Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·140 syf.··
2021 209. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 01:27
Sen hiç, bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım? .... ...... ....... Ben çok eskiden böyle bir değirmen görmüştüm adaşım ama bir daha görmek istemem. Değirmeninin içini geziyorsunuz, içinde var olanları sesiyle, soluğuyla isiyle, pasıyla geziyorsunuz. Tam burada işte bu cümle devreye giriyor. Bu cümle okurun merak duygusunu en can alıcı yerinden vuruyor. İkilem arasında kalıyorsunuz. Ya anlatıcının değirmeni ya da kendi değirmeniniz ile başbaşa kalacaksınız.
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2022 118. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2022 15:00
o kadar güzel hikayeler arasından ilk ve son hikayeye vurulan gönlüm rahmi beye mi üzülim atmaca ya mi şaşırım bilemedim biri kavuşmanın bir yolunu bulmuşken biri bir daha görememiş bile bu arada insanların duygusal geçişleri o kadar iyi işlenmiş ki alıp ordan oraya savuruyor insanı
Düşünce
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
Yorum
9/10
·144 syf.··
2021 83. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2021 20:22
Merhaba bugün Değirmen yorumu ile geldim. İçinde kısa kısa 16 öykü var, kitap ismini ilk hikaye olan Değirmenden almaktadır. İçinde çok farklı, hayattan parçalar var açıkçası Sabahattin Alinin hayatı bu kadar iyi işlemiş olması ve hayatın içindekilere karşı farkında olması benim hoşuma gidiyor. Şahsen hatayı içindekileri farklı bakış açısı ve yazım ile kaleme alması hoş bir şey bence herkes yapamaz bunu. Çıtır çerezlik hemen bitirebileceğiniz güzel bir kitap. Uzun soluklu kitaplardan sıkılanlara özellikle öneririm hem kafa dağıtmış olursunuz.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2021 02:10
Sabahattin ali den okuduğum 2. Öykü kitabıydı Değirmen. Sırça köşk güzeldi ama sevememiştim o yüzden biraz önyargıyla okudum kitabı. Ama gerçekten de çok güzeldi iyi ki okumuşum dedim çok sevdiğim kitaplar arasına girdi içinde 16 tane öykü var 3 kısıma ayrılmış kitap ben 1. Ve 3. Kısımdaki hikayeleri çok daha sevdim ama genel olarak da çok güzel bir öykü kitabıydı genelde öykü okumaya karşı da biraz önyargılıyımdır ama bu önyargıyı ömer seyfettinin yüksek ökçeler kitabıyla kırmıştım ve Değirmen daha da çok önyargılarımı kırdı çok daha fazla öykü kitabına yer vereceğim artık kitaplığımda. En sevdiğim öyküler ise: Değirmen- Kurtarılamayan Şaheser- Kırlangıçlar- Viyolonsel- Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi- Bir Delikanlının Hikayesi bunlar en sevdiklerimdi. Zaten Sabahattin Ali den kötü bir kitap bekleyemeyiz bence tüm kitaplarını da okuyacağım bir yazar. Herkese öneririm bu kitabı.
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·144 syf.··
2021 9. kitabı
Öncelikle bu dönem sürekli Sabahattin Ali kitaplarını okudum ve şuan elimde başka Sabahattin Ali kitabı yok.4 kitabını da okumuş biri olarak söylüyorum.Çok ama çok iyi bir yazar, ben yazış şekline, herşeyine bayıldım.Kitaba gelicek olursak HA-Rİ-KA.Kesinlikle çok beğendim.Hikayelerin bir çoğu bana Stefan Zweig tarzı gibi geldi.Yani bu hikayeyi önüme koysalar ve "Sizce bunu kim yazmıştır ?" Deseler Stefan Zweig derdim.Yani söyleyeceklerim bu kadardı.Okumanızı öneririm ve hepinize iyi geceler dilerim.
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·144 syf.··
2021 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 14:42
3 bölüm ve 16 kısa hikayeden oluşuyor değirmen. Her bir hikayede başka bir konu işlenmiş. En temiz yönüyle aşk, fakirlik (her daim baş tacı olmuş o dönem yazarların), adaletsizlik ve zenginin fakiri ezişi. Yazarımız yaşadığı döneme öyle güzel ışık tutuyor ki. Kendinizi bazen o hikayenin içinde baş kahraman olarak bulabilirsiniz yada ben olsaydım kesinlikle onu öyle bitirmezdim diyebileceğiniz bir duruma sokuyor sizi. Keyifli okumalar.
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
Koşmaktan görmeye vakti olmayan kırlangıçlara…
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2022 11:33
Koşmaktan görmeye vakti olmayan kırlangıçlar gibi yaşadığımız şu hayatta, azıcık nefes alıp dinlenmek için… Korkuyu, ümitsizliği, masumiyeti, aşkı ve sevgiyi barındıran bir insan profili anlatılmaya çalışılmış. Kısacası Anadolu insanı vurgulanmış... Özellikle “gerçek sevgi” duygusunun yüreğin derinlerinde hissedildiğini okurken hissetmek, insanın içini ısıtıyor.. Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi ? Pekala, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin? Hem biliyor musun,bu aptalca bir laftır: Kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... Göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun... Siz sevemezsiniz adaşım. "Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa, 'Dünyada neler gördünüz?' dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki..."
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 61. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2020 18:59
"Iyiyi kötuden ayırma külfetini okuyucuya bıraktığım için özürdilerim" diyor. Sabahattin Ali bu nasıl bir inceliktir. "Değirmen" öyküsünde ki "Atmaca" gibi sevmek ve "komik-i şehir"öyküsünde ki "Viktor"gibi koşulsuzca sevilmek isterdim. Sevmek sevilmek muhakkak güzel şeyler lakin kıymet bilmeyenlerin ellerinde ziyan oluyorlar malesef. Hikayeler sizleri oldugunuz zamandan mekandan alıp uzaklara goturuyor. Her oykünün gizlediği sırları var bence. Sabahattin Ali severler eminim onun dilinden anlıyordur. Her kelime aslında olduğundan çok daha fazla duygu ifade ediyor.Kitapta 16 ayrı öykü bulunmakta. Toplumsal duyarlılığı en üst seviye de olan yazar yine kalemini konuşturmuş. Hepsi birbirinden guzel ve ince detaylara sahip hikayeleri severek okuyacaksınız. Keyifli okumalar dilerim
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
Değirmen
Puan vermedi·144 syf.··
2025 90. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 21:02
Sabahattin Ali’nin 1935 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan “Değirmen”, kitaba ismini veren aynı adlı öykünün yanı sıra toplamda on altı farklı hikâyeyi barındırır. Kitap, yazarın 1927-1934 yılları arasında yazdığı öyküleri bir araya getirir. İlk hikâyede Atmaca ile Değirmencinin kızı arasında aşk öyküsü geçer. Kız çok güzeldir ama tek kolunun olmaması ileride Atmaca’nın ona sevgi duyması değil acımasından öte gitmeyeceğini düşündürür çünkü kız ne kadar sevse de sarıldığında bir uvzu eksik olduğu için kendine yakıştıramaz ama genç çocuk bu aşkının karşılıksız olduğunu kanıtlamak için tek kolundan feragat eder ve kolunu keser. Ömür boyu bu acıyı çekeceğine bir defaya mahsus bunu çekip gerçek aşkına kavuşacağını düşünür. Bu ilk öyküde aşkın bencilliğini, gösterişten uzak, saf ve derin duygularla yaşanışını, toplumsal yargıların ve fiziksel kusurların aşk üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serer. Gerçek sevginin, fedakârlığın ve içtenliğin; gösterişli sözlerden ve beklentilerden üstün olduğunu anlatır. Hikayelerin hepsine değinmektense diğer bir ilgi çekici Kazlar öyküsünden bahsetmek istiyorum. Kadının birinin eşi hapishanededir ve eşinden gelen mektubu bir köy öğretmenine okutur. Mektupta ise iki kaz getirmesini ve hapishane gardiyanına vermesini talep eder böylece bitli ve çok pis bir yerden başka düzgün bir ortama geçirileceğinin vaadini aldığını söyler ama elinde tek kaz olan kadın derin düşüncelere dalar bu aynı zamanda tek geçim kaynağıdır. Başka çaresini bulamayan kadın bir kaz da çalmaya karar verir. Daha sonra bu kazlarla eşinin mapus olduğu yere gider ve kapıdan kime getirdiğini sorduklarında hemen bırakmasını ve yarın kendisine teslim edeceklerini söylerler ama eşi çoktan ölmüştür ve kadın da yakalanır ve mahkum edilir 2 ay kadar içeride yattıktan
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·144 syf.··
2024 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 22:38
Kitap bir kaç farklı hikayeden oluşuyor öyle hikayeler var ki eğer melakolik bir havadaysanız sayfalarda bu aynı ben diyorsunuz her sayfayı alıntılamak istiyorsunuz. Yine öyle hikayeler var ki benim için hiç bir anlam ifade etmedi 3 sayfayi okurken bile sıkılıp atlamak istediğim oldu. Buna rağmen o birkaç hikaye için ve onlardan çıkarmanız gereken dersler için herkese öneririm iyi okumalar :)
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.