Puan vermedi·215 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Nisan 2018 00:00 Ursula K. Le Guin'in her sayfası edebiyat kokan, her bir sayfası deniz ve gökle, ejderha kanatlarının sesleriyle dolu büyülü Yerdeniz'ini okumaya devam...
Tehanu, yazarın Yerdeniz anlatısının dördüncü kitabı ve önceki kitaplardaki karakterlerin ve temlerin sürdürüldüğü, geliştirildiği; çok güzel yazılmış, yumuşacık dili eserin içerdiği şiddeti bile yumuşatabilen bir edebiyat eseri, bir edebiyat güzelliği.
Yerdeniz başbüyücüsü Çevik Atmaca Ged bu sefer sahip olduğu herşeyi kaybetmeyi öğreniyor: bu kitapta herkes kaybederek kendisini kazanıyor: İsmini bilmeyen Therru, Atuan mezarları sonrası kazandığı hayatının yeni dönemeçlerinde yürüyüşüne devam eden Tenar ve artık hiç birşey olmamayı öğrenmek zorunda olan Ged.
Bu kitap bir kadın kitabı kesinlikle: bütün kitap Tenar'ın iç sesinin peşinde dolaştırıyor bizi. Bu ses bizi uğradığımız her mekânda, peşine düştüğümüz her kişide, hatırlarken ve özlerken, ümit ederken ve hayâl ederken peşinden sürüklüyor: okuduğum en güzel, en yumuşak, en insancıl edebiyat seslerinden birisi olarak Tenar hayatımızın şiddet içinde, kötülükle iç içeyken bile seçimlerle dolu olduğunu düşündürüyor, ve bize yaralılardan, kaybedenlerden, yüzü ya da bedeni başkalarının kötülüğüyle, ya da kendi egosuyla, yanlış seçimlerle yara bere içinde kalmış ama yine de umut etmeye mecali olan, kendi gücünü dibe vurmakta bulan karakterlerden sevebilme gücüyle iyileşebilen insanlardan oluşmuş bir Yerdeniz adası anlatıyor. Therru, Ged ve Tenar'ın hikâyesi Yerdeniz'in güzelliği, büyülü parlaklığı içerisinde gözümüzü alıyor, Kalessin'in bir gün geri döneceği toprakların kıyısında gün batımına Ged ve Tenar'la, Therru'yla beraber bakıyor ve Yerdeniz'i seyrediyoruz.
Ged edebiyatta karşımıza çıkan en sevilesi karakterlerden birisi olduğu gibi özellikle bu kitapta Tenar'ın Ged'i bile aşan bir incelikle çizildiğini, konuşturulduğunu, düşündüğünü ve kanlı canlı gerçek bir insana dönüştüğünü söylemek gerek. Bu, bir yazar için çok güzel bir maharet.
Şu dünyaya Yerdeniz'i bırakabilmiş olmak bile ne güzel. Ursula K. Le Guin'in daha nice güzel eserleri var. Bu kadar güzel bir eserin, bu kadar güzel çevrilebilmiş olması da türkçe için bir gurur vesilesi olmalı. Bir röportajda yazarın sesini, bir ümitle, yakalayabildiğini söylüyordu Ursula K.Le Guin'in bütün eserlerinin çevirmeni. Bu sesin Yerdeniz'in ilk dört kitabında da aynı güzellikle, titizlikle bize ulaşabildiğini söylemek gerek.
Herkesi Yerdeniz'de Ged'le dolaşmaya ve öğrenmeye, ümit etmeye ve büyümeye, yaşamayı ve ölmeyi kabullenmek üzere Ufkabakan'a binmeye, Uçyörelere açılmaya ve Roke'u görmeye, en uzak sahillere ulaşmayı hayâl etmeye çağırıyorum....
"söz sessizlikte , ışık karanlıkta , yaşam ölürken ; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca..."