Bir çoğumuz kitabın ismine aldanıp kitabı ya depresifleştirdik ya da hüzünlü bir 'öykü' gibi Stefan Zweig 'ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ile Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat kitaplarına benzer bir önyargıyla yaklaştık. Kitap bir tiyatro senaryosuydu. Kitabı okurken bütün sahneleri aklımda canlandırarak çok büyük bir keyifle okudum. En başında, karakterler bana karmakarışık geldi fakat iyi bir konsantrasyonla sayfaları çevirdiğinizde, karakterlerin isimleri ve gerçekten de karakterleri anlaşılmaya başlıyor. İki roman arasında hafif geçiş kitabı, reading slump olmamak için okunabilecek o hafif kitap, ya da "şöyle elimin altında olsun, yolda giderken okuyayım kafam dağılsın, şezlongta güneşlenirken bir kitap storysi atayım ama azıcık okuyayım da beni sarsın" kitabı diyebilirim.
SPOİLER: Kitabın sonundaki şu diyalog aslında mükemmel bir ironi
GERALD: Anne, bu kimin eldiveni? Bir ziyaretçin varmış. Kimdi?
BAYAN ARBUTHNOT: (arkasını döner) Ah, hiç kimse. Özel biri değil. Önemsiz bir adam.
Önemsiz Bir KadınOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20246,7bin okunma