Dasein ve Heidegger üzerine.
9/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 61. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 20:22
Martin Heidegger'in 1927'de yayımlanan başyapıtı Varlık ve Zaman (Sein und Zeit), 20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en zorlu metinlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Bana kalırsa James Joyce'un Finnegan Uyanması'na eşdeğer bir zorluğa sahip yapısı var. Kitabı kavrayabilmek için ileri düzeyde mantık, metafizik veya ontoloji, etik ve fenomenoloji felsefesi hakkında daha önceden okumalar yapmış olmanız gerekiyor. O halde kitabın ne anlattığını temel kavramlar üzerinden, anlaşılır bir dille özetlemeye çalışayım. Bu arada Kaan H. Ökten'in Varlık ve Zaman kitabını okumadım. Heidegger, kitabına çok temel bir soruyla başlıyor: "Varlık'ın anlamı nedir?" Gündelik hayatta sürekli "vardır", "masadır", "insandır" gibi ifadeler kullanırız. Peki bir şeyin "olması", "var olması" ne demektir? Heidegger'e göre Batı felsefesi, Platon (Eflatun) ve Aristoteles 'ten bu yana bu en temel soruyu unutmuş, Varlık'ı sıradan bir "şey" gibi ele alarak üstünü örtmüştür. Varlık ve Zaman'ın bütün amacı, unutulmuş olan bu soruyu yeniden canlandırmak ve Varlık'ın anlamını araştırmaktır. Peki, Heidegger bu soruya nasıl bir yanıt getirmiş? Bu soruyu cevaplamak için doğrudan "Varlık nedir?" diye sormak yerine, Varlık'ı anlayan ve kendi varlığını dert edinen tek var olanı, yani insanı analiz ederek işe başlamış. Dasein (Orada-Varlık): ​Heidegger, "insan" kelimesi yerine felsefi bir terim olan Dasein'ı kullanır. Bu kelime Almancada "varoluş" anlamına gelse de, Heidegger için özel bir anlamı vardır: "orada-varlık" (Da-sein). ​Dasein kimdir? Dasein, bizleriz. ​Dasein'ın özelliği nedir? Diğer varlıklardan (taş, ağaç, hayvan) farklı olarak Dasein, kendi varlığının farkındadır, kendi varlığı üzerine düşünen, onu dert edinen ve onunla bir ilişki içinde olan bir varlıktır. Bir taş kendi varlığını sorgulamaz ama insan "Ben kimim?", "Neden varım?" gibi sorular sorar. İşte bu yüzden Varlık sorusunun başlangıç noktası Dasein'dır. Heidegger'e göre Dasein, bir kutunun içindeki nesne gibi "dünyanın içinde" değildir. Dasein'ın varoluş tarzı, en başından beri her zaman bir "dünya-içinde-olmak"tır. Biraz karmaşık anlatmış olabilirim, hm, şöyle deneyelim bir de: Bu, bizim için dünyanın, anlamlı ilişkiler, pratik amaçlar ve aletler bütünü olduğu anlamına gelir. Bir çekiç, bizim için sadece bir tahta ve metal parçası değil, "çivi çakmaya yarayan bir alet"tir. Dünya, Dasein için her zaman bu şekilde anlamlı bir bağlamdır. Bizler soyut bir özne olarak dünyaya bakmayız; dünyaya her zaman dahil olmuş, onunla meşgul olan varlıklarız. Heidegger, Dasein'ın iki temel varoluş biçimi olduğunu söyler: Bu, gündelik, sıradan varoluş tarzımızdır. Bu modda, kendimiz gibi davranmak yerine "herkes" gibi davranırız. "İnsanlar ne der?", "Böyle yapılır", "Şöyle denir" gibi ifadelerle yaşarız. Kendimizi kamunun, yani anonim "herkes"in içinde kaybederiz. Sorumluluktan kaçar, kendi biricik varoluşumuzla yüzleşmeyiz. Bu, bir nevi "sürüye uymak"tır. Yukarıda anlatmış olduğum sahici olmayan inotantik varoluş için geçerliydi. Sahici otantik varoluş da ise, "herkes"in diktatörlüğünden sıyrılıp kendi varoluşunun sorumluluğunu üstlenmesi gerekir. Peki insanı bu sıradanlıktan ne uyandırır? Heidegger'e göre bu, temel bazı "varoluşsal" durumlarla yüzleşmektir. Bunlardan birisi kaygı olabilir mi? Heidegger için "kaygı", gündelik endişe veya korku demek değildir. Kaygı, Dasein'ın varlığının temel yapısıdır. Dasein her zaman bir şeylerle meşgul olan, geleceğe yönelik projeler yapan, geçmişinden gelen ve şimdiki zamanda eyleyen bir varlıktır. Bu ileriye atılma, olanaklarını gerçekleştirme çabası, varlığının temel yapısı olan "kaygı"yı oluşturur. Yani sahici varoluşa giden en önemli yol, Dasein'ın kendi sonluluğuyla, yani ölümüyle yüzleşmesidir. Heidegger'e göre ölüm, hayatın sonunda gerçekleşen bir olay değil, Dasein'ın en başından beri taşıdığı bir olasılıktır. Bu olasılık kesindir (mutlaka olacak), belirsizdir (ne zaman olacağını bilemeyiz) ve en önemlisi başkasına devredilemezdir (kimse benim yerime ölemez). Kendi ölümünün kaçınılmazlığıyla yüzleşen Dasein, "herkes"in sıradanlığından kopar. Hayatının sonlu olduğunu anladığında, önündeki zamanın ne kadar değerli olduğunu ve kendi kararlarının sorumluluğunu alması gerektiğini fark eder. Bu yüzleşme, onu sahici bir varoluşa çağırır. Buraya kadar hep varlık kavramından, yani ontolojik argümanlardan bahsettim. Biraz da zaman kavramına göz atalım. Çünkü kitabın ikinci anahtar kelimesi "Zaman"dır. Heidegger'e göre zaman, art arda gelen "şimdi" anlarından oluşan bir çizgi değildir (saat zamanı gibi). Zaman, Dasein'ın varoluşunun ufku ve temel yapısıdır. Dasein, zamansal (temporal) bir varlıktır. Her zaman bir geçmişten gelir (atılmışlık). Bir geleceğe doğru kendini tasarlar ve projeler yapar (olanaklar). Ve bunu şimdiki zamanda, dünyayla meşgul olarak yapar. Geçmiş, şimdi ve gelecek, birbirinden kopuk anlar değil, Dasein'ın varoluşunda iç içe geçmiş bir bütündür. Sahici zaman, Dasein'ın kendi sonluluğunu (ölümünü) anlamasıyla ortaya çıkar. Heidegger'in Varlık ve zamana karşı bakış açısı bu şekildeydi. Varlık ve Zaman, "Varlık'ın anlamı nedir?" sorusunu cevaplamak için, bu soruyu sorabilen tek varlık olan insanın (Dasein) varoluş yapısını analiz ediyor gördüğümüz gibi. Kitap, Dasein'ın "dünya-içinde-olduğunu", varlığının temel yapısının "kaygı" olduğunu ve varoluşunun "zamansallık" üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Dasein, gündelik hayatta "herkes"in içinde kaybolarak sahici olmayan bir hayat sürer. Ancak kendi sonluluğuyla, yani "ölüme-doğru-olmak"la yüzleştiğinde, bu sıradanlıktan kurtulup kendi varoluşunun sorumluluğunu üstlenerek sahici bir hayata adım atabilir. Heidegger, Dasein'ın bu zamansal yapısını analiz ederek Varlık'ın anlamının da Zaman ufku içinde anlaşılabileceğini göstermeyi hedefler. Ancak kitabın planlanan ikinci kısmı hiçbir zaman yazılmadığı için bu proje yarım kalmıştır. Şimdi Heidegger'in kitabın ikini kısmını neden planladığı gibi yazamadan yarım bıraktığını anlatsam konuyu iyice dallanıp budaklandırıcam. Çünkü önemli olan Dasein kavramını özümsemeliyiz. Yine de bu yarım haliyle bile felsefe tarihini derinden etkilemeyi başarmıştır yazar. Kitabı okumak için cesarete ihtiyacı olan arkadaşlara şöyle bir öneri de bulunabilirim. En azından Aristo, Kierkegaard, Husserl ve Derrida'nın yapısökümü gibi kavramları hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırsanız kitabın zorluğu yarı yarıya düşecektir. Çünkü incelemenin başında saymış olduğum kavramlara bu filozoflar sayesinde vakıf olabilirsiniz.
Felsefe
Varlık ve ZamanMartin Heidegger · Alfa Yayıncılık · 2018610 okunma
·
591 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Varlık konusunda ben Kaufmann ve Hartman yorumlarını Heidegger'in Varlik anlayışını kavramak bakımından daha açıklayıcı buluyorum. Zeit olayı biraz daha karışık, Heideggerci bakış açısından ele alınca 3 tür zaman kavramı çıkıyor bunları doğrudan Almanca üzerinden okuyunca oturuyor ama Türkçedeki Zaman anlayışı bizi çıkmaza sürüklüyor. Güzel incelemeydi. Dikkatle okudum ve en baştaki karşılaştırma bence gayet yerinde bir karşılaştırma olmuş ama eser bazlı değil bilakis yazar bazlı 😇
Harun Gülle
Gönderi Sahibi
Nickinizden anladığım kadarıyla felsefeye ilgilisiniz hocam. Dilerseniz Kitap Simyacıları Kulübü grubumuza katılırsanız alt grubumuz olan felsefe grubunda bu konuları daha detaylı tartışabiliriz.