Videoda anlattıklarınıza çoğunlukla katılıyorum. Eğer ki 500 bin adet kitap okuma ihtimalim olsaydı o klasiklerin hiçbirini sektirmezdim. Ama zaten dediğiniz gibi tam zamanlı bir çalışanın okuyabileceği kitap sayısı, onu da geçtim ömrüne sığdırabileceği sayı limitli. Mecburen kısıtlama ve eleme yoluna gidiyoruz bu yüzden.
Buradan vahşi bir faydacılık anlamı da çıkarmasın tabi kimse. Buradaki seçicilikten kasıt açgözlü bir şekilde kendine fayda sağlamayı gözetirken tüm değer ve anlamları hiçe sayarak insanlıktan çıkacağımız bir kopuş da değil. Fakat kısıtlı zaman ve imkan dahilinde ne kadar önemli ve dişe dokunur konular hakkında kendimizi geliştirebileceğimizle alakalı. Bu durum biraz da kitap okuma amacıyla, derinindeki motivasyonla da ilgili. Ya da bu kadar ciddi alınmış karar olmadan yalnızca süregelen bir alışkanlıktan ibaret; herkes için değişkenlik gösterebilir. Yani çoğu insan sadece kafa dağıtmak ve günlük hayatın stresinden uzaklaşmak adına veya hayal gücünü genişletecek nitelikte ve onu bu dünyadan alıp götürecek bir ortama sokacak şeyler okumayı tercih ediyor muhtemelen.
Ben şahsen evrenin işleyiş şekli ve varsa bir mantığı, hayatın somut gerçekleri, insan doğasının derinlikleri, siyasi-ekonomik durumları açıklayan şeyler ve tarih hakkında daha çok ilgi duyuyorum ve merak ediyorum. Evet hep içimde mesela şu Dune serisine bir başlasam veya Tolkien külliyatında okumamış olduğum kitaplara da bir baksam diye istiyor olsam da hayatın acı bir gerçeği olarak buna fırsat bulamıyorum. Bu sadece bir önceliklendirme meselesi aslında. İnsanın kendi yapısına aykırı şekilde hep bir zorlamayla ders çalışır gibi full öğrenme odaklı bir okuma düzenine de evet karşıyım. Ama örnek olarak karşımda 2 seçenek varsa ve birinde uzun uzun tasvirlerle anlatılan bir hikaye, diğerinde Büyük Patlama Teorisi'ni anlatan bir kitap varsa elim ister istemez bilimsel olana kayıyor. Çünkü hikayeyi okuduktan sonra büyük bir aydınlanma yaşamayacağımın farkındayım. Burada romanları, hikaye kitaplarını vs. küçümsemiyorum. Ama en azından tamamen hayal dünyasında sürüklenmekten de vazgeçebilmeliyiz bence bunu söylemeye çalışıyorum.
Her şeyin doğru yaşlarda tüketilmesi gerektiği de çoğunlukla doğru. Bir şekilde herkese hitap eden eserler de var tabi ama genellikle en optimum tüketilme aralığından da bahsedilebilir. Kimsenin ne okuduğuna ukalaca yorum yapmak benim haddime değil ama kendi kendime sorduğum bir soru var bu konu hakkında: İnsanların çoğu sadece roman okuyor. Sadece roman okumanın da insana kattığı bir çok şey elbette vardır. Fakat hayatın temeline dair en büyük sorular henüz zihninde cevaplanmamış halde bir kenarda dururken bu biraz fazla lükse kaçmıyor mu? Sadece roman okuyan insanları anlayabiliyorum ama hep karşılarına geçip neden diye sormak istemişimdir :)
Sanırım bunun güzel bir dengesini kurmaktan söz ederek tatlıya bağlayabiliriz bu mevzuyu. Yani insanın zihinsel sağlığının korunması ve ufuk açması adına romanlar, klasikler evet önemli fakat süper hızla değişen ve gelişen bir bilgi çağında yaşarken etrafımızda neler oluyor sorusuna da bazı cevaplar aramak gerekiyor sanırım.
Yeni gördüm videolarınızı ve gayet faydalı, kafa açıcı duruyor. Başarılar dilerim bu yolculukta.