Gönderi

“Yaralı, yaralıya şifa getirir.”
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 17:51
"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın." Marcus Aurelius , Kendime Düşünceler Şunu baştan belirtmek isterim: Bu yazıda öykülerin gidişatını ya da sonlarını ifşa eden bir spoiler yok. Daha çok okurken nasıl bir hayat hikâyesiyle karşılaşabileceğinizi, bende uyandırdığı duyguları ve düşünceleri paylaşıyorum. Ayrıca şunu da eklemeliyim: Bazı öykülerde, özellikle 10. öyküde olduğu gibi, ben sadece kendi dikkatimi çeken ayrıntıyı aldım. Hikâyenin kendisi çok daha farklı ilerliyordu. Yani burada aktardıklarım okura göre değişebilecek, herkesin kendi deneyimine göre farklı anlamlar taşıyabilecek şeyler. Bu yüzden gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Irvin D. Yalom ’un Günübirlik Hayatlar kitabı daha ilk öyküsünden beni içine aldı. Paul Anders’in mektuplarındaki üslup, sözcüklerin dansı, okuru sürekli yeni hipotezlere sürükleyen ve ardından tümünü altüst eden bir anlatım… Yalom’un merak uyandırma gücü o kadar yoğundu ki, daha hikâye bitmeden “böyle bir yazar var mı, varsa hemen okumalıyım” diye düşündüm. Hikâyeler, insanı sorularla baş başa bırakıyor; bitişleri cevap değil, yeni bir sorgulama alanı açıyor. İkinci öykü, yaşamın çıkmazlarını ve insanların açmazlarıyla yüzleşme biçimlerini gösteriyordu. Bazen başkasının çıkmazına tanıklık etmek, kendi çıkış yollarını görmeye de yardımcı oluyor. Yalom burada da insanın hayatın gerçekleriyle hesaplaşma cesaretini ön plana çıkarıyor. Üçüncü öykü, gençlikte yaşanan heyecanların, neşeli ve unutulmaz görünen anıların ardındaki özlemi ve bu özlemin bir kişiye takıntıya dönüşmesini işliyordu. “Gerçekte belli bir kişiye âşık olmak değil de, o dönemin duygusunu özlemek” fikri hikâyeyi çok etkileyici kılmıştı. Dördüncü öyküde ölüm kaygısıyla yaşayan, işyerinde de bu kaygının yükünü taşıyan, kabuslarla uyanan ve kendini hayattan soyutlayan bir karakterin dirençlerini okudum. Yalom, merak unsurunu diri tutarak bu direncin ne olduğunu, neden bu kadar güçlü olduğunu sorgulamaya zorluyor. Beşinci öykü yine ölüme yaklaşan bir adamın kısa ama yoğun hikâyesini anlatıyordu. Kitabın birçok yerinde ölüm temasının farklı biçimlerde işlenmesi dikkat çekiciydi. Altıncı öyküde, bir hemşirenin hastasına söylediği tek bir kelimeyle hayatını değiştirmesi ön plandaydı. Bu bana bir sözün bir hayatı değiştirebileceğini hatırlattı. Konfüçyüs’ün “Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.” sözünü çağrıştırdı. Ayrıca bu öykü, iletişimde dokunamadığımız, göremediğimiz alanların varlığını da düşündürdü. Psikiyatri pratiğinde olduğu kadar, özel hayatımızda kurduğumuz bağlarda da sözün dönüştürücü gücünü hissettiren bir hikâyeydi. Yedinci öykü, geçmişi kabullenmek ve geleceğe dair planlar yapmak üzerineydi. Hikâyede yazar olma arzusu, Yalom’un kendi yazarlığına dair sunduğu tavsiyelerle birleşmişti. Özellikle şu söz aklımda kaldı: “Geçmişi kabullenmek için ümidini yitirmelisin.” Yalom’un yazarlık ve kabulleniş üzerine söyledikleri bu öyküyü çok özel kıldı. Sekizinci öyküde kanser hastası bir kadınla yapılan seans vardı. Kadının sınırlı süresinin bilincinde olması, acı çekmesi ve ölümle yüzleşmesi, öyküyü ağır ama çok güçlü kıldı. Burada Yalom’un danışanına yardımcı olmak için yaptığı hamleler ve seans özetlerini birbirleriyle paylaşmaları çok etkileyiciydi. Terapi sürecinin karşılıklı öğrenme biçimine dönüşmesi, bölümün en dikkat çekici yanlarından biriydi. Ellie'nin sözcüklerinin gücüne hayran kaldım; bir filozofun hayatın içinden aldığı notlar gibiydi. Dokuzuncu öyküde Helena, geçmişteki anılarını arkadaşıyla çok farklı hatırladığını fark ediyordu. Bu bana, hayatımızın zirve noktaları diye düşündüğümüz anların ne kadar güvenilir olduğunu, hafızanın gerçeklik algımızı nasıl şekillendirdiğini düşündürdü. İnsan bazen en gerçek sandığı şeyin bile ileride bambaşka bir biçimde hatırlanabileceğini fark ediyor. Onuncu öykü ise kitaba adını veren Günübirlik Hayatlardı. Yalom, Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabından aldığı alıntılar üzerinden bir anlatı kurmuştu. Burada asıl mesele, bir kitabı nasıl ve ne için okuduğumuzun önemi. Bazen bilgiyi göstermek için, bazen sadece sahip olmak için, bazen de gerçekten dönüştürücü bir etki yaratması için okuyoruz. Yalom, bu hikâyeyle kitabın dönüştürücü gücünü olağanüstü bir biçimde örneklendiriyordu. Kitabın sonunda Yalom’un kaleme aldığı Son Söz ise adeta bütün eserin kısa bir incelemesiydi. Yalom burada, danışanlarının (onun ifadesiyle “hastalarının”) onun öngöremeyeceği yollardan fayda sağladığını söylüyordu. Bana kalırsa “hasta” yerine “danışan” demek daha doğru; çünkü bu öykülerden faydalanmak için bir hastalık yaşamak gerekmez. Bu kitap, insan ruhuna ve kişisel gelişime ilgi duyan herkes için değerli. Esasında kitapta beni en çok çarpan şey, her zaman Yalom’un sözleri değil, kimi zaman danışanlardan gelen tek bir cümle, bir kelime, bir bakış açısı oldu. O cümleler zihnimde daha kalıcı bir iz bıraktı, hatta bazen Yalom’un yorumlarından bile daha iyi geldi. Çünkü hayatın içinde yaralı birinden duyulan söz, başka bir yaralıya çok daha doğrudan dokunabiliyor. “Yaralı, yaralıya şifa getirir.” Bu kitap da bana, insanın en derin yaralarının bile başkalarına ışık olabileceğini bir kez daha hatırlattı. Ben öykülerin hepsinde insan duygularının çeşitliliğini ve kırılganlığını içime aldım. Kimi yerde kendimi gördüm, kimi yerde kendi hayatıma katkı sağlayacak bakış açıları buldum. Yalom’un kitapları benim için her zaman çok kıymetli oldu; bu da onlardan biri. Kitabı bitirdikten sonra daha önce okuduğum Marcus Aurelius’un Düşüncelerini tekrar okumaya karar verdim, ama bu kez bir başucu kitabı gibi, cümle cümle üzerinde durarak, hayatıma katarak… Henüz bu kitabı okumamış olanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Büyük ihtimalle siz de bu yolculuktan sonra Aurelius’un Düşüncelerine ya da Yalom’un diğer kitaplarına yönelmek isteyeceksiniz.
İnsanlar ve Duygular
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
··
12 +1'leme
·
9bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabi okuduktan sonra gelip sizin kaleme almiş olduğunuz incelemeyi okumak bana çok iyi geldi . Daha da çok aydınlandım farkındalık seviyem arttı. Ellerinize sağlık 💐
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim ☺️. Farkındalık yaratmasına sizde karşılık bulmasına mutlu oldum.
Hasretiz insani duygulara artık… Çünkü etrafımızda bulamadıklarımızı, satır aralarında arıyoruz. Ve işte, dediğin gibi… alabilen bulabilene. Yine, yeniden… her zamanki gibi, harika. Merak ettiren bir inceleme. Kalemine sağlık. Bir sonraki kitabım… kesinlikle bu.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Bazen bulamadığımızı kitaplarda ararız… Bazen de kitaplarda bulduğumuzu hayata taşırız. Teşekkür ederim, güzel yüreğinize sağlık. 🌿
Emeğinize, yüreğinize sağlık hocam ✨ Detaylı ama spoiler vermeden yine harika bir inceleme bırakmışsınız😌 Yalom'u ben de Nietzsche Ağladığında kitabıyla tanıdım. Divan kitabını aldım lakin henüz okumadım. Nasreddin Hoca'nın, "Bana damdan düşen birini getirin" dediği gibi Yalom farklı örnekler sunarak, hangisine ihtiyacınız varsa buyrun diyerek okuyucuya sunmuş âdeta😊 Listemize ekleyelim👌🏻 Kaleminiz daim olsun ✍🏻✨ Keyifli ve bol istifadeli okumalar diliyorum 📖☕🍀
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum, güzel yorumunuz ve katkınız için😊🙏 🌿 Ben de Yalom’la Nietzsche Ağladığında kitabıyla tanışmıştım ve tanışma kitabı olarak gerçekten çok doğru bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Divanı da okumuştum, o da kendi içinde farklı bir güzellik ve katkı sunmuştu bana. Aynen dediğiniz gibi, Yalom’un kitapları adeta Nasreddin Hoca’nın “Bana damdan düşen birini getirin” sözünü hatırlatıyor; her kitabında insana damdan düşmüş birini getiriyor. 😊 Şimdiden keyifli okumalar, hayatınıza güzel dokunuşlar ve örnekler katması dileğiyle 📖✨
Hay maşallah hocam, hem merak ettim hemde okumuş kadar oldum👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Teşekkürler 😀. “Kadar’ı” kaldıralım okumuş olun keyifle😊
Gerçekten harika bir inceleme olmuş sayın hocam, okuma listeme ekledim.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum 😊🙏. Verimli bir okuma yolculuğu diliyorum.📚🌿
Reklam
Sağlam bir inceleme sevgiyle daim açılsın kapılar... 🌹🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim☺️🙏… Ne güzel bir temenni bu. Gönlünüzden süzülen bu incelik, aynı zarafetle size de dönsün; bütün kapılar sevgiyle, ışıkla açılsın önünüzde. 🌿☺️