Okuru büyük olaylarla değil, dinginliğiyle içine alan bir roman olan Hyunam-Dong Kitabevi , kapısından girildiğinde şehrin gürültüsünü dışarıda bırakır; rafların arasında dolaşan sessizlik okuru sarar. Kalabalığın ortasında nefes almak için aralanan bir kapı gibi açılır; içeriye kahve kokusu, rafların arasındaki huzur ve yeniden başlama ihtimali sızar.
Roman, “başarı” diye dayatılan hayat çizgisinin dışına taşınca insanın nasıl hafiflediğini ve aynı anda nasıl ürperdiğini sakin bir ritimle, bir kitapçının atmosferi üzerinden anlatır. Küçük sığınaklarda bulunan huzuru ve yeniden başlama cesaretini gözler önüne serer.
Hikayenin merkezinde olan ve başarılı bir kariyeri, düzenli bir evliliği olan Youngju, tüm görünür istikrara rağmen içinde bir eksiklik hisseder. Bir gün cesaretini toplayarak alışılmış hayatını geride bırakır ve bir kitapçı açar. Bu mekan kısa sürede yalnızca bir dükkan olmaktan çıkar; insanların yaralarını taşıdığı, birbirine görünmeden dokunduğu bir buluşma alanına dönüşür. Romanın kalbi de burada atmaya başlar: kapıdan giren herkes bir yük getirir ve raflar o yükü hafifletir.
Kitapçıya yolu düşen herkesin ayrı bir hikayesi vardır: hayallerini ertelemiş olanlar, yalnızlıktan yorulanlar, küçük mutluluklara tutunmaya çalışanlar… Hepsinin ortak noktası, hayatlarının görünmez yerlerinde birer sızı taşımaları ve aralarındaki sessiz dayanışmadır. Yazar, bu karakterleri abartılı dramatik olaylarla değil, gündelik ayrıntılarla anlatır.
Sessiz ve destekleyici varlığıyla dükkanın atmosferini tamamlayan Minjun; kitapların arasında oturup örgü ören ve sabrıyla, dinginliğiyle mekanın ruhunu işleyen Jungseo; ertelediği yazarlık hayali ile kendi yolunu bulmaya çalışırken kendini ifade etme cesareti arayan Soojin; romanın en kırılgan karakterlerinden biri olan, sorumluluk ve tükenmişlik arasında sıkışan bir anne ve onun oğlu...
Karakterler arasındaki bağ, büyük sözlerle değil, küçük jestlerle güçlenir: bir kahve kokusu, bir kitap kapağı, paylaşılan kısa bir bakış.
Romanın en güçlü yanı, temposunu hiç hızlandırmadan okuru içine çekebilmesidir. Cümleler sade ama yüzeysel değil; sakin ama sıradan da değil. Her satırda ağırbaşlı bir dinginlik var. Sayfalar çevrilirken okur, kendini Hyunam-Dong’un dar sokaklarında yürürken hissetmekten alamaz: adımlar yavaş, hava serin, kitapçı kapısı aralık...
Eleştiri olarak belki bazı yan karakterlerin geçmişi daha derin işlenebilirdi; kimi kırılma anları bir sayfa daha nefes isteyebilirdi. Yine de bu boşluklar romanın niyetiyle uyumlu. Her şeyin tamamen anlatılmadığı, okurun payına düşen sessiz alanlar bırakılmış.
Kitap bittiğinde geriye büyük bir hikaye değil, ince bir huzur kalır. Neticede bu, büyük olayların değil, küçük dönüşlerin romanı. Onun asıl değeri, insana şu soruyu fısıldamasındadır:
“Hayatın tam ortasında, kendi başlangıcını yapmaya cesaret edebilir misin?”
Belki de kitabın hatırlattığı en önemli şey, herkesin içinde küçük bir kitabevi saklı olduğudur.
Keyifli okumalar...
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reumNilay Özeser (çevirmen)