Ruh Adam
9/10
·308 syf.··
2025 22. kitabı
Hüseyin Nihal Atsız: radikal fikirleri ile kimine göre Turancı-Türkçü düşüncenin fikrî lideri, kimine göre beş para etmez bir faşist. Siyasi görüşlerin havada uçuştuğu bir ortamda, herkesin birbirini itham ettiği bir dönemde fikirlerini özgürce beyan etmesi belki onun edebî yönünü gölgelemiştir. Politik görüşlerini bir kenara bırakıp bu Ruh Adam'ı bir tahlil ediverelim bakalım! Evvela Atsız, bu romanın tamamıyla muhayyel olmadığını belirtmiştir. Kendi hayatından ve yaşam öyküsünü teşkil eden olaylardan parçalar barındırır. Yüzbaşı Selim Pusat, monarşi taraftarı bir subaydır. Tek hakikati harp ve askerlik olarak gören Pusat, fikri olarak anlaşılması zor bir insandır. Cumhuriyet yanlısı bir albay ile girdiği münakaşada hakiki fikrini ifşa eder. Oysa cumhuriyete yemin eden bir subay, bu rejime düşman olup askerlik yapabilir mi? Vatan haini damgası yer, hapis yatar. Yegane dostu Şeref ise intihar eder. Garip, kimsesiz, gururlu Şeref... İnsanlara karşı tiksinti besleyen bu Yüzbaşı Pusat, tekdüze bir yaşam sürdürmektedir. Fakat bir vakit hayatı öyle bir değişime uğrayacaktır ki adeta mahvolur. Ruhsal buhranların pençesinde, hayal ile gerçek arasında bir sembolizmin içinde kendimizi buluruz. Romandaki vakalara değinmek istemem. Ancak şunu söyleyebilirim ki aşk, tarih, felsefe, psikoloji gibi tüm ilimleri edebiyat ve şiir ile harmanlayan Atsız bu şaheseri ortaya çıkarmıştır. Öyle muazzam sahneler var ki birine bilhassa değinmek isterim. Yüzbaşı Selim Pusat, Tanrı'nın huzurunda sorguya çekilir. Öyle bir sorgudur ki Hz. Muhammed, Zerdüşt, Buda, Kültigin, Cengiz Han, Çağrı Bey, Kürşad, Oruç Bey, Mete Han burada sanıklardır. Bu muhayyel mahşer sahnesinin heybeti ve tesiri çok büyük oldu. Kitapta öyle anlatımlar var ki gerçeküstücülük ile harmanlanmış bir edebiyat şöleni. Kitap da bir de aşk üçgeni dönüyor ve adeta "Karar ver artık kimi daha çok sevdiğini/Karasız olma sen, üzme herkesi" şarkısı zihnimizde tekrarlanıyor. En önemlisi içerisine şiir serpiştirilen romanda Atsız'ın kanımca en güzel şiiri Geri Gelen Mektup'un bulunmasıydı. İncelememi sanki eşinin benzerinin yazılması mümkün olmayan güzellikteki Geri Gelen Mektup ile bitirmek istiyorum: Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden; Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu… Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkinin tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlah’ın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden… Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olsaydı. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler… Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma “Kaabil”; İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum. Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskanıyordur. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur, Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
·
128 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.