ticaret mektebine gitmiştir..
linkte yer alan ali çankayanın mülkiye tarihi ve mülkiyeliler adlı kitabın ( fdrive.google.com/file/d/163IoPmM... )
kitabagöredeğil, pdfye göre, 1839. sayfasında nusret beyin kardeşi osman cevdet beye dair bilgi var, 2163. sayfada idam edilen nusret beyin gençliğinde çekilmiş bir fotoğrafı var, 2194. sayfadan 2205. sayfaya kadar nusret beyin biyografisi var, 3271. sayfada nusret beyin oğlu nasuhinin mülkiyede öğrenciyken çekilmiş fotoğrafı var, 3316. sayfada da nusret beyin oğlu nasuhinin mülkiyede öğrenciyken çekilmiş bir fotoğrafı var..
(konudan bağımsız, mülkiyeliler birliği yayınlarına ait kitapların pdfleri de şurada mevcut; mulkiye.org.tr/yayinlarimiz )
şurada da nusret beyin çocukları ile çekilmiş fotoğrafı var; tr.wikipedia.org/wiki/Nusret_Bey...
şehit nusret beyin adı bugün en son görev yaptığı şanlıurfada bir caddede yandex.com.tr/maps/103870/san... ve bir okulda yaşıyor sehitnusretimamhatiportaokulu.meb.k12.tr
yine şehit nusret beyin adı zamanında görev yaptığı bayburtta bir parkta da yaşıyor; bayburt.bel.tr/haberler/sehit-...
-----------------------------------------------------------------------------------------------
bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazmıştım..
bu incelemeyi de bu düşüncemden hareketle yazıyorum.. uygulama kullanıcılarının eski urfa kaymakamı şehit nusret beyi tanımalarını, bilmelerini isterim..
ömrü boyunca vatanı, milleti için çalışan, bu uğurda canını ortaya koyan, son zamanlarında bile vatanımyaşasın diyen nusret beyin aziz ruhu şad olsun..
nusret beyin zamanında mektuplarında da dediği, istediği gibi onun intikamını alıp, onun idamına karar verenlere bedel ödeten başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün kuvvacıların da aziz ruhları şad olsun..
zamanında onun eşine, çocuklarına bakan zamanında yaşayan aziz türk milletinin vatandaşlarının da ruhları şad olsun..
günümüzde şehit nusret beyin zamanında taşıdığı aynı ruhu taşıyan, onunla aynı duygu düşüncede olanlara da selam olsun..
-----------------------------------------------------------------------------------------------
bu kitabı yazarken Zalimane Bir İdam Hükmü , Çankaya , İşgal İstanbul'unda Tehcir Yargılamaları , Bekirağa Bölüğü ve Mütareke Dönemi , Süleymaniyeli Nemrut Mustafa Paşa adlı kitaplardan ve Feridun Kandemir in şu yazısından archives.saltresearch.org/handle/12345678... yararlandım..
adına inceleme yazdığım bu kitabın farklı versiyonlarının pdfleri şu linklerde yer alıyor;
files.surkav.org.tr/2/211.pdfsanliurfa.bel.tr/files/1/bsb_son...sanliurfa.bel.tr/files/1/bsb_son...
kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden iyi okumalar dilerim..
ya da
kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun.