Ruh, bakışlarını gerçeğin ve varlığın aydınlattığı bir nesneye çevirdiği zaman onu kavrar, bilir ve tam bir anlayışa varır. Ama, karanlıkla karışık doğan ve ölen geçici şeylere çevrildi mi, yarım yamalak, bulanık görür onları. Bir görünüşten ötekine, bir uçtan öbür uca adar; aklını işletemez olur.*(s.224)
Sokrates’in öğrencisi, Aristoteles’in hocası olarak bu düşünce zincirinin ortasında duran Platon (Eflatun)’a yalnızca bir filozof demek haksızlık olur. O, düşünce tarihinin sahnesine yön veren bir yönetmen gibi, diyaloglarıyla soyut fikirleri somut bir tiyatroya dönüştüren eşsiz bir zihinsel sahne kurar.
Sokrates’in etrafındaki gençlerle yaptığı bir sohbetle başlayan Devlet, diyalektik yöntem aracılığıyla ideal devlet düzeninin tartışmasına dönüşür. Katılımcılar devletin yapısı, toplumsal sınıflar, eğitimin önemi ve insan ruhuna dair yetkinlikleri konuşurlar. Sohbet ilerledikçe soyut kavramlar canlı örneklerle somutlaştırılır. Katılımcılar bir şehir modeli kurarak zihinlerinde ideal düzeni şekillendirirler. Sokrates, soruları ve mantıklı çıkarımlarıyla katılımcıları adım adım daha derin düşünmeye yönlendirir. Ve kendi varsayımlarını sorgulamalarını sağlar.
Platon’un metni 10 kitaptan oluşuyor. Sokrates ve etrafındaki katılımcılar ilk kitapta adalet kavramını tartışarak başlar, ardından ideal devleti, sınıfları, yöneticiler, eğitim, kadın-erkek eşitliği, sanatın rolü, ruhun yapısı ve idealar kuramı gibi konuları adım adım işlerler. Her konu, bir öncekine dayanarak düşünsel ve kurgusal olarak daha derin bir felsefi yapıya ulaşır.
Eseri okuyacaklar için özellikle İyi ideası,* Mağara ve Gemi Benzetmesi bölümleri kadar adalet tartışmaları, ruh kuramı, eğitim tasarımı, filozof kral öğretisi**, rejimlerin yükseliş-çöküşü konusu ve Er efsanesi kısımları eseri sadece bir ütopya olmaktan çıkararak teori ve insan ruhunun yapısına dair derin bir incelemeye dönüştürür.
Filozoflar bu devletlerde kral, ya da şimdi kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça, böylece aynı insanda devlet gücüyle akıl gücü birleşmedikçe, kesin bir kanunla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe… bu devletlerin başı dertten kurtulamaz, insanoğlu da bunu yapmadıkça tasarladığımız devlet mümkün olduğu ölçüde bile doğamaz, kavuşamaz gün ışığına.” **(s.182)
Platon’un demokrasi eleştirisi de dikkat çekici, yaşadığı dönemdeki (M.Ö. 427–347) Atina demokrasisi, bugünkü anlamda herkesin eşit oy hakkına sahip olduğu bir sistem değil, yalnızca özgür erkek yurttaşlar katılabilir, kadınlar, köleler ve yabancılar bu sürecin dışında olsa da Platon’un eleştirileri, günümüz demokrasilerinden çok daha dar katılım modeline yönelik olsa da günümüzdeki yönetimlerinde çıkarımı oldukça fazlasıyla var.
Bir düzen panayındır demokrasi, beğen beğendiğini al. (s.285)
Demokratik sistemin güçlü yanı, yurttaşlar arasında canlı bir politik kültürün bulunması ve karar süreçlerinin doğrudan halk meclislerinde yapılmasıdır. Ancak eksik yanı, toplumun büyük bir kısmının özellikle kadınların ve kölelerin tamamen dışlanmış olması, Ayrıca manipülatörler (günümüzde medya) halkı kolayca yönlendirebilmesi, liyakatsizlik yönetimde istikrarsızlık yaratmıştır. Platon, bu zayıf noktaları görerek, yöneticilerin felsefi bilgiyle donatılmış filozof krallar olması gerektiğini bilgi olmadan gücün yozlaşacağını, ancak hakikati bilenlerin yönetimi adaleti sağlayabileceğini savunuyor
Okurken Türkiye iş bankası kültür yayınlarından okudum, bazı bölümleri de DevletHüseyin Demirhan çevirisinden karşılaştırdım. Demirhan felsefi terimleri biraz daha yoğun kullanıyor, akademik bir dil hatta bazı yerlerde metafizik bir yaklaşımla kavramlara yaklaşıyor. Felsefe kitaplarındaki çeviride her kelime bir kavram taşıyıcısı ve birbirine bağlantı olacak kelimeler içerebiliyor, felsefe okurken özellikle çeviriye dikkat edilirse daha istifadeli olacaktır.
Devlet kurduğu felsefi yapıyla bu yönelişin izini sürüyor, bilinmezlikten bilgiye, gölgelerden ideaların aydınlığına uzanan bir yolculuk sunuyor.
Tarih boyunca pek çok yönetime ve sayısız edebi esere ilham vermiş bu kitap, keyifle okunacaktır.
Herkese keyifli okumalar.