Bir kısmında can çekişme esnasında düstur edindiği ilahi isim tecel­li eder. Bu isim, fiil isimlerinden ise can çekişme halindeki insan o isim karşısındaki davranışına göre hareket eder. Örnek olarak var eden an­lamında el-Hâlık, el-Bârî, el-Musavvir, er-Rezzak, el-Muhyi gibi bir fiili gerektiren isimleri verebiliriz. Böylelikle kişi, o ismi en güzel surette görür ve ona şöyle der: ‘Allah sana merhamet etsin, sen kimsin? İsim ‘Ben senin düsturunum’ der.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Tasavvuf
·
225 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
📌 Bazı insanlara can çekişme anında tenzih isimleri tecelli eder. Ör­nek olarak el-Ganî ismini verebiliriz. Bu isim ömrü boyunca insanın düsturu olmuşsa, o kişi bu ismi müşahede edişine göre onu karşılar. Acaba insan Hakk’ı ‘bir şeyden müstağni’ olması bakımından zikretmiş midir? Ya da tıpkı diğer tenzih isimleri gibi sadece Ğanî ve Hamid (müstağni ve övülen) diye mi zikretmişdir?"
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
📌 "(Can çekişenin) düsturu nitehk (na’t) isimleri olabilir. Bunlar el- Evvel, el-Ahir ve bu bağlama giren nispet isimleridir. Bu isimlerde o, böyle isimlerle Rabbini zikretme esnasında sahip olduğu ‘görelilik’ (iza­fet) bilgisine göre bulunur. Böylelikle -şifadan kabul edenlerden ise- onun bir varlığı olduğunu veya olmadığını bilir."
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
📌 "Düstur edindiği isim, her­ hangi bir kemâl niteliğini gerektiren isim olabilir. el-Hayy, el-Alim, el-Kâdir, es-Semi’, el-Basîr ve el-Mürîd isimlerini örnek verebiliriz. Bütün bunlar, murakabe ve hayâ isimleridir. Ölüm anında (bu isimler karşı­sında) onlar, zikir yaparken dünyevi amaçlardan (hangi ölçüde) arınmış oldukları halde bulunurlar. O amaçlar beşeri yaratılışa yerleşip insanın kendilerinden ayrılmasının mümkün olmadığı şeylerdir. Bu amaçlardan kurtulmanın yegâne ilacı, arızî olan ya da olmayan her varlıkta Hakkın yüzünü müşahede ederek ‘huzur’ kazanmaktır."