Şifaaa Hem evet hem hayır denilebilir bunun için. Çoğu zaman imkânsız görünen aşkın çekiciliği büyük olur. İmkânsız olan tutkuyu besler. Bu tür aşklar güçlüdür ama sıklıkla acı, umutsuzluk ve tek taraflı duygular getirir. Yine de imkânsızlık, aşkı daha değerli kılar.
Bir de hayır yönü var bu cevabın. Sağlam ve sağlıklı bir aşk karşılıklılık ve güven üzerine kurulur. İmkânsız bulunan kişiye takıntı çoğunlukla gerçek bağdan ziyade özlem, fantezi veya kaçıştandır. Sürekli erişilemez olana koşmak, kendini kandırmaya, duygusal tükenmeye ve kişisel büyümeyi engellemeye yol açabilir. Gerçek aşk, erişilebilirlik ve emek ister; sürdürülebilir mutluluk, karşılıklı ilgi ve saygıda saklıdır. Yani bakış açısına ve ne istediğine göre değişir cevap.
Eksik olan daha da eksilse ne olur, mevzu tam olamamak aslında. Zira tam “tam” olacak iken tam olamamak en büyük eksiklik.
Bu bir gidişle veyahut da kalışla gerçekleşir…
Bilemezsin giden tam olmaya gider. Kalan eksiltmeye devam eder.
Aslında her ikisi de yarım kalır. Giden, ardında bıraktığı boşluğu taşır sırtında, kalan ise, gözünün önünden kaybolanı içinde taşır. Giden uzaklaşırken biraz ölür, kalan beklerken biraz daha eksilir. Eksiklik yalnız bir tarafın değil, iki yüreğin ortak sessizliği olur. Ama en çok da kalan yanar, çünkü gidenin adımlarını duymaya devam eder, kendi kalbinde.
Giden ardında yarım kalmış cümleleri, söylenmemiş sözleri bırakır.
Kalan o cümlelerin yükünü, boşluğun sessizliğini taşır.
Giden, gitmenin pişmanlığını yaşar bir gün.Kalan, kalmanın acısını taşır her gün.O yüzden aslında. Giden de eksiktir, kalan da…
Ama en çok, yarım kalan hikâyedir eksik olan.