Çok beğenerek okuduğum John FowlesKoleksiyoncu kitabının sonu beklediğim gibi bitmemiş olsa da bittiği ve gerekli çıkarımları yaptığım için mutlu hissedebilirim. Kitabın sonu ters köşe yaptı desem de derinlemesine düşününce kelebek koleksiyoncusu olan Frederick’in durumu insan koleksiyonculuğuna kadar götürmesi hem üzdü hem şaşırttı. Sorunlu bir çocukluk geçirmiş Frederick’in saplantılı aşkı ve bunun insana neler yaptırdığı hem Frederick gözünden hem kadın karakter Miranda’nın gözünden iki ayrı bölümde okuyucuya aktarılıyor.
Bu kitap asla sıradan bir roman değil, ele alınan çok yönlü konuları bulabileceğiniz
kitapta psikolojik gerilim, suç, masumiyet, özgürlük, esaret, ilişkiler, kötülük ve boyutları, sahip ve ait olma arzusu, güzellik algısı ve son olarak yeni kitle olarak bahsedilen popüler kültür vs tüm konulara değiniliyor.
Aynı olayların her iki karakterin gözünden farklı bakış açıları ile anlatılması ve ikinci bölümde Miranda’nın günlükleri. Olayların gerçekleşme sırası, nasıl gerçekleştiği beklemediğim şaşırtıcı son uzun süre aklımdan çıkmayacak.
Miranda gerçek ismi Frederick olan karakterin adını Ferdinand olarak bilmesi ve ona Fırtına kitabında geçen karakterin ismi olan Caliban ismini takması. Kitap içeriğinde geçen Çavdar Tarlasında ÇocuklarEmma ve Fırtına kitaplarının karakterleri ile kendini özleştirmesi hem bu kitabın hem de sözü edilen kitapların okunmaya değer olduğunu gösteriyor.