Onda arzular var, onda yaşanacak seneler daha çok ve istikbalin vaatleri daha zengin. O daha kuvvetli, hatta karşısındaki ihtiyarın bu küçük vicdan azabından nasıl istifade edebileceğini düşünecek kadar hain tasavvurlar beslenmeye cür'et ediyordu.s.55
Hayatının farklı dönemlerinde öğretmenlik ve gazetecilik yapan Peyami Safa , yazıyla kurduğu sürekli temas sayesinde romanlarında toplumsal meseleleri derinlemesine işliyor. Romanlarında örgüsünden ziyade insan ruhunun derinliklerine inmeye, toplumun sarsıntılarının birey üzerindeki tesirlerini anlatmaya yöneliyor.
Kitabın ismiyle, kurgusunun bağlantısı yazarın ustalığına işaret ediyor. İstanbul’un o zamanlar iki semti üzerinden bir medeniyet çatışmasını konu ettiği Fatih Harbiye romanında, Fatih geleneksel ve muhafazakâr hayatı, Harbiye ise Batı’ya yönelişi ve modernleşmeyi temsil ediyor. Neriman ilk gelen Fatih-Harbiye tramvayına herkesten evvel atlamaya muvaffak olmuştu. s.11 Semtleri birbirine bağlayan tramvay hattı da toplumdaki kültürel ayrışmayı yansıtıyor.
”Oturduğum mahalle, oturduğum ev, konuştuğum adamlar çoğu sinirime dokunuyor… Dün Tünel’den Galatasaray’a kadar dükkânlara baktım. Esnaf bile zevk sahibi. İnsan bir bahçede geziniyormuş gibi oluyor.” (s.29/Neriman)
Müzik eğitimi gören genç bir kadın olan Neriman’ın içsel çatışmasını merkeze aldığı eserinde _Peyami Safa geleneksel değerleri temsil eden Neriman’nın çocukluk aşkı Şinasi ile Batılı yaşam tarzını benimseyen Macit__ arasında sürükleniyor. İstanbul’un iki semtinde farklı dünyaları deneyimliyor. Babası Faiz Bey’in Türk musikisine ve geleneksel değerlere bağlılığı, Neriman’ın modernleşme arzusuyla keskin bir karşıtlık oluşturuyor. Bir aşk hikayesiyle başlayan kitap, aile yaşantısındaki kuşak çatışmalarını da içine alarak toplumsal bir kültür sorgulamasına dönüşüyor.
Neriman’da bitmeyen arzular var, onun önünde yaşanacak uzun seneler daha çok ve parlak istikbalin vaatleri günler geçtikçe daha zengin görünüyor. O, gençliğinin verdiği enerjiyle daha kuvvetli hissediyor, hatta karşısındaki ihtiyar babasının küçük vicdan azabından nasıl istifade edebileceğini düşünecek kadar bencil, cesur ve kimi zaman hain tasavvurlar beslemeye cüret ediyor.”
Bu tasnifli alıntı da Neriman’ın gençliğin verdiği ihtiraslarla dolu, çıkarcı ve bencil yanlara da sürüklenebilen çelişkili kişiliğini tasvir ediyor.
Garp medeniyetinin içinde Şark unsurları ve Şark medeniyetinin içinde Garp unsurları yok mudur? Fakat her şey bir derece meselesidir. (s.122) Batılılaşmayla geleneksel değerler arasında kalan toplumun yaşadığı bocalamayı anlatıyor. Toplumun kimlik arayışını ve Doğu-Batı arasında denge kurma çabasını yansıtıyor.
Daha önce Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ’nu okuduğum yazar, o kitabında otobiyografik ve psikolojik hikayeye yoğunlaşırken, Fatih Harbiye ’de bir aşk hikâyesi üzerinden toplumsal bir konuya odaklanıyor. Doğu-Batı çatışmasının ikilemlerini ve kimlik arayışını işleyen bu romanı özellikle Türk modernleşme sürecini anlamak isteyenler için değerli fikirler verecektir.
Herkese keyifli okumalar.