Aşk,Yalnızlık ve İnsan Ruhunun Derinlikleri
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 00:00
Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna Bu kitabı duymayan yok gibi… O kadar çok övgü duymuştum ki, sayfalarca post ve paylaşım gördükdün sonra yıllar önceden aldım ve koleksiyonuma ekledim. Uzun süredir kitap rafımda olmasına rağmen, okumaya birkaç gün önce başladım. Kitabı eline alırken insan ister istemez düşünüyor: “Acaba gerçekten söylendiği kadar iyi mi, yoksa popüler kültürün abartısı mı?” Ama ilk 20 sayfayı geçtikten sonra anlaşılıyor ki, Sabahattin Ali sadece bir aşk romanı yazmamış. Yazarın kalemi çok etkileyici. İnsan psikolojisini, tereddütlerini, korkularını öyle bir hassasiyetle tasvir ediyor ki, okurken istemsizce düşünüyorsun: “Bunu ben de hissetmiştim ama adına koyamıyordum.” Kitabı beğendim. Nefessiz okuyacağınız romanlardan.Buradan sonrası spoiler içerir… Kitabı okurken bir şey çok dikkatimi çekti. Kitapta Berlin bölümleri ne kadar canlı ve renkliyse, Ankara bölümleri bir o kadar gri ve bunaltıcı. Bu kontrast, kahramanın iç dünyasındaki uçurumu mükemmel yansıtıyor; Maria ile birlikteyken ne kadar renkliyse, Mariasız kaldığında hayatının karardığını her yönüyle hissettiriyor yazar. Çoğu kişi bu kitabı “aşk romanı” olarak tanımlıyor. Ben okurken biraz farklı düşüncelere kapıldım. Bana göre bu, bir “yalnızlık ve kendini tamamlama” hikayesi. Maria Puder sadece bir kadın değil; Raif Efendi’nin kendi içinde eksik olan cesareti, yaşam aşkını ve isyanını temsil eden bir aynadır. Nasıl ki insanlar çift yaratılmıştır ve mutlu olmak için diğer yarını bulmalısın derler, işte Maria onun kimliğidir. Raif Efendi Maria Puder’i bulduktan sonra ona bir anda çok bağlanması, onun kendi diğer yarısı olduğunu düşünmesidir. Sabahattin Ali’nin dili sade, ama duygusal fırtınalarla dolu. Kitapta en çok beğendiğim cümle şuydu: "Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi." Bu cümle, bir insanı dünyadaki her şeyden çok sevmenin ne demek olduğunu tamamen açıklıyor. Kitapın sonu tabii ki birçok aşk romanında olduğu gibi hüsranla bitiyor. Ben sonunu Mark Levin’in “Neredesin ” eserine benzettim. Sadece orada baba, kızına kavuşuyor ve bundan sonraki hayatının bir parçası haline getirerek hayatını güzelleştiriyor. Burada ise baba, tesadüf sonucu kızı olduğunu öğrendiği kişiyle karşılaşıyor, ama onun hayatına hiçbir etki etmeden dünyadan ayrılıyor. Bu bölüm sanki insanın boğazında bir düğüm bırakıyor. Ama bu düğüm, Raif ve Maria’nın kavuşamamasından kaynaklanmıyor. Bu düğüm, bir insanın kendi hayatını yaşama şansını kaybetmesinden, “tesadüflerin” kurbanı olmasından ve en önemlisi, anlaşılmadan ölüp gitmesinden doğan kederdir. Bu kitap bana şunu öğretti: Hayatta en korkutucu şey, yarı eşini bulamamaktır değil; bulup sonra kaybetmek ve ömür boyu o kaybın gölgesinde yaşamaktır.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.