Kitabı okurken düşünüyor insan. Ama neyi düşündüğünü bulamıyor. Nazlı'yı seviyor mu bilemiyorsun, tek kalmış kimsesi olmayan birisini anlamaya çalışıyorsun olmuyor, işsiz birisini anlamlandırmaya çalışıyorsun olmuyor. Bir şeyler var ama ne diye düşünüyorsun. Böyle bir kitap. Okunması gerekli mi gereksiz mi bir şey diyemiyorum. Yazarın bu kitabında cinsellik üzerine bir sıkıntısı olduğunu seziyorum. Bir şeyler söylemek istiyor ancak söyleyemiyor gibi çekingen, utangaç..
"İstanbul'da gün boyu dolaşırken dünyanın haline üzüldüm. Ankara'da insan sadece Ankara'nın haline üzülüyor."
Barış Bıçakçı