Sabahattin Ali’nin 1935 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan “Değirmen”, kitaba ismini veren aynı adlı öykünün yanı sıra toplamda on altı farklı hikâyeyi barındırır. Kitap, yazarın 1927-1934 yılları arasında yazdığı öyküleri bir araya getirir. İlk hikâyede Atmaca ile Değirmencinin kızı arasında aşk öyküsü geçer. Kız çok güzeldir ama tek kolunun olmaması ileride Atmaca’nın ona sevgi duyması değil acımasından öte gitmeyeceğini düşündürür çünkü kız ne kadar sevse de sarıldığında bir uvzu eksik olduğu için kendine yakıştıramaz ama genç çocuk bu aşkının karşılıksız olduğunu kanıtlamak için tek kolundan feragat eder ve kolunu keser. Ömür boyu bu acıyı çekeceğine bir defaya mahsus bunu çekip gerçek aşkına kavuşacağını düşünür. Bu ilk öyküde aşkın bencilliğini, gösterişten uzak, saf ve derin duygularla yaşanışını, toplumsal yargıların ve fiziksel kusurların aşk üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serer. Gerçek sevginin, fedakârlığın ve içtenliğin; gösterişli sözlerden ve beklentilerden üstün olduğunu anlatır. Hikayelerin hepsine değinmektense diğer bir ilgi çekici Kazlar öyküsünden bahsetmek istiyorum. Kadının birinin eşi hapishanededir ve eşinden gelen mektubu bir köy öğretmenine okutur. Mektupta ise iki kaz getirmesini ve hapishane gardiyanına vermesini talep eder böylece bitli ve çok pis bir yerden başka düzgün bir ortama geçirileceğinin vaadini aldığını söyler ama elinde tek kaz olan kadın derin düşüncelere dalar bu aynı zamanda tek geçim kaynağıdır. Başka çaresini bulamayan kadın bir kaz da çalmaya karar verir. Daha sonra bu kazlarla eşinin mapus olduğu yere gider ve kapıdan kime getirdiğini sorduklarında hemen bırakmasını ve yarın kendisine teslim edeceklerini söylerler ama eşi çoktan ölmüştür ve kadın da yakalanır ve mahkum edilir 2 ay kadar içeride yattıktan sonra eşinin hayatta olmadığını öğrenir. Hikayelerde çoğunlukla hüsran hakim. Yoksulluk ve fırsat eşitsizliği de ön plana çıkan başka bir ayrıntı. Sabahattin Ali, eserinde de gözlem gücünü ve incelikli üslubunu kullanarak okuyucuyu derinden etkileyen hikâyeler sunar.
“O kadar yalnızdım ki, kime elimi uzatsam boşluğa düşüyordu. Yalnızlığın da bir rengi olmalıydı.” Her hikaye sonunda derin düşünceler.. DeğirmenSerkan ALANSabahattin Ali