Nasıl güzel dalga geçiyor bizimle.
Kendini ciddiye almaktan başka meziyeti kalmamış, ironiyi unuttuğunda bütün zarafetini kaybeden bizimle…
Birbirini sürekli onay, sevgi, açıklama, performans bekleyerek tüketmiş, beklentisiz bir yakınlığa, sadece susup oturmaya hasret kalmış bizimle…
Sesini kıstığımız televizyonlarda birilerinin başına bomba yağarken fayans rengini, küvetin nereye konulacağını konuşan bizimle…
Ödenecek faturaları, alınacak tuvalet kâğıdını, zorlama görüşmelerin saatlerini düşünmekten nefes almayı unutmuş; nefesini bile planlamaya çalışan, dinlenmeyi bile görev haline getirmiş bizimle…
Loe okumanın özgürleştirici bir yanı var bence. “Önemli olan şeylerin aslında o kadar da önemli olmadığı” duygusunu vermekte mahir biri çünkü. Modern dünyanın ağırlığının, küçük hesapların, “normal” olma baskısının o kadar da normal olmadığını fark ettirmesinden — ve bunu vaaz vererek değil, güldürerek yapmasından.
Gülüyor insan. Biraz da iyileşiyor.
#dilekbaşak çevirisi