Son zamanlarda ne de çok şiir okumalarına denk geliyorum..
Mısralar.. dizeler.. incelemeler..
1K sakinleri mi duygusallaştı yoksa ben mi şiir okuyanlar kervanına katıldım ..
muamma..
Bu kitap için bir inceleme yazmayacaktım aslında. .
Çünkü çok güzel özel bir yeri var bende. .
Yazıyorsam da sakın sanmayın anlatacağımı..
O bende..
Ve hatırasının diğer sahibinde..
İki kişinin bildiği sır sayılmaz derler..
Bence sayılır..
Çünkü hiçbirşey iki kişinin bildiği gibi değildir..
Herkes kendi tarafınca bilir ve şahittir eşya..sokaktan geçen herhangi biri..
Ve saklanır sesler kainatın herhangi bir yerinde..
Ve bilinen şey asla aynı şey değildir..
Çünkü en başta niyetler ve hissettirdiği şeyler farklıdır her birinde..
Dedim ya daha önceden ben çok şiir okuyanlardan değilim..
Hiç olmadım da..
Hayat bana şiir gibi naif olmayı değil dimdik ayakta durmayı talim ettirdi yıllarca..
En içten duygularımı şiir gibi anlatmayı değil hep pençelerimin arkasına saklamayı öğretti..
Ondandır belki çok da etrafımda kimse olmadı. .
Pençe bu şakası olur muydu..
Ya da durduk yere ne gerek vardı değil mi pamuk şekerler dururken pençeye..
Bir insan neden şiir gibi olur ki..
Hayatın yorgunluğundan kalbin ağırlığından konuşmaya mecali kalmamış ve derdini üç beş kelimeye Rar lamış olmaktan olmasın sakın..
Susmak belki en iyi yoldur lakin bazen fışkırır içte birikenler kendiliğinden..
İşte o zaman ya taşkın öfke selleri ya da şiirler çıkar ya..
İşte tam da ondan. .
İşte böyle..
Hayat pamuk şeker olmaktan başka şeyler de düşürdü payımıza..
Ve öfkem üstü kalsın diyerek bıraktı hayatı yavaşca...