“Zihnim maneviyata yabancılaşmış, aklım felsefede boğulmuş, fikrim gündelik siyasetlerle yorulmuş, kalbim dünya hayatı içinde sersem olmuştu.” (s.18)
Mustafa Ulusoy , mesleği olan psikiyatristlikten gelen altyapısıyla psikiyatri bilgisini edebiyatla birleştirerek yazılarında insan ruhunu derinlemesine inceliyor.
Özellikle insanın iç dünyasıyla inanç arasındaki dengeyi sorguluyor. Modern hayatın hengâmesinin içinde kaybolan anlamları Nietzsche Ve Babaannem kitabıyla yeniden görünür kılmaya çalışıyor.
Eseri üç ana bölümden oluşuyorİnsan Suretleri, Harita-yı İnsaniyetle Gezintiler ve _Şu Anlar. İlk bölümde mesleki yaşadıklarından, hastalarla olan gözlemlerinden ve iç dünyasındaki çatışmalardan yola çıkarak insanın içsel hassas ve kırılgan noktaları anlatıyor. İkinci bölümde insanın kendini, ilişkilerini ve modern dünyanın içinde mutluluk anlayışlarını nasıl anlamlandırdığını sorguluyor. Son bölüm olan üçüncü bölümde anı yakalamak, yitik zamanı bulmak gibi metaforlarla okurken içe bakmaya, yaşadığı anda dikkat kesilmeye ve insani varlığın derinliğini fark etmeye dair fikirlerini sunuyor.
Nietzsche’nin Tanrı’yı reddeden düşüncelerini babaannesinin imanındaki derin anlayışı denemesinde yan yana getiriyor. Bu iki farklı dünyanın karşılaşmasını, insanın anlam arayışındaki çatışmayı ve inançla akıl arasındaki dengeyi daha görünür kılıyor.
Samimi, sade ve yer yer şiirsel bir üslup kullanıyor. Anlatımı bazen içten bir itiraf havası taşıyor, bazen de sorgulayıcı bir sohbet gibi ilerliyor. Dili yalın olsa da eser, günümüz insanına anlam arayışının ve derin tefekkürün hâlâ mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Herkese keyifli okumalar.